Ahmed Yesevî

Mutasavvıf, Şair

Doğum
Ölüm
Diğer İsimler
Ahmed bin İbrahim bin İlyas Yesevî, Ahmet Yesevi

Mutasavvıf ve şair (D. 1093 ? , Sayram / Türkistan – Ö. 1166/67, Yesi). Tam adı Ahmed bin İbrahim bin İlyas Yesevî’dir. Yesevî’nin doğduğu yer, bugünkü Kazakistan’ın sınırları içinde, Doğu Türkistan bölgesinde, Çimkent kentine yedi kilometre uzaklıktaki Sayram denilen bir yerdir. Yesevî adı da, Yesi kentine mensup olduğu anlamına gelmektedir. Yesevî’nin doğum tarihi tahminîdir. Babası Hace İbrahim Şeyh ve manevi babası da Arslan Baba’dır. Baba’nın ölümlerinden sonra Buhara ve Semerkant’ta Şeyh Yusuf Hemedani’nin yanında eğitimini tamamladı. Yusuf Hemedani’nin Melameti-Kalenderi şeyhi olduğu söylenir. Hoca Ahmed Yesevî’nin yaşadığı Maveraünnehir’deki Buhara ile Seyhun’un doğusundaki Sayram ve Yesi kentleri, onun doğumundan çok önce İslâm devleti sınırları içine girmişti. Bu yerleşim bölgelerinde halkın çoğunluğu Müslümanlığı kabul etmiş Türklerden oluşuyordu. Ancak yine de Türklerin henüz büyük bölümü Müslüman olmuş değildi. Yesevîliğin yayıldığı Sir-i Derya, İlek ve Fergana bölgelerinde yaşayan Türkler o döneme kadar Mazdeizm, Mani, Sanavi gibi değişik inanışlara sahiptiler. Müslüman olan ve olmayan Türkler arasında savaşlar sürüyordu, aralarında birlik yoktu. İşte Hoca Ahmed Yesevî böyle bir dönemde dünyaya gelmişti.

Ahmed Yesevî’nin babası, Sayram’ın tanınmış kişilerinden, keramet sahibi ve Hz. Ali sülalesinden geldiği kabul edilen Şeyh İbrahim’dir. Ahmed Yesevî, annesini ve babasını art arda kaybedince küçük yaşta ablasıyla birlikte Yesi kentine göç etti. Burada Arslan Baba, Bahaeddin İsficabî gibi tanınmış mutasavvıflardan dersler alarak yetişti. Arslan Baba’ya mürit olarak on altı yıl hizmette bulundu. Şeyhi öldüğünde, yirmi üç yaşında Buhara’ya giderek Yusuf Hemedanî’ye bağlandı ve otuz yaşında onun halifesi (baş imam) oldu. Otuz beş yaşında iken şeyhinin izniyle Yesi’ye giderek başladığı irşad (Hak ve hakikate, iyiye, doğruya tercüman olmak, Allah yolunu göstermek) faaliyeti ile oradaki Kıpçak, Oğuz ve Karlukların piri ve böylece Türk tasavvufunun kurucusu oldu. Birçok halife yetiştirdi. Kendisinden sonra yerine geçen kişilerin üçüncüsü olarak Ahmed-i Yesevî Hazretleri’nin Hâcegâniyye yoluna; Yusuf-u Hemedânî ve Abdülhâlik-ı Gücdevânî’den Bahâeddîn Nakşıbend’e doğru gelen tarikat yolunun postuna oturdu.

Hoca Ahmed Yesevî, Türkler arasında Müslümanlığın yayılmasında büyük rol oynadı ve böylece Türk birliğinin kurulmasına da çok büyük hizmetleri oldu. Hayatının sonlarına doğru inzivaya (kendi isteğiyle yalnız kalma) çekildi. Geçimini sağlamak için tahtadan yontarak kaşık ve kepçe yaptığı söylenir. Türkiye’de 1993 yılı Ahmed Yesevî’nin anısına ayrılmıştı. Ayrıca “Ahmed Yesevî Üniversitesi” adıyla bir de üniversite kuruldu. Türkistan’ın Yesi kentinde gözlerini yaşama kapayan Yesevî, Anadolu’ya hiç gelmemiş olmasına karşın, Anadolu’da tanınır ve sevilir. Yaygın olan kanaate göre, Mevlânâ, Yunus Emre ve Hacı Bektaş-ı Veli gibi Anadolu ekollerini ve Aleviliği etkilemiştir.

Timurlenk, düşünde Ahmed Yesevî’nin kendisine zaferler haber verildiğini görmüş ve ona bir teşekkür mahiyetinde, Yesi kentindeki mezarının üzerine türbe yaptırmıştır (1389-1405). Türbeye dahil olan bir de cami ve imaret  (yoksullara yardım amacıyla oluşturulan hayır kurumu) vardır. Yesevî Türbesi, 2002 yılında UNESCO tarafından dünya tarih mirası eseri olarak kabul gördü. Ahmed Yesevi’nin türbesi Türkiye Cumhuriyeti tarafından, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) aracılığıyla tamir edilmiştir.

Ahmed Yesev, ”Divan-ı Hikmet” adıyla yüzyıllar sonra derlenecek olan “Hikmetleri” aracılığıyla Türklere İslam’ı kolaylaştırarak benimsetmiştir. Bunun için İslam inancını, Türk gelenek, inanç ve yaşam tarzı ile uygun biçimde sentezleme yolunu seçmiştir. Üstelik bu yolu seçen kimi din bilginlerinin sapkınlıkla ve dinden çıkmakla suçlanmasına karşın, Yesevî başarıyla yolunu (tarikatını) kurmuş ve geliştirebilmiştir. Eski Türk inanışlarından, adetlerinden bir bölümünü İslam dininin içine alarak, dinlerini yeni değiştirmiş olan Türk topluluklarına dinin özünü, yani felsefi yönünü tanıtmıştır.

Türkistan Türklerinin İslam’ı kitleler halinde kabul etmeye başladığı X. yüzyıl, Türk dünyası için tarihi bir dönüm noktası olmuştur. Bu yüzyıldan itibaren Türkler, kendilerine özgü bir İslamiyet anlayışını benimsemişler, günümüz de dahil olmak üzere, Türklerin toplumsal yaşayışları da, kurdukları devletler de ne eski Türklerinkine, ne de Araplarınkilere benzemiştir. Yesevi, Arapça ile Farsçayı çok iyi bilmesine karşı eserlerini ısrarla Türk dilinde vermiştir. Şair Yahya Kemal Beyatlı’nın Ahmed Yesevî hakkındaki yorumu şöyledir: “Şu Ahmed Yesevî kim? Bir araştırın, göreceksiniz. Bizim milliyetimizi asıl O’nda bulacaksınız.”

Ahmed Yesevî, İslâm tarihinin en büyük ahlâk önderlerinden biridir. Ortaya koyduğu ahlak felsefesi, kötülüğü temsil eden nefsin terbiye edilmesi inanç ve anlayışına dayanır. Yesevî’ye göre nefsi terbiye edip ahlak çöküntülerinden arındırmak, iradeyi güçlendirip nefsi kontrol altına almak gerekir. Ahmed Yesevi’nin müritleri ve takipçileri ölümünden önce ve ölümünün sonrasında, XII. yüzyılın ortalarından itibaren diğer bölgeler gibi Anadolu’ya da gelerek görüşlerini yaymaya devam ettiler… Ahmed Yesevî, İslâmı yaymak ve halkı tasavvuf doğrultusunda aydınlatmak üzere adına “hikmet” denilen hece ölçüsüyle manzumeler de yazdı. Şiirleri, didaktik özellikte sade bir söyleyiş ve temiz bir Türkçe ile yazılmış olup halk arasında geniş biçimde yayılmıştır. Yesevî’nin şiirleri “Divân-ı Hikmet” adlı bir kitapta toplanarak yayımlandı.

“Ulu Türkistan alanında Ahmed Yesevi’nin İslâm’ı Türkistan’a yayan insan olduğuna inanılır. 19. yüzyılda Ulu Türkistan’ı dolaşan Macar Prof. Vamberi Armin seyahatnamesinde anlatıyor: ‘Her geçtiğim Türk obasında Ahmed Yesevi’nin Hikmet ve münacaatına rastladım. Türkler bu manevi irşadı coşkunlukla okuyorlardı. Her obada Divan-ı Hazret-i Sultan-ül Arifin Hoca Ahmed Yesevi’nin şiirlerini vecd ile okuyan kadın ve erkeklere rastladım.” (...) Türkiye Türklüğü içinde milyonlarca insan, yani Hacı Bektaş geleneğine bağlı olanlar ‘Pirlerin Piri’ olarak Ahmed Yesevi’yi bilirler. Öğretmenlerin öğretmeni ve Hacı Bektaş’ın öğretmeni.... Bazı kümeler için doğrudan ‘Pir’dir, Ahmed Yesevi. Türk Dünyası’nda Ahmed Yesevi’nin etkileri çok derindir. Mezhep ve tarikat anlayışlarını kaplayan bir etkidir bu. (....) Biz Türkler Ahmed Yesevi yolu ile İslâm’ı tanıdık. (...) Ahmed Yesevi yolu bizi bize; bizi birbirimize, bizi çağa ve bizi insanlığa ulaştıracak yoldur.” (Namık Kemal Zeybek)

“Bizim için Ahmed Yesevî’yi bilmek, kendi Millî fıtratımızı, tarihimizi, kültürümüzü, dinimizi ve kısaca kendimizi bilmektir. Yesevîlik kültürü, kendi fıtratımıza dönmedeki ferî ve toplumsal nefisimizi arıtmadaki, yüceltmedeki ve böylece kurtuluşa erişmedeki bir ümit kapısıdır. Türk Dünyası’nın manevî önderi olan büyük mutasavvıf Hoca Ahmed Yesevî aynı zamanda Türk-İslâm Düşüncesi’nin beslenme ve teneffüs kaynağı olarak görülmektedir.” (Dosay Kenjetay)

ESERLERİ: Divan-ı Hikmet Şiirleri (Türk tasavvuf edebiyatının çok önemli ve bilinen en eski örneklerini içermektedir), Akaid (İslamın esaslarının yer aldığı temel bir eserdir), Fakrname (Öğrencileri tarafından yazılmış ve kendisine mal edilmiştir).

KAYNAKÇA: Vahap Kabahasanoğlu / Ahmed Yesevi - Edip Ahmed (1984), Kemal Eraslan / TDV İslâm Ansiklopedisi (c. 2, 1989), Esad Coşan / İlim ve Sanat (Temmuz 1992), Mehmet Şeker / Hoca Ahmed Yesevi (1996), Mustafa Tatçı / Yesevîlik Bilgisi (C. Kurnaz, M. İsen ile birlikte, 1998), Behçet Necatigil / Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü (18. bas. 1999), Namık Kemal Zeybek / Ahmed Yesevi Yolu (2002), Dosay Kenjetay / Hoca Ahmed Yesevi’nin Ahlak Felsefesi (2003), İhsan Işık / Ünlü Fikir ve Kültür Adamları (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi, C. 3, 2013) - Encyclopedia of Turkey’s Famous People (2013) - Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (Cilt 12, 2017).

 

FOTO GALERİ

İLGİLİ BİYOGRAFİLER

Devamını Gör