Biyografya
Profil
Şeyh Muhamed Can (Aktepeli)

Şeyh Muhamed Can (Aktepeli)Bu sayfa sizin mi?

Doğum
1906
Diyarbakır, Türkiye
Diğer İsimler
Şeyh Şamî (Şam'ın Şeyhi)

Mutasavvıf ve alim (D. 1906, Aktepe köyü / Çınar / Diyarbakır , Ö. aynı yer). Şeyh Hasan oğlu Şeyh Abdurrahman Aktepe'nin kardeşidir. Tahsilini Şam'da tamamladığı için kendisine Şeyh Şamî (Şam'ın Şeyhi) unvanı verilmiştir.

Ağabeyi Şeyh Abdurrahman'dan iki yaş küçük olduğu için, babası Şeyh Hasan Nuranî'nin yanında, küçük yaşta medresede ilk dersini almış, babasının vefatından sonra da ağabeyi tarafından medresede eğitime tabi tutulmuştur. Daha sonra Şam'a gidip tahsilini tamamlamıştır. Şeyh Abdurrahman, ilim adamı olduğu için, şeyhlik yapmamış, o hem ders vermiş, hem de on üç eser vererek kendini tasavvuf ilmine adamış olduğundan, kardeşi Şeyh Muhammed Can'a hilafet vermeyerek onu Şam'a göndermiştir. Şeyh Muhammet Can, Şam'a giderek tahsilini tamamladıktan sonra Halitgiller'den icazet alarak Aktepe'ye geri dönmüş, ağabeyinden, medrese derslerini vermek üzere, görevi devralmıştır. Ondan sonra medrese eğitiminde tüm sorumlulukları kendi üzerine almıştır. Şeyh Abdurrahman da, gönül rahatlığıyla, bu görevi ona devrederek, ayrıca rahat çalışma zemini hazırlamıştır. Zaman zaman Aktepe'yi terk ederek, özellikle yaz aylarında, rahat çalışabileceği serin yerlere gitmeyi tercih etmiştir. Tek başına medreseyi idare eden Şeyh Muhammet Can, medrese yükünün ağırlığından olsa gerek, ancak iki eser verebilmiştir. Ağabeyine medreseyi idare etmesi için ricada bulunarak bir kez Hicaz'a gitmiş, hac farızasını yerine getirip döndükten sonra medresenin sorumluluğunu tekrar üstlenmiştir.

Şeyh Muhammed Can'ın ne kadar munis yaradılışta olduğunu, eseri Leyla-u Mecnun'da görmek mümkündür. Tasavvuf görüşü, ilmi ve yumuşak dili, onun halim bir zat olduğunu göstermektedir. Dili sade bir Kürtçedir. Yazılarında Diyarbakır ağzı tercih edilmiş olup, gayet fasihtir. Kafiye düzenine pek önem vermiş, beyit geçişleri mükemmeldir. Aruz veznini ustalıkla kullanmış, Ağabeyi Şeyh Abdurrahman kadar ağdalı bir dil kullanmamış, sadeliği ön plana almış olup Arapçası mükemmeldir. Şeyh Muhammed Can, 1906 yılında, ağabeyi Şeyh Abdurrahman'dan kırk gün önce vefat etmiştir.

ESERLERİ:

Leyla-u Mecnun (1881 tarihinde, tamamı Kürtçe olarak kaleme alınmış olup iki yüz (200) sayfadan ibarettir. Bu eser o zamanın edebi akımına uyularak yazılmış, Leyla ile Mecnun'un hikâyesidir. Kürtçe yazılan ilk Leyla-u Mecnun hikâyesi olduğu için ayrıca değerlidir. Eser, arap alfabesinden Latin alfabesine çevrilmiş olup İsveç'te yayımlanmıştır. Bir çok eserin çevirisi gibi, bu kitabın da Latin alfabesine uygulanması, Zeynel Abidin Zinar usta tarafından gerçekleştirilmiştir. Piyasada mevcuttur), Sarf ve Nahiv  (Arap dili ve grameri ile belagatı gayet anlaşılır bir Arapça ile, en ince teferruatı ile malumat veren bir eserdir. Bu eser, Şeyh Muhammed Can'ın iyi Arapça bildiğinin bir kanıtıdır), Dualar.

KAYNAK: Aktepe ailesinden yazar Abdullah Pertev Işık'tan alınan bilgiler, İhsan Işık / Diyarbakır Ansiklopedisi (2013) - Geçmişten Günümüze Diyarbakırlı İlim Adamları Yazarlar ve Sanatçılar (2014) - Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (C. 12, 2015).

Biyografya'dan haberdar olun

Yenilik, gelişme ve kampanyaları ilk siz öğrenin.

Abone olarak tarafınıza e-posta ile ticari elektronik ileti gönderilmesini kabul edersiniz. Dilediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.