
Mustafa KutluBu sayfa sizin mi?
Yazar. 6 Mart 1947, Kuruçay / İliç / Erzincan doğumlu. Çocukluğunun ilk yılları babasının memuriyeti dolayısıyla Türkiye’nin değişik yerlerinde geçti. Babası 1953’te emekliye ayrılınca ailece Erzincan’a yerleştiler. Futbola, resme ve sinemaya olduğu gibi edebiyata ilgisi de çocukken başladı. Arkadaşlarıyla birlikte küçük bir kütüphane kurdu. Ortaokulda okurken babasını yitirdi. Ortaokul ve lise öğrenciliği yıllarında oldukça hareketliydi. Mahallî kümede futbol bile oynadı. 1963’te liseyi bitirdi. Resme olan ilgisi ve yeteneği nedeniyle, Güzel Sanatlar Akademisine girmek istedi. Fakat kayıt için gittiğinde bu okulun kendisine uygun bir yer olmadığını düşünüp vazgeçti. “Biz burada kayboluruz” diye düşündü. Erzurum’da yeni açılan Atatürk Üniversitesinin Edebiyat Bölümüne kayıt yaptırdı. Burada okumuş olmasının ve burada kurduğu arkadaşlıkların hayatı ve yazarlığı üzerinde oldukça kalıcı etkileri oldu. Resim çalışmaları bir yandan sürerken, yazar olmaya karar verdi. Hareket dergisinde desenleri ve hikâyeleri çıkmaya başladı. 1968’de üniversiteyi bitirdi ve ertesi yıl Erzincan’da Sevgi Hanım’la evlendi. Tunceli ve İstanbul’da edebiyat öğretmenliği yaptı. 1974’te öğretmenliği bıraktı. Sonradan adı Dergâh olan, o zamanki adıyla Hareket ailesinin bir parçası oldu. Hareket’in son yıllarında derginin yazı işleri müdürlüğünü yürüttü. Bu arada Ortadaki Adam (1970) ve Gönül İşi (1974) adlı iki hikâye, Sait Faik’in Hikâye Dünyası (1968) ve Sabahattin Ali (1972) adlı iki de inceleme kitabı yayımladı.
İlk hikâyesi “O”, 1968’de Hareket dergisinde çıkmıştı. Bu hikâye; son derece gelişmiş bir dili olmasına rağmen soyuta ve bireyselliğe kaçan, anlatımda bir tür Sait Faik “savrukluğunu” kasıtlı olarak taklit eder gibidir. “O”, Kutlu’nun daha sonra yarattığı tarza uzak, “A Kuşağı” diye bilinen imgeci hikâyecilerin tarzına yakındır. Hem bu hikâyenin içinde bulunduğu Ortadaki Adam’ı, hem de Sabahattin Ali tarzının izinde sayılabilecek ikinci kitabı Gönül İşi’nin tekrar yayımlanmalarına izin vermedi. Kutlu, hikâyelerinin yanı sıra kitap tanıtma yazılarını, yazı işleri müdürlüğünü (1968-82) yaptığı Hareket, yönetimine katıldığı Adımlar (Erzurum, 1970-72), Hisar, Türk Edebiyatı, Düşünce, Yönelişler ve yönettiği Dergâh gibi dergilerde yayımladı. İlk hikâyelerinde romantik bir Anadoluculuk izleyen Kutlu, bu ürünlerinde daha çok köy ve kasaba insanlarının günlük endişelerini konu aldı. Daha sonra Türkiye’de kapitalistleşme paralelinde gelişen sanayileşmenin getirdiği sorunlara eğildi. Bir aşk hikâyesi çerçevesinde yaşadığımız hayata İslâmî bir yorum getirdiği Yoksulluk İçimizde, geliştirdiği hikâye türünün en olgun örneği oldu. Ya Tahammül Ya Sefer’de yakın geçmişimizdeki düşünce hareketlerinin muhasebesini yaptı. Kutlu’nun, eski edebiyatımızda görülen “kıssa” geleneğine dayanan hikâyelerinin her biri, tek başına birer bağımsız kısa hikâye olduğu gibi, kitap hâlinde de bir bütün oluştururular.
Hikâyede ilk kitabından sonra ikinci kitabıyla birlikte bireycilikten toplumculuğa geçen Kutlu, çıkardığı Yokuşa Akan Sular (1979) ile birlikte hikâyesinin asıl ilk adımını attı. Bundan sonra yayımlayacağı dört kitapta da takip edeceği bir yöntem sayesinde birbirine bağlı hikâyelerle “romanesk” denebilecek bir çatı kurdu. 1979-90 döneminde yazdığı, yazarlığının merkezini oluşturan ve akademik eleştirmenlerce “Mustafa Kutlu Beşlemesi” olarak adlandırılan Yokuşa Akan Sular (1979), Yoksulluk İçimizde (1981), Ya Tahammül Ya Sefer (1983), Bu Böyledir (1987) ve Sır (1990) adlı kitaplarında bu tarzı giderek olgunlaştırdı...
Kutlu, bu arada, Mart 1990’da çıkan edebiyat dergisi Dergâh’ı yönetti. Dergâh Yayınlarınca çıkarılan Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi’nin editörlüğünü yaptı ve ansiklopediye çok sayıda madde yazdı. Yeni Şafak gazetesinde spor ve edebiyat konularında köşe yazarlığını yıllarca sürdürdü. Daha önce de Zaman gazetesinde İstanbul’u dolaşarak edindiği izlenimleri Şehir Mektupları (1995) kitabında topladı. Yine bu arada televizyon programları yaptı. Son yıllarda uzun hikâyeler yazmaya ve her yıl yeni bir hikâye kitabı çıkarmaya başladı. Uzun Hikâye (2000), Beyhude Ömrüm (2001), Mavi Kuş (2002), Tufandan Önce (2003), Rüzgârlı Pazar (2004) ve Chef (2005) bu yeni dönemin ürünleridir. Yoksulluk İçimizde ile 1981’de, Ya Tahammül Ya Sefer ile de 1983’te Türkiye Yazarlar Birliği tarafından iki defa yılın hikâyecisi seçildi. 2000 yılında Uzun Hikâye adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Dil Ödülünü aldı.
"Kapıları Açmak" ve "Uzun Hikâye" kitapları sinema filmine dönüşen Kutlu sinemayı Karagöz perdesine benzetiyor: "Sinema ile uğraştım. Sinemayı Karagöz perdesine yakın görüyorum. Çünkü Karagöz’de de bir perde var, bir ışık kaynağı var ve en nihayetinde gölgeler oynuyor. Yani bizim geleneğimizde olan bir şey." diyor.
Hakkında Ne Dediler?
“Edebiyat verimleri dışında sosyal değişme, şehir tarihi, monografi, hatırat, deneme türü eserlere, sinemaya, Türk solu tarihine özel bir ilgisi vardı ve iyi okurdu; fakat bütün okumaları kelimenin tam mânâsıyla serbestti: Kitabın önemli yerlerini çizmez, not tutmaz, okuduğu esere ayrıca sahip olmak istemezdi. Kitapları hakkında gazete ve dergilerde çıkan yazıları, kendisiyle yapılan konuşmaları da çoklukla okur geçer, onları da biriktirmezdi. Ardı sıra bu yazıları okuyup kesmek, fotokopilerini alıp Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi’nin arşivindeki ‘Kutlu, Mustafa’ zarfına koymak işi çoklukla bana düşerdi.” (İsmail Kara)
***
“Yetmişli yıllar ve sonrasındaki öykücülük itibariyle tema çeşitlemesi, konu açılımı, yeni biçim ve üslûp denemesi denildiğinde ilkin Mustafa Kutlu akla gelir. Kutlu, kendisinden önce de var olan, ancak fazlaca işlenmeyen konu damarlarını yakalamakta ve onları yeni bir öyküsel muhteva ile sunmakta hiç zorlanmamış, pabucu yarım bir hamalı, kanadı kırık bir güvercini aynı özenle öykülendirmiştir. ‘Ressam gözü’ değerinde bir bakış, inceleme ve gözlemleme yetisi vardır Mustafa Kutlu’nun. Ki bu izlenimci, yansıtmacı bir göz olmaktan çok, kolayca görülmeyeni gören ve onu kendi içinde asıl olması gereken renk bütünlüğüne kavuşturarak nakleden bir ressam gözüdür.” (Ömer Lekesiz)
***
“O, yaşanan toplumsal, bireysel çarpıklıklardan iyimser gözlerle hikmetler devşirip kalplere ulaşmayı deneyen bir derviş hikâyeci gibidir. Olaylara, insanlara tevekküle yaslı muzip bir tebessümle bakan Kutlu, insan ruhunun / psikolojisinin gizlerine eğilir. Öykülerinde incitici insanî hâllerin ucuz tüketimini / kullanımını yapmadan, bütün bunları içselleştirip, kalıcı, sarsıcı sonuçlara ulaşmayı dener. Abartılardan, yapmacık artistliklerden kaçınarak, hep peşinde olduğu ‘hikmet ve ahenk’ çizgisinde geleneğin modern dilini konuşmaya çalışır. Hasbî, kalbî ve sahih olanı metne aktarırken, gelir geçer dönemsel modalara uzak durur. Bütün bu nedenlerden dolayı onun daha şimdiden öykücülüğümüzün yol haritasında kolay atlanamayacak önemli bir yön / ufuk oluşturduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.” (Necip Tosun)
***
“Çok zengin bir hikâye geçmişimiz olduğu bilinciyle hareket eden Mustafa Kutlu’nun bugüne kadarki yazdıkları da, Türk öykücülüğü için azımsanmayacak bir birikim oluşturuyor: Dokuz kitap ve yüz on beş öykü. Mustafa Kutlu’nun diğer öykü kitaplarının adları ve ilk kitabındaki öykülerin dışındaki diğer öykülerinin adları tanımlamalar ve ilk anlamlarıyla kendilerini ele veren adlar değil; sembolik, bol çağrışımlı, ironik, şiirimsi, mecazlarla, mazmunlarla örülü, türkü sesli, türkü tadında kitap ve öykü adlarıdır. Böyle bir adlandırmayla da kendini belirgin kılan Mustafa Kutlu’nun öykü dili, zaman zaman dilbilgisi kurallarına da boş veren serâzad, bıçkın, çağıltılı, iç konuşmalarla için için hızla akan, sağlam ve canlı diyaloglarla mukâlemeye dönüşen, yer yer argo deyimler ve söyleyişlerle, türkülerden, şiirlerden dizelerle, masallardan, destanlardan, geleneksel anlatı metinlerimizden bildik deyişlerle, kahramanların yöresel şiveleri ve hiç bilmediğimiz, okuduğumuz hiçbir metinde rastlamadığımız, ilk kez öykü kahramanlarının dilinden duyduğumuz sözcüklerle… okuyucuyu sarıp sarmalayan bir dildir.” (Hüseyin Su)
ESERLERİ:
Hikâye:Ortadaki Adam (1970), Gönül İşi (1974), Yokuşa Akan Sular (1979), Yoksulluk İçimizde (1981), Ya Tahammül Ya Sefer (1983), Bu Böyledir (1987), Sır (1990), Arka Kapak Yazıları (1995), Hüzün ve Tesadüf (1999), Uzun Hikâye (2000), Beyhude Ömrüm (2001), Mavi Kuş (2002), Tufandan Önce (2003), Rüzgârlı Pazar (2004), Chef (2005).
İnceleme:Sait Faik’in Hikâye Dünyası (1968), Sabahattin Ali (1972).
Deneme:Şehir Mektupları (1995), Akasya ve Mandolin (1999), Yoksulluk Kitabı (2005).
KAYNAKÇA: Ahmet Özalp / Mustafa Kutlu ile Konuşma (Yeni Devir, 25.4.1983), Mustafa Kutlu ile Konuşma (Aylık Dergi, sayı: 63-64-65, 1984), İhsan Işık / Yazarlar Sözlüğü (1990, 1998) - Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi (2001, 2004) – Encyclopedia of Turkish Authors (2005) - Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2006, gen. 2. bas. 2007) - Ünlü Edebiyatçılar (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi, C. 4, 2013) - Encyclopedia of Turkey’s Famous People (2013), Ömer Lekesiz / “Arka Kapak Yazılarındaki Renkler” (Şirazeden Şirazeye, 1997), Beşir Ayvazoğlu / Defterimde Kırk Sûret içinde “Bir Hikâyecinin Çocuk ve Genç Adam Olarak Portresi: Mustafa Kutlu” (3. bas. 1999), Prof. Dr. Gürsel Aytaç / Uzun Hikâye (Cumhuriyet Kitap, 8.6.2000), Necip Tosun / Türk Öykücülüğünde Mustafa Kutlu (2004), Fazıl Baş / Mürit ve İmtihan-Mustafa Kutlu Hikâyesinde Kişilik Muhasebesi ve Mücadelesi (Fayrap, Mart-Nisan 2006), Mustafa Kutlu Sanat Hayatını Anlattı (AA, asanatlar.com, 30 Aralık 2018).
Fotoğraflar
Hakkında Yazılanlar
Yazar. 6 Mart 1947, Kuruçay / İliç / Erzincan doğumlu. Çocukluğunun ilk yılları babasının memuriyeti dolayısıyla Türkiye’nin değişik yerlerinde geçti. Babası 1953’te emekliye ayrılınca ailece Erzincan’a yerleştiler. Futbola, resme ve sinemaya olduğu gibi edebiyata ilgisi de çocukken başladı. Arkadaşlarıyla birlikte küçük bir kütüphane kurdu. Ortaokulda okurken babasını yitirdi. Ortaokul ve lise öğrenciliği yıllarında oldukça hareketliydi. Mahallî kümede futbol bile oynadı. 1963’te liseyi bitirdi. Resme olan ilgisi ve yeteneği nedeniyle, Güzel Sanatlar Akademisine girmek istedi. Fakat kayıt için gittiğinde bu okulun kendisine uygun bir yer olmadığını düşünüp vazgeçti. “Biz burada kayboluruz” diye düşündü. Erzurum’da yeni açılan Atatürk Üniversitesinin Edebiyat Bölümüne kayıt yaptırdı. Burada okumuş olmasının ve burada kurduğu arkadaşlıkların hayatı ve yazarlığı üzerinde oldukça kalıcı etkileri oldu. Resim çalışmaları bir yandan sürerken, yazar olmaya karar verdi. Hareket dergisinde desenleri ve hikâyeleri çıkmaya başladı. 1968’de üniversiteyi bitirdi ve ertesi yıl Erzincan’da Sevgi Hanım’la evlendi. Tunceli ve İstanbul’da edebiyat öğretmenliği yaptı. 1974’te öğretmenliği bıraktı. Sonradan adı Dergâh olan, o zamanki adıyla Hareket ailesinin bir parçası oldu. Hareket’in son yıllarında derginin yazı işleri müdürlüğünü yürüttü. Bu arada Ortadaki Adam (1970) ve Gönül İşi (1974) adlı iki hikâye, Sait Faik’in Hikâye Dünyası (1968) ve Sabahattin Ali (1972) adlı iki de inceleme kitabı yayımladı.
İlk hikâyesi “O”, 1968’de Hareket dergisinde çıkmıştı. Bu hikâye; son derece gelişmiş bir dili olmasına rağmen soyuta ve bireyselliğe kaçan, anlatımda bir tür Sait Faik “savrukluğunu” kasıtlı olarak taklit eder gibidir. “O”, Kutlu’nun daha sonra yarattığı tarza uzak, “A Kuşağı” diye bilinen imgeci hikâyecilerin tarzına yakındır. Hem bu hikâyenin içinde bulunduğu Ortadaki Adam’ı, hem de Sabahattin Ali tarzının izinde sayılabilecek ikinci kitabı Gönül İşi’nin tekrar yayımlanmalarına izin vermedi. Kutlu, hikâyelerinin yanı sıra kitap tanıtma yazılarını, yazı işleri müdürlüğünü (1968-82) yaptığı Hareket, yönetimine katıldığı Adımlar (Erzurum, 1970-72), Hisar, Türk Edebiyatı, Düşünce, Yönelişler ve yönettiği Dergâh gibi dergilerde yayımladı. İlk hikâyelerinde romantik bir Anadoluculuk izleyen Kutlu, bu ürünlerinde daha çok köy ve kasaba insanlarının günlük endişelerini konu aldı. Daha sonra Türkiye’de kapitalistleşme paralelinde gelişen sanayileşmenin getirdiği sorunlara eğildi. Bir aşk hikâyesi çerçevesinde yaşadığımız hayata İslâmî bir yorum getirdiği Yoksulluk İçimizde, geliştirdiği hikâye türünün en olgun örneği oldu. Ya Tahammül Ya Sefer’de yakın geçmişimizdeki düşünce hareketlerinin muhasebesini yaptı. Kutlu’nun, eski edebiyatımızda görülen “kıssa” geleneğine dayanan hikâyelerinin her biri, tek başına birer bağımsız kısa hikâye olduğu gibi, kitap hâlinde de bir bütün oluştururular.
Hikâyede ilk kitabından sonra ikinci kitabıyla birlikte bireycilikten toplumculuğa geçen Kutlu, çıkardığı Yokuşa Akan Sular (1979) ile birlikte hikâyesinin asıl ilk adımını attı. Bundan sonra yayımlayacağı dört kitapta da takip edeceği bir yöntem sayesinde birbirine bağlı hikâyelerle “romanesk” denebilecek bir çatı kurdu. 1979-90 döneminde yazdığı, yazarlığının merkezini oluşturan ve akademik eleştirmenlerce “Mustafa Kutlu Beşlemesi” olarak adlandırılan Yokuşa Akan Sular (1979), Yoksulluk İçimizde (1981), Ya Tahammül Ya Sefer (1983), Bu Böyledir (1987) ve Sır (1990) adlı kitaplarında bu tarzı giderek olgunlaştırdı...
Kutlu, bu arada, Mart 1990’da çıkan edebiyat dergisi Dergâh’ı yönetti. Dergâh Yayınlarınca çıkarılan Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi’nin editörlüğünü yaptı ve ansiklopediye çok sayıda madde yazdı. Yeni Şafak gazetesinde spor ve edebiyat konularında köşe yazarlığını yıllarca sürdürdü. Daha önce de Zaman gazetesinde İstanbul’u dolaşarak edindiği izlenimleri Şehir Mektupları (1995) kitabında topladı. Yine bu arada televizyon programları yaptı. Son yıllarda uzun hikâyeler yazmaya ve her yıl yeni bir hikâye kitabı çıkarmaya başladı. Uzun Hikâye (2000), Beyhude Ömrüm (2001), Mavi Kuş (2002), Tufandan Önce (2003), Rüzgârlı Pazar (2004) ve Chef (2005) bu yeni dönemin ürünleridir. Yoksulluk İçimizde ile 1981’de, Ya Tahammül Ya Sefer ile de 1983’te Türkiye Yazarlar Birliği tarafından iki defa yılın hikâyecisi seçildi. 2000 yılında Uzun Hikâye adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Dil Ödülünü aldı.
"Kapıları Açmak" ve "Uzun Hikâye" kitapları sinema filmine dönüşen Kutlu sinemayı Karagöz perdesine benzetiyor: "Sinema ile uğraştım. Sinemayı Karagöz perdesine yakın görüyorum. Çünkü Karagöz’de de bir perde var, bir ışık kaynağı var ve en nihayetinde gölgeler oynuyor. Yani bizim geleneğimizde olan bir şey." diyor.
Hakkında Ne Dediler?
“Edebiyat verimleri dışında sosyal değişme, şehir tarihi, monografi, hatırat, deneme türü eserlere, sinemaya, Türk solu tarihine özel bir ilgisi vardı ve iyi okurdu; fakat bütün okumaları kelimenin tam mânâsıyla serbestti: Kitabın önemli yerlerini çizmez, not tutmaz, okuduğu esere ayrıca sahip olmak istemezdi. Kitapları hakkında gazete ve dergilerde çıkan yazıları, kendisiyle yapılan konuşmaları da çoklukla okur geçer, onları da biriktirmezdi. Ardı sıra bu yazıları okuyup kesmek, fotokopilerini alıp Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi’nin arşivindeki ‘Kutlu, Mustafa’ zarfına koymak işi çoklukla bana düşerdi.” (İsmail Kara)
***
“Yetmişli yıllar ve sonrasındaki öykücülük itibariyle tema çeşitlemesi, konu açılımı, yeni biçim ve üslûp denemesi denildiğinde ilkin Mustafa Kutlu akla gelir. Kutlu, kendisinden önce de var olan, ancak fazlaca işlenmeyen konu damarlarını yakalamakta ve onları yeni bir öyküsel muhteva ile sunmakta hiç zorlanmamış, pabucu yarım bir hamalı, kanadı kırık bir güvercini aynı özenle öykülendirmiştir. ‘Ressam gözü’ değerinde bir bakış, inceleme ve gözlemleme yetisi vardır Mustafa Kutlu’nun. Ki bu izlenimci, yansıtmacı bir göz olmaktan çok, kolayca görülmeyeni gören ve onu kendi içinde asıl olması gereken renk bütünlüğüne kavuşturarak nakleden bir ressam gözüdür.” (Ömer Lekesiz)
***
“O, yaşanan toplumsal, bireysel çarpıklıklardan iyimser gözlerle hikmetler devşirip kalplere ulaşmayı deneyen bir derviş hikâyeci gibidir. Olaylara, insanlara tevekküle yaslı muzip bir tebessümle bakan Kutlu, insan ruhunun / psikolojisinin gizlerine eğilir. Öykülerinde incitici insanî hâllerin ucuz tüketimini / kullanımını yapmadan, bütün bunları içselleştirip, kalıcı, sarsıcı sonuçlara ulaşmayı dener. Abartılardan, yapmacık artistliklerden kaçınarak, hep peşinde olduğu ‘hikmet ve ahenk’ çizgisinde geleneğin modern dilini konuşmaya çalışır. Hasbî, kalbî ve sahih olanı metne aktarırken, gelir geçer dönemsel modalara uzak durur. Bütün bu nedenlerden dolayı onun daha şimdiden öykücülüğümüzün yol haritasında kolay atlanamayacak önemli bir yön / ufuk oluşturduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.” (Necip Tosun)
***
“Çok zengin bir hikâye geçmişimiz olduğu bilinciyle hareket eden Mustafa Kutlu’nun bugüne kadarki yazdıkları da, Türk öykücülüğü için azımsanmayacak bir birikim oluşturuyor: Dokuz kitap ve yüz on beş öykü. Mustafa Kutlu’nun diğer öykü kitaplarının adları ve ilk kitabındaki öykülerin dışındaki diğer öykülerinin adları tanımlamalar ve ilk anlamlarıyla kendilerini ele veren adlar değil; sembolik, bol çağrışımlı, ironik, şiirimsi, mecazlarla, mazmunlarla örülü, türkü sesli, türkü tadında kitap ve öykü adlarıdır. Böyle bir adlandırmayla da kendini belirgin kılan Mustafa Kutlu’nun öykü dili, zaman zaman dilbilgisi kurallarına da boş veren serâzad, bıçkın, çağıltılı, iç konuşmalarla için için hızla akan, sağlam ve canlı diyaloglarla mukâlemeye dönüşen, yer yer argo deyimler ve söyleyişlerle, türkülerden, şiirlerden dizelerle, masallardan, destanlardan, geleneksel anlatı metinlerimizden bildik deyişlerle, kahramanların yöresel şiveleri ve hiç bilmediğimiz, okuduğumuz hiçbir metinde rastlamadığımız, ilk kez öykü kahramanlarının dilinden duyduğumuz sözcüklerle… okuyucuyu sarıp sarmalayan bir dildir.” (Hüseyin Su)
ESERLERİ:
Hikâye:Ortadaki Adam (1970), Gönül İşi (1974), Yokuşa Akan Sular (1979), Yoksulluk İçimizde (1981), Ya Tahammül Ya Sefer (1983), Bu Böyledir (1987), Sır (1990), Arka Kapak Yazıları (1995), Hüzün ve Tesadüf (1999), Uzun Hikâye (2000), Beyhude Ömrüm (2001), Mavi Kuş (2002), Tufandan Önce (2003), Rüzgârlı Pazar (2004), Chef (2005).
İnceleme:Sait Faik’in Hikâye Dünyası (1968), Sabahattin Ali (1972).
Deneme:Şehir Mektupları (1995), Akasya ve Mandolin (1999), Yoksulluk Kitabı (2005).
KAYNAKÇA: Ahmet Özalp / Mustafa Kutlu ile Konuşma (Yeni Devir, 25.4.1983), Mustafa Kutlu ile Konuşma (Aylık Dergi, sayı: 63-64-65, 1984), İhsan Işık / Yazarlar Sözlüğü (1990, 1998) - Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi (2001, 2004) – Encyclopedia of Turkish Authors (2005) - Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2006, gen. 2. bas. 2007) - Ünlü Edebiyatçılar (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi, C. 4, 2013) - Encyclopedia of Turkey’s Famous People (2013), Ömer Lekesiz / “Arka Kapak Yazılarındaki Renkler” (Şirazeden Şirazeye, 1997), Beşir Ayvazoğlu / Defterimde Kırk Sûret içinde “Bir Hikâyecinin Çocuk ve Genç Adam Olarak Portresi: Mustafa Kutlu” (3. bas. 1999), Prof. Dr. Gürsel Aytaç / Uzun Hikâye (Cumhuriyet Kitap, 8.6.2000), Necip Tosun / Türk Öykücülüğünde Mustafa Kutlu (2004), Fazıl Baş / Mürit ve İmtihan-Mustafa Kutlu Hikâyesinde Kişilik Muhasebesi ve Mücadelesi (Fayrap, Mart-Nisan 2006), Mustafa Kutlu Sanat Hayatını Anlattı (AA, asanatlar.com, 30 Aralık 2018).










