
Hilmi Oflaz
Yazar (D. 1926, Düzce – Ö. 16 Mayıs 1998, İstanbul). Tam adı Hilmi Oflaz Söztut. Söztut kelimesini kendisi ilave etmiştir. Trabzonlu bir ailedendir.Necip Fazıl Kısakürek öncülüğünde bir dönem sesini duyurmuşolan “Büyük Doğu Hareketi”nin gönüllülerinden ve Necip Fazıl Kısakürek’in sırdaşıdır. Türk büyükleri ve Ehl-i sünnet alimleri ile ilgili sohbetlere katıldı. İstanbul’da ticaretle uğraştı, Necip Fazıl’ı tanıdıktan sonra onun yanından ayrılmadı. 1950 yılında evlendi, üçü kız beş çocuk babası oldu. Eşi 1987 yılında vefat edince, çocuklarının yanında kaldı.
Döneminin en renkli simaları arasında yer alan Hilmi Oflaz, 15 Mayıs 1998’de Kuledibi Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde vefat etti. Eyüp Mezarlığında, üstadı Necip Fazıl’ın hemen yanı başına defnedilmiştir.
Oflaz’ın 1987’de vefat eden eşi Ayşe Oflaz Söztut’tan Yaşar, Ahmet, Arif, Melike ve Betül adlarında 5 çocuğu vardır.
Hilmi Oflaz’ın, 1968 yılında A. Arif Bülendoğlu takma adıyla Necip Fazıl Kısakürek – Hayatı Sanatı Aksiyonu adlı derleme bir eseri yayımlanmıştır.
Mehmet Niyazi Özdemir’in Dahiler ve Dediler adlı eserinde Hilmi Oflaz’a ve üstadı Necip Fazıl’a genişçe yer almıştır.
Ayrıca hakkında İrfan Dağdelen’in “Çile Yazılarım Hilmi Oflaz” (2001) adlı eseri yayımlanmıştır.
HİLMİ OFLAZ İÇİN NE DEDİLER?
Muzaffer Doğan:
“Hilmi Ağabey tam bir vefâ ve cömertlik âbidesiydi.
Ayrılmaz parçası, pazar çantasıydı! Neler olmazdı ki o çantanın içinde: Ekmek, zeytin, peynir, helva; mevsimine göre, domates, biber, üzüm, bisküvi vs.
Ve KİTAP! O çantayı, hiç kitapsız görmedim desem mübalağa olmaz!
Beyazıt’da bir yerde, hiç umulmadık anlarda “Hilmi Oflaz Sofrası” kuruluverirdi. Sofrada, genellikle şiirle, edebiyatla, fikirle hemhâl olan Üniversiteli gençler yer alırdı.
Sohbet koyulaşır, Hilmi Ağabey konuşur, anlatır, coşar; sorular sorulur, cevaplar alınır ve sofra tam bir muhabbet sofrasına dönüşürdü.
Dağılırken, Hilmi Ağabey, bazı gençlerin cebine, çevreye farkettirmeden ve incitmeden harçlık sıkıştırır, bazılarına, birkaç cümle ile açıklamalar yaparak kitap tutuştururdu.
Hilmi Ağabeyin, bu işler için yaptığı masrafların kaynağı neydi? Zengin birisi miydi Hilmi Oflaz? Ne öyle ciddî bir geliri vardı, ne de zengin birisiydi O.
Değme zenginlerin çoğunda bulunmayan bir gönül zengini ve bir gönül adamıydı O.”
Dursun Gürlek:
“Necip Fazıl’a ve Büyük Doğu’ya destek olmak için ilgi çekici yöntemlere başvururdu. Çengelköy’deki evine postacı her ay veya her hafta kucak dolusu Büyük Doğu getirirdi. Hilmi Bey, kendisini, karısını, beşikteki çocuğunu abone etmişti. Oysa bunların dışında da bazı isimlere dergi gelmişti. Merhum Hilmi Bey, abone sayısı çoğalsın, Üstad şevke ve gayrete gelsin diye tavuklara, horozlara da bir takım isimler takarak Büyük Doğu’ya abone yapmıştı.
“Hilmi Oflaz, üstadı Necip Fazıl hapishaneye düşünce, o da peşine düşmüş, Mahmutpaşa’daki tezgahını bırakıp pılı pırtıyı Toptaşı Cezaevi’nin kapısına taşımıştı. Geçimini temin etmek, bu arada üstadın ihtiyaçlarını karşılamak, arandığı zaman anında arz-ı endam etmek için tam bir buçuk yıl Toptaşı Cezaevi’nin kapısında zarf, kağıt vesaire satmaya başlamıştı. Burada bulunduğun sürece ve görüşme saatlerinin dışında üstadı görebiliyor musun?’ sorusuna şöyle cevap vermişti: ‘Bulutların ardından güneşin görünmesi gibi camın önünden geçerken parmaklıkların arasından görüyorum’
Üstad Necip Fazıl, şık ve zarif görünümü içinde, bu hırpani kıyafetli ve zahiren perişan, batınen huruşan adamı da yanından ayırmaz, gittiği her yere birlikte götürürdü. Bir gün yolu Bursa’ya düşmüş, üstad beraberinde bulunan Hilmi Ağabey’i şehrin en lüks otellerinden biri olan Çelik Palas’a çay içmeye götürmüş, orada bulunan Cumhuriyet Halk Partili ve Adalet Partili bazı milletvekillerine yanındaki Hilmi Ağabey’i şöyle takdim etmişti: ‘Fare tıkırtısından ürkecek kadar hassas, kralları önünde eğdirecek kadar irade sahibi, arslanların önüne çırılçıplak atlayacak kadar cesur, aziz dostum işportacı Hilmi Oflaz.’”
KAYNAK: Dursun Gürlek / Meçhul Meşhurlar (Büyük Kurultay gazetesi, 29.11.1999), Hüdavendigar Onur / Türk Sağı Sözlüğü (2001), İrfan Dağdelen / Çile Yazılarım Hilmi Oflaz (2001), Cem Sökmen - Mustafa Aydın / Kitap Âşığı Bir Garip Hilmi Oflaz (Zaman gazetesi, 20 Ağustos 2005), Bir Hilmi Oflaz Vardı (facebook, 17.05.2020).
Fotoğraflar
Haberler/Yorumlar
Yazar (D. 1926, Düzce – Ö. 16 Mayıs 1998, İstanbul). Tam adı Hilmi Oflaz Söztut. Söztut kelimesini kendisi ilave etmiştir. Trabzonlu bir ailedendir.Necip Fazıl Kısakürek öncülüğünde bir dönem sesini duyurmuşolan “Büyük Doğu Hareketi”nin gönüllülerinden ve Necip Fazıl Kısakürek’in sırdaşıdır. Türk büyükleri ve Ehl-i sünnet alimleri ile ilgili sohbetlere katıldı. İstanbul’da ticaretle uğraştı, Necip Fazıl’ı tanıdıktan sonra onun yanından ayrılmadı. 1950 yılında evlendi, üçü kız beş çocuk babası oldu. Eşi 1987 yılında vefat edince, çocuklarının yanında kaldı.
Döneminin en renkli simaları arasında yer alan Hilmi Oflaz, 15 Mayıs 1998’de Kuledibi Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde vefat etti. Eyüp Mezarlığında, üstadı Necip Fazıl’ın hemen yanı başına defnedilmiştir.
Oflaz’ın 1987’de vefat eden eşi Ayşe Oflaz Söztut’tan Yaşar, Ahmet, Arif, Melike ve Betül adlarında 5 çocuğu vardır.
Hilmi Oflaz’ın, 1968 yılında A. Arif Bülendoğlu takma adıyla Necip Fazıl Kısakürek – Hayatı Sanatı Aksiyonu adlı derleme bir eseri yayımlanmıştır.
Mehmet Niyazi Özdemir’in Dahiler ve Dediler adlı eserinde Hilmi Oflaz’a ve üstadı Necip Fazıl’a genişçe yer almıştır.
Ayrıca hakkında İrfan Dağdelen’in “Çile Yazılarım Hilmi Oflaz” (2001) adlı eseri yayımlanmıştır.
HİLMİ OFLAZ İÇİN NE DEDİLER?
Muzaffer Doğan:
“Hilmi Ağabey tam bir vefâ ve cömertlik âbidesiydi.
Ayrılmaz parçası, pazar çantasıydı! Neler olmazdı ki o çantanın içinde: Ekmek, zeytin, peynir, helva; mevsimine göre, domates, biber, üzüm, bisküvi vs.
Ve KİTAP! O çantayı, hiç kitapsız görmedim desem mübalağa olmaz!
Beyazıt’da bir yerde, hiç umulmadık anlarda “Hilmi Oflaz Sofrası” kuruluverirdi. Sofrada, genellikle şiirle, edebiyatla, fikirle hemhâl olan Üniversiteli gençler yer alırdı.
Sohbet koyulaşır, Hilmi Ağabey konuşur, anlatır, coşar; sorular sorulur, cevaplar alınır ve sofra tam bir muhabbet sofrasına dönüşürdü.
Dağılırken, Hilmi Ağabey, bazı gençlerin cebine, çevreye farkettirmeden ve incitmeden harçlık sıkıştırır, bazılarına, birkaç cümle ile açıklamalar yaparak kitap tutuştururdu.
Hilmi Ağabeyin, bu işler için yaptığı masrafların kaynağı neydi? Zengin birisi miydi Hilmi Oflaz? Ne öyle ciddî bir geliri vardı, ne de zengin birisiydi O.
Değme zenginlerin çoğunda bulunmayan bir gönül zengini ve bir gönül adamıydı O.”
Dursun Gürlek:
“Necip Fazıl’a ve Büyük Doğu’ya destek olmak için ilgi çekici yöntemlere başvururdu. Çengelköy’deki evine postacı her ay veya her hafta kucak dolusu Büyük Doğu getirirdi. Hilmi Bey, kendisini, karısını, beşikteki çocuğunu abone etmişti. Oysa bunların dışında da bazı isimlere dergi gelmişti. Merhum Hilmi Bey, abone sayısı çoğalsın, Üstad şevke ve gayrete gelsin diye tavuklara, horozlara da bir takım isimler takarak Büyük Doğu’ya abone yapmıştı.
“Hilmi Oflaz, üstadı Necip Fazıl hapishaneye düşünce, o da peşine düşmüş, Mahmutpaşa’daki tezgahını bırakıp pılı pırtıyı Toptaşı Cezaevi’nin kapısına taşımıştı. Geçimini temin etmek, bu arada üstadın ihtiyaçlarını karşılamak, arandığı zaman anında arz-ı endam etmek için tam bir buçuk yıl Toptaşı Cezaevi’nin kapısında zarf, kağıt vesaire satmaya başlamıştı. Burada bulunduğun sürece ve görüşme saatlerinin dışında üstadı görebiliyor musun?’ sorusuna şöyle cevap vermişti: ‘Bulutların ardından güneşin görünmesi gibi camın önünden geçerken parmaklıkların arasından görüyorum’
Üstad Necip Fazıl, şık ve zarif görünümü içinde, bu hırpani kıyafetli ve zahiren perişan, batınen huruşan adamı da yanından ayırmaz, gittiği her yere birlikte götürürdü. Bir gün yolu Bursa’ya düşmüş, üstad beraberinde bulunan Hilmi Ağabey’i şehrin en lüks otellerinden biri olan Çelik Palas’a çay içmeye götürmüş, orada bulunan Cumhuriyet Halk Partili ve Adalet Partili bazı milletvekillerine yanındaki Hilmi Ağabey’i şöyle takdim etmişti: ‘Fare tıkırtısından ürkecek kadar hassas, kralları önünde eğdirecek kadar irade sahibi, arslanların önüne çırılçıplak atlayacak kadar cesur, aziz dostum işportacı Hilmi Oflaz.’”
KAYNAK: Dursun Gürlek / Meçhul Meşhurlar (Büyük Kurultay gazetesi, 29.11.1999), Hüdavendigar Onur / Türk Sağı Sözlüğü (2001), İrfan Dağdelen / Çile Yazılarım Hilmi Oflaz (2001), Cem Sökmen - Mustafa Aydın / Kitap Âşığı Bir Garip Hilmi Oflaz (Zaman gazetesi, 20 Ağustos 2005), Bir Hilmi Oflaz Vardı (facebook, 17.05.2020).








