Gazeteci-yazar (D. 1922, İstanbul – Ö. 17 Temmuz 2006, Ankara). Kökeni Reşat Nuri Güntekin ve Refik Halit Karay'a uzanan, köklü bir ailenin kızıdır. Dedesi Mahmut Hayri Bey'e ait Erenköy, Ethem Efendi Caddesi'nde, haremlik ve selamlık bulunan eski dönemin bağ köşkü diye tabir edilen ahşap bir köşkte dünyaya geldi. Babasını çok genç yaşta kaybetti. Annesi Mediha Sayar, Alman mektebi mezunuydu, üç lisan biliyordu..
Güzin Sayar, Notre Dame De Sion Fransız Kız Lisesi’ne gidip gelirken, genç bir subaya aşık oldu. Annesinin muhalefetine rağmen, 16 yaşında o subayla evlendi. Son derece ince ruhlu, piyano çalan, mürebbiyelerle büyümüş bir genç kadınla, daha zor koşullarda yaşamış ve yatılı bir askeri okulda büyümüş olan bu genç adam pek bağdaşamamışlardı. Küçük kızları dünyaya geldikten bir süre sonra, eşinin başka bir kadını; hem de evli ve iki çocuklu bir kadını sevmesi nedeniyle, ayrılmak zorunda kaldı. Birkaç yıl sonra evlendiği mimar Tayfur Şehbal ile de beş yıllık evliliğini de yine bir başka kadının araya girmesiyle noktalamak zorunda kaldı.
Çocukluğundan itibaren gazeteci olmak isteyen Güzide Sayar, annesinin muhasebe müdürü olarak çalıştığı Yeni İstanbul gazetesinde tercüme yazılar yazarak mesleğe başladı. Daha sonra Son Havadis gazetesinde, "Sorun söyleyelim" adıyla 1960’lı yıllarda bir köşeye imza attı. Bu, ilerde kendisini üne kavuşturacak "Güzin Abla" köşesinin ilk işaretleriydi. İnsanların sorunlarına eğilme merakı onda gençlik yıllarında da varolan, özel bir yetenekti. İleriki yıllarda Akşam, Hür Vatan gibi gazetelerde "Derim ki" diye bir köşe yazısıyla devam etti. Bu arada magazin müdürü olarak çeşitli gazetelerde çalıştı.
Saklambaç gazetesinde ilk kez kendi adını taşıyan dertleşme köşesini 1971 yılında yazmaya başladı. Aynı gazetede "Feride" adlı bir dertleşme köşesi olduğundan, Yazı işleri müdürleri, bu köşeyi "Güzin Abla Dertlerinizle Başbaşa" başlığıyla, kendi adıyla sürdürmesini uygun gördüler. Böylece “Güzin Abla" köşesi böyle doğmuş oldu. Köşesini uzun yıllar aynı adla Hürriyet gazetesinde sürdürdü.
"Güzin Abla", olağanüstü güzel ve kültürlü bir kadın olduğu halde, iki eşi tarafından da aldatılıp, terk edilmiş bir kadındı. Aynı zamanda çok onurlu bir insandı. İkinci evliliği ve ikinci hayal kırıklığından sonra, evliliğe noktayı koyduğunda otuz beş yaşındaydı. Kendini kızına ve mesleğine adadı. Bir bakıma bir ekol olarak yarattığı Güzin Abla kavramı, bu başarısız iki evliliğin sonucudur denebilir.
Yaklaşık otuz beş yıl sürekli okur dertlerini paylaşan Sayar'ın, sağlığı elvermediği için son 1998 yılından itibaren yazılarını kızı Feyza Algan kaleme aldı. Türkiye’nin ilk kadın gazetecilerindendi. 17 temmuz 2006 günü İstanbul'da öldü, Karacaahmet Mezarlığı'nda topraga verildi.
KAYNAK: Yalnız Kalplerin “Güzin Abla”sıydı (Hürriyet Kelebek eki, 18 Temmuz 2006), İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2. bas., 2009), TYB Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı (2007).
Fotoğraflar
Gazeteci-yazar (D. 1922, İstanbul – Ö. 17 Temmuz 2006, Ankara). Kökeni Reşat Nuri Güntekin ve Refik Halit Karay'a uzanan, köklü bir ailenin kızıdır. Dedesi Mahmut Hayri Bey'e ait Erenköy, Ethem Efendi Caddesi'nde, haremlik ve selamlık bulunan eski dönemin bağ köşkü diye tabir edilen ahşap bir köşkte dünyaya geldi. Babasını çok genç yaşta kaybetti. Annesi Mediha Sayar, Alman mektebi mezunuydu, üç lisan biliyordu..
Güzin Sayar, Notre Dame De Sion Fransız Kız Lisesi’ne gidip gelirken, genç bir subaya aşık oldu. Annesinin muhalefetine rağmen, 16 yaşında o subayla evlendi. Son derece ince ruhlu, piyano çalan, mürebbiyelerle büyümüş bir genç kadınla, daha zor koşullarda yaşamış ve yatılı bir askeri okulda büyümüş olan bu genç adam pek bağdaşamamışlardı. Küçük kızları dünyaya geldikten bir süre sonra, eşinin başka bir kadını; hem de evli ve iki çocuklu bir kadını sevmesi nedeniyle, ayrılmak zorunda kaldı. Birkaç yıl sonra evlendiği mimar Tayfur Şehbal ile de beş yıllık evliliğini de yine bir başka kadının araya girmesiyle noktalamak zorunda kaldı.
Çocukluğundan itibaren gazeteci olmak isteyen Güzide Sayar, annesinin muhasebe müdürü olarak çalıştığı Yeni İstanbul gazetesinde tercüme yazılar yazarak mesleğe başladı. Daha sonra Son Havadis gazetesinde, "Sorun söyleyelim" adıyla 1960’lı yıllarda bir köşeye imza attı. Bu, ilerde kendisini üne kavuşturacak "Güzin Abla" köşesinin ilk işaretleriydi. İnsanların sorunlarına eğilme merakı onda gençlik yıllarında da varolan, özel bir yetenekti. İleriki yıllarda Akşam, Hür Vatan gibi gazetelerde "Derim ki" diye bir köşe yazısıyla devam etti. Bu arada magazin müdürü olarak çeşitli gazetelerde çalıştı.
Saklambaç gazetesinde ilk kez kendi adını taşıyan dertleşme köşesini 1971 yılında yazmaya başladı. Aynı gazetede "Feride" adlı bir dertleşme köşesi olduğundan, Yazı işleri müdürleri, bu köşeyi "Güzin Abla Dertlerinizle Başbaşa" başlığıyla, kendi adıyla sürdürmesini uygun gördüler. Böylece “Güzin Abla" köşesi böyle doğmuş oldu. Köşesini uzun yıllar aynı adla Hürriyet gazetesinde sürdürdü.
"Güzin Abla", olağanüstü güzel ve kültürlü bir kadın olduğu halde, iki eşi tarafından da aldatılıp, terk edilmiş bir kadındı. Aynı zamanda çok onurlu bir insandı. İkinci evliliği ve ikinci hayal kırıklığından sonra, evliliğe noktayı koyduğunda otuz beş yaşındaydı. Kendini kızına ve mesleğine adadı. Bir bakıma bir ekol olarak yarattığı Güzin Abla kavramı, bu başarısız iki evliliğin sonucudur denebilir.
Yaklaşık otuz beş yıl sürekli okur dertlerini paylaşan Sayar'ın, sağlığı elvermediği için son 1998 yılından itibaren yazılarını kızı Feyza Algan kaleme aldı. Türkiye’nin ilk kadın gazetecilerindendi. 17 temmuz 2006 günü İstanbul'da öldü, Karacaahmet Mezarlığı'nda topraga verildi.
KAYNAK: Yalnız Kalplerin “Güzin Abla”sıydı (Hürriyet Kelebek eki, 18 Temmuz 2006), İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2. bas., 2009), TYB Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı (2007).










