
Süleyman ÇevikBu sayfa sizin mi?
Gazeteci-yazar, yayıncı. Nûbihar Dergisi ve Nûbihar Yayınevi Genel Yayın Yönetmeni.
Resmi nüfus kaydına göre 1965 yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğdu. Ancak gerçekte Çermik ilçesine bağlı Tulikê Fatê/Tulikê Bekir köyünde doğmuştur.
Mala ‘Ezeban diye bilinen ailesi ve yakın akrabaları bugün ağırlıklı olarak kendi köyleri olan Çermik’in Arabük köyünde olmakla birlikte, Elazığ, Siverek ve Diyarbakır merkezde de yaşamaktadırlar. Mala ‘Ezeba Zaxura Aşiretine mensup bir ailedir. Zaxura Aşireti, ağırlıklı olarak bugün Midyat, Dargeçit, Nusaybin ve Diyarbakır’ın çevresinde yaşamaktadır.
Uzun yıllar küçükbaş hayvan besleyen ve konar-göçer bir hayat süren dedeleri 1940 yılından itibaren Çermik’e bağlı bugünkü Arabük köyünün ilk temelini atarak burada yerleşik hayata geçmeye başlamışlardır. Önce amca çocuklarının yerleştiği bu köye; 1960’lı yıllarda da Süleyman Çevik’in dedesi ve babası yerleşmiştir.
Hiç okul okuyamayan babası Hasan Hüseyin Çevik kendini çok iyi yetiştirmiş kültürlü bir insandı. Şehirden saatlerce uzak ve araçla ulaşım olmadığı halde ilçedeki gazete bayiine sipariş ettiği günlük gazeteleri sonradan toptan alıyor, bulabildiği kitapları okuyor ve şiirler yazıyordu...
O yıllarda kendi köyünün yanı sıra çevredeki köylerde de hiç okul olmadığı için okul çağındaki bütün çocuklar gibi Süleyman Çevik de zamanında okula gidemedi.
O zamanlar mezra olan Arabük köyü 1990’lı yılların başından itibaren muhtarlık olmuştur. Bugünden bakıldığında Arabük köyü, ilk ve ortaokulu olan ve çevredeki birkaç köyün çocuklarının da okuduğu bir köye dönüşmüştür.
***
1974 yılında babası Mardin Çimento fabrikasında işe girdi. Aynı yılın Ekim ayında ailece Mardin’e göç ettiler. Yaşı müsait olmasına rağmen kayıt dönemi bittiği gerekçesiyle o yıl okula kaydetmediler. Ancak sonraki yıl, yani 1975 yılında kendisinden 4 yaş küçük kardeşi Prof. Dr. Remzi Çevik’le Mardin Savurkapı’daki Cumhuriyet İlkokuluna gidebildi. Okula başladığı zaman Türkçeyi bilmiyordu ancak harfleri tanıyor ve anlamadığı bir dille okuyup yazabiliyordu. Çünkü kendilerinden uzak, dayılarının köyünde okul vardı ve burada okuyan ağabeyi İbrahim Halil Çevik ona okuma-yazmayı öğretmişti. Bu yüzden 1. sınıftan 3. sınıfa atladı, 2. Sınıfı okumadı. 3. ve 4. sınıfları tarihi Mardin Gazipaşa İlkokulunda, 5. sınıfı da Mardin 21 Kasım ilkokulunda okudu. 3. Sınıfa geldiğinde öğretmeni önüne Cumhuriyet Gazetesini koyuyor, ona sesli bir şekilde öğrenciler dinlesin diye gazetedeki makaleleri okutuyordu. 5. sınıfta okurken Milliyet Gazetesinin düzenlediği bilgi ve kültür yarışmasında Güneydoğu bölgesinde birinci oldu.
1979-80 Eğitim döneminde Diyarbakırkapı’daki Cumhuriyet Ortaokuluna kaydoldu. Ortaokul 2. sınıftan itibaren atletizme başladı ve Atletizm Federasyonundan lisanslı sporcu olarak liseden mezun olana kadar bu sporla olan ilgisini sürdürdü.
Dindar bir ailede yetişen Süleyman Çevik çocukluğundan itibaren hep Kürtleri merak etti ve Kürtlere dair şeylere hep ilgi duydu. 1979 yılında Kürtçe-Türkçe çıkan bir gazetede ilk kez Kürtçe yazıları gördüğünde çok şaşırmıştı. 12 Eylül’ün koşullarının devam ettiği ortaokul ve lise yıllarında Mardin’de bir şeyler yapacak bir ortamı bir çok kişi gibi o da bulamadı. Zaten 12 Eylül darbesi ortada yapılacak bir şey de bırakmamıştı. Üstelik o dönemde Mardin’in merkezi bölgede siyasi olayların en az yaşandığı yerlerin başında geliyordu.
1982-83 Eğitim döneminde Mardin Lisesine kaydını yaptırdı.
Ortaokulda başladığı atletizmi lise döneminde de yoğun bir şekilde yaptı. Uzun mesafe yarışlarında Türkiye şampiyonalarına ve bölge atletizm müsabakalarına katıldı ve bir çok ilde Mardin’i temsil etti. Bu süre içinde Mardin’de, bölgede ve Türkiye genelinde 4 yıl boyunca bir çok yarışmaya katıldı, bir çok derece ve ödüller aldı.
1984-85 yılında Marmara Basın Yayın Yüksek Okulu, şimdiki adıyla İletişim Fakültesini kazandı. İstanbul’a yüksek öğrenim için kayıt yaptırınca sporu bırakmak zorunda kaldı.
Üniversiteye geldiğinde, İstanbul’da Süleyman Çevik’in önünde biraz daha iyi imkanlar vardı. Ancak bulunduğu ortam, istediği çalışmaları yapmasına hep engeldi. Bütün kardeşleri okuyordu; babasının maaşı aile geçindirmeye ve çocuklarını okutmaya yetmiyordu. Bu yüzden üniversitede okuduğu 2, 3 ve 4. sınflarda okul masraflarını çıkarmak için 3 yıl boyunca akşamları gazete dağıttı.
12 Eylül sonrasında yavaş da olsa Kürt meselesi Türkiye gündemine girmeye başlamıştı. Kürtlere dair ufaktan da olsa bir şeyler yazılıp çiziliyordu. Kendisi imkanları dahilinde bu dönemde bu alanda çıkmaya başlayan dergi ve kitap benzeri çalışmaları takip etmeye çalıştı.
4 yılın sonunda 1989 yılında üniversiteden mezun olunca 8 aylık kısa dönem askerliğini yaptı. 1990’lı yıllara gelindiğinde Turgut Özal’ın yönetiminde Türkiye’de darbenin etkisi biraz daha kırılmıştı. 1991’de 12 Eylül cuntasının getirdiği Kürtçe yayın yasağı kaldırıldı. Bu tarihten sonra peşpeşe kimi Kürtçe, kimi de Kürtlere dair Türkçe yayınlar çıkmaya başladı.
Nûbihar Yayınları ve Nûbihar Dergisi de 1992 yılında kuruldu. Önce Mart 1992'de Nûbihar Yayınları kuruldu; daha sonra 1992 yılının Ekim ayında da tümüyle Kürtçe çıkan Nûbihar dergisi aylık olarak yayına başladı.
Böylece “Nûbihar” adı hem bir derginin hem de bir yayınevinin adı oldu.
Süleyman Çevik’in kendisi de Nûbihar Yayınları ve Nûbihar dergisini çıkaran kadronun içinde yer aldı. Nûbihar dergisi çıktığında derginin Genel Yayın Yönetmeni Sabah Kara, kendisi Yazı İşleri Müdürü idi. Derginin 19. sayısından sonra sahibi, daha sonraki sayılarda Genel Yayın Yönetmenliğini de üstlendi.
2014 yılında da 6 ayda bir Kürtçe olarak yayınlanan Türkiye’deki ilk hakemli dergi Nûbihar Akademî yayına başladı. Şu ana kadar 15 sayısı çıkan ve akademisyenler tarafından hazırlanan bu derginin de sahipliğini yapmaktadır.
Nûbihar Yayınevi ve Dergisi muhafazakar duyarlığa sahip Cumhuriyet tarihinin ilk Kürtçe yayınevi ve dergisidir. 2021 sonu itibariyle 157 sayı yayımlanmış olan Nûbihar dergisi, Türkiye’de Kürtçe dergiler içinde yayınını devam ettiren en uzun ömürlü dergidir.
Kitap olarak da Nûbihar Yayınları ve başka bir yayın markaları olan Kent Işıkları’nda şimdiye kadar 400’den fazla kitap yayımlamıştır.
Süleyman Çevik, özel sektörde Kürtçe süreli yayın üzerinden Türkiye’de basın kartı alan ilk kişidir. Normalde dergi sahibi olarak 1.5 yılda alabileceği basın kartını ilk başvuru tarihi üzerinden 18 yıl geçtikten sonra alabilmiştir.
2015 yılında, 2005 yılından beri İstanbul Kürt Enstitüsü tarafından Kürt Dilbilimci Feqî Hüseyin Sağnıç anısına verilen dil ödülüne layık görülmüştür.
Şimdiye kadar Nûbihar dergisinde birçok Kürtçe makale yazdı. Çok sayıda Türkçe yazısı da www.ilkehaber.com da yayınlandı.
Evli olup, ikisi kız, biri erkek, üç çocuk babasıdır.
KAYNAKÇA: Süleyman Çevik'le Söyleşi (2 bölüm, ilkehaber.com,19.02.2010), İhsan Işık / Diyarbakır Ansiklopedisi (2013) - İhsan Işık / Geçmişten Günümüze Diyarbakırlı İlim Adamları Yazarlar ve Sanatçılar (2014) - Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (C. 12, 2018), Bilgi teyidi (28.12.2021).
Fotoğraflar
Gazeteci-yazar, yayıncı. Nûbihar Dergisi ve Nûbihar Yayınevi Genel Yayın Yönetmeni.
Resmi nüfus kaydına göre 1965 yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğdu. Ancak gerçekte Çermik ilçesine bağlı Tulikê Fatê/Tulikê Bekir köyünde doğmuştur.
Mala ‘Ezeban diye bilinen ailesi ve yakın akrabaları bugün ağırlıklı olarak kendi köyleri olan Çermik’in Arabük köyünde olmakla birlikte, Elazığ, Siverek ve Diyarbakır merkezde de yaşamaktadırlar. Mala ‘Ezeba Zaxura Aşiretine mensup bir ailedir. Zaxura Aşireti, ağırlıklı olarak bugün Midyat, Dargeçit, Nusaybin ve Diyarbakır’ın çevresinde yaşamaktadır.
Uzun yıllar küçükbaş hayvan besleyen ve konar-göçer bir hayat süren dedeleri 1940 yılından itibaren Çermik’e bağlı bugünkü Arabük köyünün ilk temelini atarak burada yerleşik hayata geçmeye başlamışlardır. Önce amca çocuklarının yerleştiği bu köye; 1960’lı yıllarda da Süleyman Çevik’in dedesi ve babası yerleşmiştir.
Hiç okul okuyamayan babası Hasan Hüseyin Çevik kendini çok iyi yetiştirmiş kültürlü bir insandı. Şehirden saatlerce uzak ve araçla ulaşım olmadığı halde ilçedeki gazete bayiine sipariş ettiği günlük gazeteleri sonradan toptan alıyor, bulabildiği kitapları okuyor ve şiirler yazıyordu...
O yıllarda kendi köyünün yanı sıra çevredeki köylerde de hiç okul olmadığı için okul çağındaki bütün çocuklar gibi Süleyman Çevik de zamanında okula gidemedi.
O zamanlar mezra olan Arabük köyü 1990’lı yılların başından itibaren muhtarlık olmuştur. Bugünden bakıldığında Arabük köyü, ilk ve ortaokulu olan ve çevredeki birkaç köyün çocuklarının da okuduğu bir köye dönüşmüştür.
***
1974 yılında babası Mardin Çimento fabrikasında işe girdi. Aynı yılın Ekim ayında ailece Mardin’e göç ettiler. Yaşı müsait olmasına rağmen kayıt dönemi bittiği gerekçesiyle o yıl okula kaydetmediler. Ancak sonraki yıl, yani 1975 yılında kendisinden 4 yaş küçük kardeşi Prof. Dr. Remzi Çevik’le Mardin Savurkapı’daki Cumhuriyet İlkokuluna gidebildi. Okula başladığı zaman Türkçeyi bilmiyordu ancak harfleri tanıyor ve anlamadığı bir dille okuyup yazabiliyordu. Çünkü kendilerinden uzak, dayılarının köyünde okul vardı ve burada okuyan ağabeyi İbrahim Halil Çevik ona okuma-yazmayı öğretmişti. Bu yüzden 1. sınıftan 3. sınıfa atladı, 2. Sınıfı okumadı. 3. ve 4. sınıfları tarihi Mardin Gazipaşa İlkokulunda, 5. sınıfı da Mardin 21 Kasım ilkokulunda okudu. 3. Sınıfa geldiğinde öğretmeni önüne Cumhuriyet Gazetesini koyuyor, ona sesli bir şekilde öğrenciler dinlesin diye gazetedeki makaleleri okutuyordu. 5. sınıfta okurken Milliyet Gazetesinin düzenlediği bilgi ve kültür yarışmasında Güneydoğu bölgesinde birinci oldu.
1979-80 Eğitim döneminde Diyarbakırkapı’daki Cumhuriyet Ortaokuluna kaydoldu. Ortaokul 2. sınıftan itibaren atletizme başladı ve Atletizm Federasyonundan lisanslı sporcu olarak liseden mezun olana kadar bu sporla olan ilgisini sürdürdü.
Dindar bir ailede yetişen Süleyman Çevik çocukluğundan itibaren hep Kürtleri merak etti ve Kürtlere dair şeylere hep ilgi duydu. 1979 yılında Kürtçe-Türkçe çıkan bir gazetede ilk kez Kürtçe yazıları gördüğünde çok şaşırmıştı. 12 Eylül’ün koşullarının devam ettiği ortaokul ve lise yıllarında Mardin’de bir şeyler yapacak bir ortamı bir çok kişi gibi o da bulamadı. Zaten 12 Eylül darbesi ortada yapılacak bir şey de bırakmamıştı. Üstelik o dönemde Mardin’in merkezi bölgede siyasi olayların en az yaşandığı yerlerin başında geliyordu.
1982-83 Eğitim döneminde Mardin Lisesine kaydını yaptırdı.
Ortaokulda başladığı atletizmi lise döneminde de yoğun bir şekilde yaptı. Uzun mesafe yarışlarında Türkiye şampiyonalarına ve bölge atletizm müsabakalarına katıldı ve bir çok ilde Mardin’i temsil etti. Bu süre içinde Mardin’de, bölgede ve Türkiye genelinde 4 yıl boyunca bir çok yarışmaya katıldı, bir çok derece ve ödüller aldı.
1984-85 yılında Marmara Basın Yayın Yüksek Okulu, şimdiki adıyla İletişim Fakültesini kazandı. İstanbul’a yüksek öğrenim için kayıt yaptırınca sporu bırakmak zorunda kaldı.
Üniversiteye geldiğinde, İstanbul’da Süleyman Çevik’in önünde biraz daha iyi imkanlar vardı. Ancak bulunduğu ortam, istediği çalışmaları yapmasına hep engeldi. Bütün kardeşleri okuyordu; babasının maaşı aile geçindirmeye ve çocuklarını okutmaya yetmiyordu. Bu yüzden üniversitede okuduğu 2, 3 ve 4. sınflarda okul masraflarını çıkarmak için 3 yıl boyunca akşamları gazete dağıttı.
12 Eylül sonrasında yavaş da olsa Kürt meselesi Türkiye gündemine girmeye başlamıştı. Kürtlere dair ufaktan da olsa bir şeyler yazılıp çiziliyordu. Kendisi imkanları dahilinde bu dönemde bu alanda çıkmaya başlayan dergi ve kitap benzeri çalışmaları takip etmeye çalıştı.
4 yılın sonunda 1989 yılında üniversiteden mezun olunca 8 aylık kısa dönem askerliğini yaptı. 1990’lı yıllara gelindiğinde Turgut Özal’ın yönetiminde Türkiye’de darbenin etkisi biraz daha kırılmıştı. 1991’de 12 Eylül cuntasının getirdiği Kürtçe yayın yasağı kaldırıldı. Bu tarihten sonra peşpeşe kimi Kürtçe, kimi de Kürtlere dair Türkçe yayınlar çıkmaya başladı.
Nûbihar Yayınları ve Nûbihar Dergisi de 1992 yılında kuruldu. Önce Mart 1992'de Nûbihar Yayınları kuruldu; daha sonra 1992 yılının Ekim ayında da tümüyle Kürtçe çıkan Nûbihar dergisi aylık olarak yayına başladı.
Böylece “Nûbihar” adı hem bir derginin hem de bir yayınevinin adı oldu.
Süleyman Çevik’in kendisi de Nûbihar Yayınları ve Nûbihar dergisini çıkaran kadronun içinde yer aldı. Nûbihar dergisi çıktığında derginin Genel Yayın Yönetmeni Sabah Kara, kendisi Yazı İşleri Müdürü idi. Derginin 19. sayısından sonra sahibi, daha sonraki sayılarda Genel Yayın Yönetmenliğini de üstlendi.
2014 yılında da 6 ayda bir Kürtçe olarak yayınlanan Türkiye’deki ilk hakemli dergi Nûbihar Akademî yayına başladı. Şu ana kadar 15 sayısı çıkan ve akademisyenler tarafından hazırlanan bu derginin de sahipliğini yapmaktadır.
Nûbihar Yayınevi ve Dergisi muhafazakar duyarlığa sahip Cumhuriyet tarihinin ilk Kürtçe yayınevi ve dergisidir. 2021 sonu itibariyle 157 sayı yayımlanmış olan Nûbihar dergisi, Türkiye’de Kürtçe dergiler içinde yayınını devam ettiren en uzun ömürlü dergidir.
Kitap olarak da Nûbihar Yayınları ve başka bir yayın markaları olan Kent Işıkları’nda şimdiye kadar 400’den fazla kitap yayımlamıştır.
Süleyman Çevik, özel sektörde Kürtçe süreli yayın üzerinden Türkiye’de basın kartı alan ilk kişidir. Normalde dergi sahibi olarak 1.5 yılda alabileceği basın kartını ilk başvuru tarihi üzerinden 18 yıl geçtikten sonra alabilmiştir.
2015 yılında, 2005 yılından beri İstanbul Kürt Enstitüsü tarafından Kürt Dilbilimci Feqî Hüseyin Sağnıç anısına verilen dil ödülüne layık görülmüştür.
Şimdiye kadar Nûbihar dergisinde birçok Kürtçe makale yazdı. Çok sayıda Türkçe yazısı da www.ilkehaber.com da yayınlandı.
Evli olup, ikisi kız, biri erkek, üç çocuk babasıdır.
KAYNAKÇA: Süleyman Çevik'le Söyleşi (2 bölüm, ilkehaber.com,19.02.2010), İhsan Işık / Diyarbakır Ansiklopedisi (2013) - İhsan Işık / Geçmişten Günümüze Diyarbakırlı İlim Adamları Yazarlar ve Sanatçılar (2014) - Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (C. 12, 2018), Bilgi teyidi (28.12.2021).










