
Asıl adıyla Musa Çağıl deseniz pek tanıyan çıkmaz; çünkü onu herkes “Saatçi Musa” ismiyle bilir. Saatçilik Malatya Cezaevi´nde öğrendiği mesleğidir.
Türkiye´nin “Tek Parti” günlerinden “AK Parti” günlerine uzanan dini, siyasi ve entelektüel serüveninin merkezinde bulunmuş bir isim.
Anlattıklarından Derlenen Kısa Hayat Hikâyesi
Saatçi Musa Çağıl, 1927’de Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Alaşehir köyünde doğdu. Çocuk yaşlarda ailesiyle birlikte Malatya’ya yerleşti. Yedi kardeşinden ikisi küçükken ölünce iki erkek dört kız kardeş kaldılar. O dönemde köylerde kalabalık nüfus geçim için önemli bir kaynağı olduğundan aile kalabalıktı. Dedesinin de 12 çocuğu vardı.
Saatçiliği kendisine babasından miras kaldı.
Babası Divriği’nde ilim tahsili yanı sıra saat tamirciliğini de öğrenmiş. Daha sonra geliştirdiği mesleğine önce Kangal’da, Malatya’da bir Ermeni saatçi ustasının yanında biraz daha geliştirip sürdürmüş, abisiyle birlikte.
İlkokulu Malatya’da Çarmuzu Hidayet Mektebinde okudu. Arkasından Ortaokula gitti ama abim askere gidince üçüncü sınıftan ayrılmak zorunda kaldı. Baba mesleğine devam etti.
1952 yılına kadar Malatya’da kaldı. “Allah’” demenin suç sayıldığı bir dönemi yaşadı. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, aynı zamanda Basın Yayın Genel Müdürü de olan Kemal Gedeleç bir tamim yayınladı. Bu tamim bütün gazetelerde yayınlandı. “Allah’tan, dinden bahsetmek, tefrika yapmak, yazı yazmak yasaktır” deniyordu. Öyle ki yıllar sonra Üstad Necip Fazıl’ın Mevlit adlı kitabının reklamını ancak metindeki ”Allah” kelimesini çıkarıp yayımlayabildiler.
Saatçi Musa Çağıl, CHP’nin tek partinin yasakçı rejimi, Demokrat Parti’nin Celal Bayar ve Menderes ağırlıklı kısmen özgürleşme dönemine yakından tanıklık etti.
O dönemin Malatya’sında arkadaşlarıyla birlikte Büyük Doğu Fikir Kulübünü kurdu. O yıllarda adı Ahmet Emin Yalman suikastine bulaşınca Hüseyin Üzmez, Osman Yüksel ve Necip Fazıl’la birlikte hapse mahkum edilerek aylarca Malatya Hapishanesinde hapis yattı.
Lise öğrencisi, arkadaşı Hüseyin Üzmez’in Ahmet Emin Yalman’ı vurmasını planlamışlardı. Nitekim öyle de oldu. Ekim 1952’de Üzmez, Yalman’ı vurdu. Üç el ateş etmiş. İkisi karnına birisi eline isabet etmişti.
Bu suikast bahane edilerek epey zevat hapse mahkum edildi. Ahmet Emin Yalman’la polemiğe giren, dini ve siyasi içerikli yazılar yazan, Necip Fazıl, Osman Yüksel Serdengeçti, Cevat Rıfat Atılhan, Mustafa Bağışlayıcı gibi çok sayıda aydını topladılar.
Bu davada Saatçi Musa on iki yıl, Hüseyin Üzmez 24 yıl ceza aldı. Dokuz yıl hapiste yattı. Cezamın bitmesine bir yıl kala 60 ihtilali sonrasındaki bir afla hapisten çıktı. Hüseyin Üzmez de toplam on yıl yattıktan sonra aynı afla hapisten çıkmış oldu.
Hapisten sonra yine Malatya’ya dönerek, bir müddet abisinin yanında çalıştı. Artık dükkânın seyri değişmiş, gelen gidenlerin sayısı artmıştı. Ağabeyi gelenden gidenden rahatsız olmaya başlayınca İstanbul’a gitmeye kara verdi.
Hapiste biriktirdiği birkaç kuruş vardı. Gerçi büyük bir kısmını anamın hastalığına harcamıştım. Geriye kalan parayı cebine koyarak, İstanbul’a doğru yola çıktı. Amacı İstanbul’da bir iş bulup çalışmak veya saatçilik yapmaktı. Bazı arkadaşları görmek için birkaç günlüğüne Ankara’ya uğradı. Geldiğinin ikinci günü Kızılay’da yürürken tesadüfen yolda Üstad ile (Necip Fazıl) karşılaştı. Hoş-beşten sonra Üstad onu bir lokantaya götürdü. Lokanta sahibi ile tanıştırdı. Birkaç kez daha gitti oraya. Son gittiğinde akşam üzeriydi. Yemeği yiyip, hesabı ödeyip çıkacaktı. Lokanta sahibinin yanında birileri vardı. Alacak verecek meselesi konuşuyorlardı, vedalaşıp ayrılacaktı. Lokanta sahibi “Yarına kadar bir miktar nakite ihtiyacı var, yarın öderim” demiş, yarın gideceğini ve tüm parasının bu olduğunu söylemişti. Adam “Sen merak etme” demişti. Ertesi gün gitti, sonraki günler yine yine gitti ama, parasını alamadı. Adam iflas etmişti.
O günlerde banka kredisi çekerek Kızılay’da bir saat tamir dükkanı açtı. İşte kalış o kalış, böylece Ankara’ya yerleşmiş oldu. 1962 yılında, bir akrabamın kızıyla evlendim. Bu evlilikten ikisi kız beş evladı dünyaya geldi.
Her Dönemde Ünlülerin Uğrak Yeri Okul Gibi Bir Dükkân
Daha sonraları bu saatçi dükkânı milliyetçi ve muhafazakar düşüncenin ocağı haline geldi. Bütün muhafazakâr, İslamcı ve sağcı yazarçizer ve siyasetçilerin uğrak yeri oldu. Başta Turgut Özal olmak üzere, Necmettin Erbakan, Süleyman Demirel, Korkut Özal, Recai Kutan, Oğuzhan Asiltürk, Süleyman Arif Emre, Sezai Karakoç, Necip Fazıl, Osman Yüksel Serdengeçti, Erdem Beyazıt, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Fehmi Koru ve Abdullah Gül dâhil bugünkü CHP dışındaki siyasetçilerin çoğu sizin bu küçük dükkânın müdavimleriydi.
Fethi Gemuhluoğlu´dan Osman Yüksel´e, Sezai Karakoç´tan Akif İnan´a, Nuri Pakdil´e kadar pek çok fikir adamının uğrak yeridir küçük saatçi dükkânı. Başka kimler yok ki? Recai Kutan, Necmettin Erbakan, Abdullah Gül, Bahri Zengin, Temel Karamollaoğlu, Kahraman Emmioğlu, Fehim Adak, Cevat Ayhan, Muammer Dolmacı, Abdülkerim Doğru, Demirel ve Özal kardeşler’
Sezai Karakoç´un, Nuri Pakdil´in en yakın arkadaşlarından biri. Bilenler bilir birinci sınıf Pakdil ve Karakoç hikâyelerinin sahibi. İsmet Özel´in tanışmak için Sezai Karakoç´a gittiğinde Karakoç´un yanında o vardır.
Ankara´da İzmir Caddesi´nde 60´lı yıllardan 80´li yıllara kadar pek çok siyasetçi ve aydının uğrak yeri olan ve tarihe tanıklık eden bir saatçi dükkânının da sahibi. Şimdilerde kapalı. Musa Amca da tebessümle dünyanın gidişatını izliyor. Haftada bir gün dışarı çıkıyor, Kurtuba Kitabevi´ne.
Ekmeğin karneyle, Sümerbank mamullerinin vesikalarla verildiği bir dönemde başlıyor onun mücadelesi ve hikâyesi.
1950´li yıllar. Malatya , “CHP´nin Kâbesi” diye biliniyor o zamanlar. Necip Fazıl´ın efsanevi Büyük Doğu dergisinin ülkenin dört bir yanını sarstığı günler. Musa Amcanın hayatındaki en büyük dönüm noktası da o dergidir.
Büyük Doğu´yu gece ikide tren garından alıp arkadaşlarıyla dağıtır şehirde. Dergi çevresinde bir fikir atmosferi oluşur. Sait Çekmegil, Fevzi Özer, İbrahim Akçadağ, Hamit Fendoğlu ile birlikte Malatya Fikir Kulübü´nü kurarlar. Büyük Doğu, damarlarına basan, onları çok etkileyen, heyecanlarını diri tutan bir dergidir. Musa Amca da o heyecanla gazeteci Ahmet Emin Yalman´ın vurulma olayına (1952 olması lazım) karışır ve tam sekiz yılı cezaevinde geçer. Cezaevi arkadaşları Necip Fazıl, Cevat Rıfat Atilhan, Mustafa Bağışlayıcı, Osman Yüksel Serdengeçti, Hüseyin Üzmez´dir.
Yetmişli yılların sonuna kadar burada kaldı, sonra yeri ve mesleği değiştirdi. Bakanlıklara doğru çıkarak, Deri üzerine çalışmaya başladı.
Cezaevinden yeni çıktığı dönemde, çeşitli cemaatlerin sohbetlerine katılmış, gazeteci Ercüment Özkan’la Hüzbüttahrir üyesi olmuş, sonra her iki bu cemaatin mahiyetini anlayıp ayrılmışlardı.
Saatçi Musa, uzun yıllar önce dükkanlarını kapatıp emekliliğin tadını çıkarmaya başladı. Yakın dönemin, özellikle İslamcı hareketin yaşadığı serüvenin önemli bir yakın tanığı olduğundan gazeteciler peşini bırakmıyor, kendisiyle sık sık söyleşiler yapıyorlar.
Fazla dışarı çıkmıyor, haftada bir Ankara Kızılay’daki kitapcafelerden birinde görülebiliyor.
Musa Çağıl dünden bugüne şöyle konuşuyor:
“Dün söz dinleyecek adam vardı, o adamlara söz söyleyecek adam yoktu, bugün söz söyleyen adam çok fakat söz dinleyecek adam kalmadı. Şimdi aramıza eşyalar, koltuklar, çeşitli malzemeler ve televizyonlar, internetler girdi. Artık birbirimizin sözünü anlayamıyoruz çünkü zihnimizde, gönlümüzde karşılığı olmayan kelimelerle konuşuyoruz.”
Şu sözleri de can alıcı:
“İslam´a talip olduğunu söyleyen insanlar gerçek gündemlerinden koptular. İnancımıza özenmemiz lazım. İslamcılar siyasi ve ekonomik güce kavuştu ama manevi, ahlaki istikametlerini kaybetmekle yüz yüze kaldılar. Mesela yoksul başarılı öğrencilere burs vermeleri için birtakım zenginlere gittim, trilyonluk adamlar ayda 100 lirayı bile muntazaman yatırmadılar. İlla ‘cemaatten’ mi olması gerekiyor o çocukların. Onun için biz neyi kaybettik bunu hatırlamamız lazım. Önceden daha fakir adam daha çok şey veriyor, daha fedakârca davranabiliyordu. Şimdi adam zengin oldu, o zenginliği korumanın peşinde. Bu Müslüman ahlakı değil, kapitalist dünyanın getirdiği bir ahlaktır. Müslüman ahlakı zaten bu kadar mal biriktirmeye izin vermez.”
Saatçi Musa İçin Ne Dediler?
“O, kıbleye bakarken mertçe, insanca duran 90 küsur yaşında bir delikanlı. Büyük tecrübeye, bereketli bir ömre teşekkür etmek düşer bize de.” (Bekir Fuat)
KAYNAKÇA: Saatçi Musa ile bir çağa tanıklık edin 1-2 (Söz ve Adalet Dergisi Sayı 6-7, 19.8.2008), Siyasetin ayarını yapan saatçi - Yeni Şafak (yenisafak.com, 8 Kasım 2009), Saatçi Musa'nın dükkanından geçen ünlüler (haber7.com, 11 Haziran 2010), Asım Öz / Saatçi Musa (2010), Saatçi Musa (eksisozluk.com, 11 Nisan 2007), Ömrünü 'Müslüman Saati'nin tamirine adadı - Dünya Bizim (dunyabizim.com, 19 Şubat 2013), Musa Çağıl: Erdoğan Osmanlı ruhunu geri getirmek istiyor (aksam.com.tr, 1 Ekim 2017), Bekir Fuat / Saatçi Musa (haberdurus.com, gazeteoku.com, 9.06.2019).










