
Muhammed ErbayBu sayfa sizin mi?
Yayıncı, Ankara Birleşik Dağıtımın sahibi ve yöneticisi. 1960 yılında Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler İşletme Bölümünden mezun oldu. Üniversite öğrencisiyken de iyi bir kitap okuyucusuydu. Sonra kendisini kitapla ilgili işlerin içinde buldu.
Ankara’da Türkiş Pasajının altında faaliyet gösteren, Metin Özer’in sahibi olduğu Birleşik Dağıtım’da çalışmaya başladı. Birleşik Dağıtım 1980’li yıllarda İstanbul’da bir dağıtım şirketi olarak kurulmuştu. Yayıncıların kitaplarını toplayıp Anadolu’ya dağıtıyordu. Sonra Ankara’da Metin Özer ve arkadaşları dergi dağıtacak başka bir ağ kurmaya karar vermişler, bu ağın adını da Birleşim dağıtım olarak belirlemişlerdi. İstanbul’daki Birleşik Dağıtım ile ortak çalışma kararı alınca şirketin adını Ankara Birleşik Dağıtım olarak değiştirdiler.
Birleşik Dağıtım, bu adla ilk olarak Sıhhiye merkez pasajında açılmıştı. Oradan taşındıktan sonra Türkiş pasajının altına geldi. Muhammed Erbay 1994’ten sonra burada çalışmaya başladı. Birleşik Dağıtım’da önceleri tamamen dinî içerikli kitaplar satılıyordu. Çok az Cemil Meriç gibi yazarların kitapları vardı. Deposu da tam anlamıyla dinî içerikli yayınlarla doluydu. Erbay’ın gelmesinden sonra okuyucu çevresini gözeterek dinî yayınlar yanında diğer türlere de yer vermeye başladı. Üniversite öğrencilerine dönük kitapları getirtti. O günkü okuyuculara hitap eden kitaplara raflarda yer vermeye gayret etti. Eskiden tür olarak dini kitapların ağırlığı yüzde doksan iken, Erbay bu oranı yüzde kırklara kadar indirmeye çalıştı. Okuyucu kitlesi tek bir kesimden olduğu için onu aşmak için yaptı bunu. Bir şey daha yaptı, üniversite öğrencilerine bilgisayarda hesap açtı. Bu hesap üzerinden öğrencilere taksitli kitaplar satıyordu. Taksitli kitap satmaya başlayınca Gazi ve Hacettepe üniversitesi öğrencilerinden çok müşterileri oldu. Böyle yapınca kitabevi üniversite çevresinde de tanınmaya başladı.
Muhammed Erbay, 1997 yılında şirketi Metin Bey’den devraldı. Birleşik Dağıtım’ın eski sahibi kitapevini bırakıp dershanecili ve dergicilik alanında iş yapmaya başladı. Üniversite hazırlık dergiciliği, sınav dergiciliği yapıyor, Sınav dergisini çıkarıyorlardı.
2001 yılında Muhammed Erbay sahipliğindeki Birleşik Dağıtım, Gökkuşağı çayevinin yanındaki yeni yerine taşındı. Öğrencilere taksitli kitap satışı orada da devam etti. 2012 yılında Birleşik Dağıtım, 2012 yılında Türkiş Pasajındaki yeni – şimdiki- yerine taşındı. Halen burada devam ediyor. Bir ara Adil Han’da sahaflık yapmış, iki yıl sonra kapatmıştı.
Muammed Erbay’ın sahipliğindeki Birleşik Dağıtım, kitapçılık yanı sıra yayıncılık da yapıyor. Yayınların çoğu sınav kitaplarından oluşuyor. Ağırlıklı olarak sosyal bilimler kitapları basıyor, daha az sayıda dinî içerikli kitapları var.
Muhammed Erbay, Kültür Bakanlığının daha etkin bir kitap alım politikası izlemesi Görüşünde:
“ Kültür bakanlığının düzenleyici bir rolü olması gerekir diye düşünenlerdenim. Lakin Kültür Bakanlığının bu beklentimizi karşıladığını hiç söyleyemem. Şimdi mesela Kültür bakanlığı bazı zamanlar kitap alımı yapıyor. Sene de on kitap yayınlıyorsam bunların birisini alıyor ondan da yüz elli tane alıyor. Bu da yayıncıların hiçbir yarasına merhem olmuyor. Kültür bakanlığının ne düzenleyicilik ne de yönlendiricilik açısından hiçbir katkısı yok. (…)
“Kültür Bakanlığı sinemalara, tiyatrolara destek veriyor. Ancak kitap yayıncılarına verdikleri destek kitap alım tarzında oluyor. Bunun da yeterli olduğunu söylemek en azından benim için mümkün değil. Bakanlığa yayınladığım kitaplardan on tanesini verdiysem onlardan da yüz ellişer tane, iki yüzer tane almışlardır. Hiçbir yayıncı Kültür bakanlığı benden kitap alır, ben yayınladığım kitabın üçte birini veya yarısını veririm diye kitap yayınlamaz.”
Belediyelerin kütüphaneler kurması gerektiğini hatırlatıyor:
“Ankara’da çok fazla halk kütüphanesi yok. Kütüphane var da yok gibi bir şey. Kızılay’da Adnan Ötüken var. Millî kütüphaneyi saymıyorum. Halka açık bir kütüphane değil. Üniversite kütüphaneleri, kurum kütüphaneleri var. Onlardan da araştırmacılar yararlanıyor.
Mesela Sincan’da üç adet kütüphane var. Birisi daireden bozma bir yerde. Bir diğeri Fatih mahallesinde iki konteyneri bir araya getirip gecekondu kütüphane yapmışlar. Bir de Yenikent’te prefabrik bir yapının içinde bir kütüphane var.
Belediyeciler Güngörmüşler konağı yapmakla meşguller. Emekliler gidip orada sohbet edip, çay içiyorlar. Gençler için kütüphane yapalım kaygısını ben de göremiyorum. Sincan’ın nüfusu altı, yedi yüz bin. Buraya adam akıllı bir kütüphane yapılması gerekir diye düşünenlerdenim. Ancak şu ana kadar bu vizyonla hareket eden kimseyi de görmedim. Merkezdeki diğer ilçelerde kütüphane var mı bilmiyorum.
Belediyeler halkla iç içe olan kurumlar. Kültür bakanlığının bir görevini yapamaz diye bir şey yok. Güngörmüşler konağı yapan belediye her halde kütüphane de yapabilir. En azından emeklilerin geleceği yerlere gençlerin de gelmesi için, onların da yararlanacağı kütüphaneler pek ala kurulabilir.
Gelişmenin motoru da herhalde kültürlenmedir. Buna yetkililerimizin sahici ve samimi bir biçimde el atması gerekir.”
KAYNAK: Reklama dönük eylemlerin sahici sonuçlarının olmayacağını düşünüyorum (http://www.kitapistanbul.com, 25.04.2017).
Fotoğraflar
Yayıncı, Ankara Birleşik Dağıtımın sahibi ve yöneticisi. 1960 yılında Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler İşletme Bölümünden mezun oldu. Üniversite öğrencisiyken de iyi bir kitap okuyucusuydu. Sonra kendisini kitapla ilgili işlerin içinde buldu.
Ankara’da Türkiş Pasajının altında faaliyet gösteren, Metin Özer’in sahibi olduğu Birleşik Dağıtım’da çalışmaya başladı. Birleşik Dağıtım 1980’li yıllarda İstanbul’da bir dağıtım şirketi olarak kurulmuştu. Yayıncıların kitaplarını toplayıp Anadolu’ya dağıtıyordu. Sonra Ankara’da Metin Özer ve arkadaşları dergi dağıtacak başka bir ağ kurmaya karar vermişler, bu ağın adını da Birleşim dağıtım olarak belirlemişlerdi. İstanbul’daki Birleşik Dağıtım ile ortak çalışma kararı alınca şirketin adını Ankara Birleşik Dağıtım olarak değiştirdiler.
Birleşik Dağıtım, bu adla ilk olarak Sıhhiye merkez pasajında açılmıştı. Oradan taşındıktan sonra Türkiş pasajının altına geldi. Muhammed Erbay 1994’ten sonra burada çalışmaya başladı. Birleşik Dağıtım’da önceleri tamamen dinî içerikli kitaplar satılıyordu. Çok az Cemil Meriç gibi yazarların kitapları vardı. Deposu da tam anlamıyla dinî içerikli yayınlarla doluydu. Erbay’ın gelmesinden sonra okuyucu çevresini gözeterek dinî yayınlar yanında diğer türlere de yer vermeye başladı. Üniversite öğrencilerine dönük kitapları getirtti. O günkü okuyuculara hitap eden kitaplara raflarda yer vermeye gayret etti. Eskiden tür olarak dini kitapların ağırlığı yüzde doksan iken, Erbay bu oranı yüzde kırklara kadar indirmeye çalıştı. Okuyucu kitlesi tek bir kesimden olduğu için onu aşmak için yaptı bunu. Bir şey daha yaptı, üniversite öğrencilerine bilgisayarda hesap açtı. Bu hesap üzerinden öğrencilere taksitli kitaplar satıyordu. Taksitli kitap satmaya başlayınca Gazi ve Hacettepe üniversitesi öğrencilerinden çok müşterileri oldu. Böyle yapınca kitabevi üniversite çevresinde de tanınmaya başladı.
Muhammed Erbay, 1997 yılında şirketi Metin Bey’den devraldı. Birleşik Dağıtım’ın eski sahibi kitapevini bırakıp dershanecili ve dergicilik alanında iş yapmaya başladı. Üniversite hazırlık dergiciliği, sınav dergiciliği yapıyor, Sınav dergisini çıkarıyorlardı.
2001 yılında Muhammed Erbay sahipliğindeki Birleşik Dağıtım, Gökkuşağı çayevinin yanındaki yeni yerine taşındı. Öğrencilere taksitli kitap satışı orada da devam etti. 2012 yılında Birleşik Dağıtım, 2012 yılında Türkiş Pasajındaki yeni – şimdiki- yerine taşındı. Halen burada devam ediyor. Bir ara Adil Han’da sahaflık yapmış, iki yıl sonra kapatmıştı.
Muammed Erbay’ın sahipliğindeki Birleşik Dağıtım, kitapçılık yanı sıra yayıncılık da yapıyor. Yayınların çoğu sınav kitaplarından oluşuyor. Ağırlıklı olarak sosyal bilimler kitapları basıyor, daha az sayıda dinî içerikli kitapları var.
Muhammed Erbay, Kültür Bakanlığının daha etkin bir kitap alım politikası izlemesi Görüşünde:
“ Kültür bakanlığının düzenleyici bir rolü olması gerekir diye düşünenlerdenim. Lakin Kültür Bakanlığının bu beklentimizi karşıladığını hiç söyleyemem. Şimdi mesela Kültür bakanlığı bazı zamanlar kitap alımı yapıyor. Sene de on kitap yayınlıyorsam bunların birisini alıyor ondan da yüz elli tane alıyor. Bu da yayıncıların hiçbir yarasına merhem olmuyor. Kültür bakanlığının ne düzenleyicilik ne de yönlendiricilik açısından hiçbir katkısı yok. (…)
“Kültür Bakanlığı sinemalara, tiyatrolara destek veriyor. Ancak kitap yayıncılarına verdikleri destek kitap alım tarzında oluyor. Bunun da yeterli olduğunu söylemek en azından benim için mümkün değil. Bakanlığa yayınladığım kitaplardan on tanesini verdiysem onlardan da yüz ellişer tane, iki yüzer tane almışlardır. Hiçbir yayıncı Kültür bakanlığı benden kitap alır, ben yayınladığım kitabın üçte birini veya yarısını veririm diye kitap yayınlamaz.”
Belediyelerin kütüphaneler kurması gerektiğini hatırlatıyor:
“Ankara’da çok fazla halk kütüphanesi yok. Kütüphane var da yok gibi bir şey. Kızılay’da Adnan Ötüken var. Millî kütüphaneyi saymıyorum. Halka açık bir kütüphane değil. Üniversite kütüphaneleri, kurum kütüphaneleri var. Onlardan da araştırmacılar yararlanıyor.
Mesela Sincan’da üç adet kütüphane var. Birisi daireden bozma bir yerde. Bir diğeri Fatih mahallesinde iki konteyneri bir araya getirip gecekondu kütüphane yapmışlar. Bir de Yenikent’te prefabrik bir yapının içinde bir kütüphane var.
Belediyeciler Güngörmüşler konağı yapmakla meşguller. Emekliler gidip orada sohbet edip, çay içiyorlar. Gençler için kütüphane yapalım kaygısını ben de göremiyorum. Sincan’ın nüfusu altı, yedi yüz bin. Buraya adam akıllı bir kütüphane yapılması gerekir diye düşünenlerdenim. Ancak şu ana kadar bu vizyonla hareket eden kimseyi de görmedim. Merkezdeki diğer ilçelerde kütüphane var mı bilmiyorum.
Belediyeler halkla iç içe olan kurumlar. Kültür bakanlığının bir görevini yapamaz diye bir şey yok. Güngörmüşler konağı yapan belediye her halde kütüphane de yapabilir. En azından emeklilerin geleceği yerlere gençlerin de gelmesi için, onların da yararlanacağı kütüphaneler pek ala kurulabilir.
Gelişmenin motoru da herhalde kültürlenmedir. Buna yetkililerimizin sahici ve samimi bir biçimde el atması gerekir.”
KAYNAK: Reklama dönük eylemlerin sahici sonuçlarının olmayacağını düşünüyorum (http://www.kitapistanbul.com, 25.04.2017).










