Saz şairi. 16. Yüzyılın sonu ile 17. Yüzyılın başında Güdümlü (Varzıl) köyü / Almus / Tokat’ta yaşadığı bilinmektedir. Şiirlerinden hareketle, soyunun Kemaliye'nin Ocak köyündeki Hıdır Abdal Tekkesi'ne bağlı olduğunu ve özlem duyduğu tek yerin Erdebil Tekkesi, dolayısıyla Safevî şahlarının yurdu olduğu anlaşılır. Osmanlılar ile İran Safevîleri arasındaki siyasî gerginlik sırasında Pîr Sultan Abdal, Kul İbrâhim ve Kul Hüseyin gibi Kul Himmet de Alevî topluluğunu Osmanlı Devleti karşısında yer almaya teşvik eden şiirler yazdı. Alevî inancını şiirlerinde halkın anlayabileceği bir Türkçeyle ifade ettiğinden şiirleri Alevî-Bektaşî çevrelerinde büyük şöhret kazandı ve birçok cönkte yer aldı.
Nefesler, destanlar, Kerbelâ şehitleri için ağıtlar ve taşlamalar söyleyen Kul Himmet'in şiirlerinde İslâm tarihi, evliya menkıbeleri, Hz. Ali ve on iki imam sevgisiyle bilhassa Alevî- Bektaşî inancı doğrultusunda dinî-tasavvufî duyarlığın bulunması onun kuvvetli bir tarikat terbiyesi aldığını ortaya koyar. Tahmasb gibi Safevî şahlarına övgü, zamandan şikâyet, gurbet, sıla özlemi ve beşerî aşk şiirlerinde yer alan diğer konulardır. Şiirleri, dörtlük sayısı bakımından diğer halk şairlerinin şiirlerine nispeten uzundur. Aruz ölçüsünü kullandığı şiirlerindense hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerinin daha başarılı olduğu belirtilir.
KAYNAK: Sadettin Nüzhet Ergun / Bektaşî Şairleri (s. 208-232, 1930), Sadettin Nüzhet Ergun / Bektaşi Şairleri ve Nefesleri (s. 171-198, 1944), Abdülbaki Gölpınarlı / Kaygusuz Abdal-Hatayi-Kul Himmet (s. 21-99-112, 1962), İbrahim Aslanoğlu / Kul Himmet Üstadım (s. 5-16, 1976), İsmail Özmen / Alevî-Bektaşî Şiirleri Antolojisi (1995), İbrahim Aslanoğlu / Kul Himmet: Yaşamı, Kişiliği ve Şiirleri (s. 1 -24, 1997), Büyük Larousse (c. 12,s. 7140, 1986), Ana Britannica (c. 14, s. 45, 1987), Nurettin Albayrak / TDV İslam Ansiklopedisi (c. 26, s. 352, 2002), İhsan Işık / Ünlü Sanatçılar (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi, c. 5, 2013) - Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (C. 12, 2015).
Fotoğraflar
Saz şairi. 16. Yüzyılın sonu ile 17. Yüzyılın başında Güdümlü (Varzıl) köyü / Almus / Tokat’ta yaşadığı bilinmektedir. Şiirlerinden hareketle, soyunun Kemaliye'nin Ocak köyündeki Hıdır Abdal Tekkesi'ne bağlı olduğunu ve özlem duyduğu tek yerin Erdebil Tekkesi, dolayısıyla Safevî şahlarının yurdu olduğu anlaşılır. Osmanlılar ile İran Safevîleri arasındaki siyasî gerginlik sırasında Pîr Sultan Abdal, Kul İbrâhim ve Kul Hüseyin gibi Kul Himmet de Alevî topluluğunu Osmanlı Devleti karşısında yer almaya teşvik eden şiirler yazdı. Alevî inancını şiirlerinde halkın anlayabileceği bir Türkçeyle ifade ettiğinden şiirleri Alevî-Bektaşî çevrelerinde büyük şöhret kazandı ve birçok cönkte yer aldı.
Nefesler, destanlar, Kerbelâ şehitleri için ağıtlar ve taşlamalar söyleyen Kul Himmet'in şiirlerinde İslâm tarihi, evliya menkıbeleri, Hz. Ali ve on iki imam sevgisiyle bilhassa Alevî- Bektaşî inancı doğrultusunda dinî-tasavvufî duyarlığın bulunması onun kuvvetli bir tarikat terbiyesi aldığını ortaya koyar. Tahmasb gibi Safevî şahlarına övgü, zamandan şikâyet, gurbet, sıla özlemi ve beşerî aşk şiirlerinde yer alan diğer konulardır. Şiirleri, dörtlük sayısı bakımından diğer halk şairlerinin şiirlerine nispeten uzundur. Aruz ölçüsünü kullandığı şiirlerindense hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerinin daha başarılı olduğu belirtilir.
KAYNAK: Sadettin Nüzhet Ergun / Bektaşî Şairleri (s. 208-232, 1930), Sadettin Nüzhet Ergun / Bektaşi Şairleri ve Nefesleri (s. 171-198, 1944), Abdülbaki Gölpınarlı / Kaygusuz Abdal-Hatayi-Kul Himmet (s. 21-99-112, 1962), İbrahim Aslanoğlu / Kul Himmet Üstadım (s. 5-16, 1976), İsmail Özmen / Alevî-Bektaşî Şiirleri Antolojisi (1995), İbrahim Aslanoğlu / Kul Himmet: Yaşamı, Kişiliği ve Şiirleri (s. 1 -24, 1997), Büyük Larousse (c. 12,s. 7140, 1986), Ana Britannica (c. 14, s. 45, 1987), Nurettin Albayrak / TDV İslam Ansiklopedisi (c. 26, s. 352, 2002), İhsan Işık / Ünlü Sanatçılar (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi, c. 5, 2013) - Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (C. 12, 2015).











