
Romancı. 1970, İstanbul doğumlu. ODTÜ Felsefe Bölümünü bitirdi. Hayatı Hakkında yeterli bilgiye erişilemedi. İlk romanı Kenarda 2003 yılında yayımlandı. Bunu diğer romanları takip etti. 2019’da çıkan Bir Dava adlı romanıyla beşinci romanı gün yüzüne çıkmış oldu. Kitapları hakkında bir hayli yazı yazıldı, kendisiyle söyleşiler yapıldı
Eserleri üzerine Orhan Koçak, Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam'ından yola çıkarak Tehlikeli Dönüşler'i kaleme aldı. Behçet Çelik ve Barış Bıçakçı ile konuşmaları Kurbağalara İnanıyorum adıyla kitaplaştı.
Romanları:
Kenarda (2003), Gençlik Düşü (2006), Uzun Yürüyüş (2015), Son Adım (2017), Bir Dava (2019)
Deneme-Mektup:
Kurbağalara İnanıyorum (Barış Bıçakçı ve Behçet Çelik ile, 2016),
Ayhan Geçgin İçin Ne Dediler?
“Dante, “Büyük bir acı içinde bulunduğumuz zaman, yok olmayı vahşi bir zevkle düşünürüz,” diyor. Ayhan Geçgin’in son romanı Uzun Yürüyüş’ü okurken -daha doğrusu romanın kahramanının bazen arkasından bazen de yanından yürürken- birincil çabam onun yok olmayı bu denli istemesinin ardındaki nedenleri çözmeye, bunlar için kafa yormaya, her hareketi ve düşüncesinden bir ipucu yakalayıp içinde bulunduğu acıyı çözmeye çalışmak oldu. Evet, kendini bir şekilde yok etmeyi düşünen ve uzun bir yürüyüşe çıkan bir adamın roman boyunca, yürümesine, yol almasına tanık oluyoruz Geçgin’in metninde.
Önce belirteyim; Uzun Yürüyüş okunup, sayfa sonunda biten ve rafa kaldırılacak bir metin değil. Bir kere okunan bir metin değil. Neden? Kendi adıma şöyle diyebilirim; ben okumadım, daha gün ağarmadan yola çıkan kahramanla birlikte son sayfaya kadar yürüdüm. Onu izledim. Bazen arkasından bakakaldım, bazen yetişmek için hızlandım, bazen de onunla yan yana yürüdüm. Bu yürüyüş sahiden uzun bir yürüyüştü ve varılacak somut bir varış noktası var mıydı yok muydu bilmiyordum.
Geçgin, varacağı yeri yazarken biliyor muydu, pek fikrim yok, romanın kahramanının da yoktu. Ve somut olarak aslında vardığı bir yer de yok. Ve işin güzel yanı ise tüm bunların bir önemi yok. Çünkü bu yürüyüş kanaatimce insan olmanın bıkkınlığının üzerinden geçen, anlama ile anlamama duraklarında nefes kesen, varlığı sorgulayan, varoluşuyla saç saça, tırnak tırnağa geçen ama çoğu zaman da sessizce geçen bir yürüyüş.” (Sibel Oral, Cumhuriyet Kitap)
KAYNAKÇA: Ayhan Geçgin: “Sanki dilin egemeni olan bizmişiz gibi bir hava var yazılanlarda” | Mustafa Orman (edebiyathaber.net, 11 Kasım 2012), Sibel Oral / Ayhan Geçgin'in yeni romanı: “Uzun Yürüyüş” (cumhuriyet.com.tr, 08 Nisan 2015),Ayhan Geçgin (iletişim.com.tr, 02.11.2019).
Fotoğraflar
Hakkında Yazılanlar
Romancı. 1970, İstanbul doğumlu. ODTÜ Felsefe Bölümünü bitirdi. Hayatı Hakkında yeterli bilgiye erişilemedi. İlk romanı Kenarda 2003 yılında yayımlandı. Bunu diğer romanları takip etti. 2019’da çıkan Bir Dava adlı romanıyla beşinci romanı gün yüzüne çıkmış oldu. Kitapları hakkında bir hayli yazı yazıldı, kendisiyle söyleşiler yapıldı
Eserleri üzerine Orhan Koçak, Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam'ından yola çıkarak Tehlikeli Dönüşler'i kaleme aldı. Behçet Çelik ve Barış Bıçakçı ile konuşmaları Kurbağalara İnanıyorum adıyla kitaplaştı.
Romanları:
Kenarda (2003), Gençlik Düşü (2006), Uzun Yürüyüş (2015), Son Adım (2017), Bir Dava (2019)
Deneme-Mektup:
Kurbağalara İnanıyorum (Barış Bıçakçı ve Behçet Çelik ile, 2016),
Ayhan Geçgin İçin Ne Dediler?
“Dante, “Büyük bir acı içinde bulunduğumuz zaman, yok olmayı vahşi bir zevkle düşünürüz,” diyor. Ayhan Geçgin’in son romanı Uzun Yürüyüş’ü okurken -daha doğrusu romanın kahramanının bazen arkasından bazen de yanından yürürken- birincil çabam onun yok olmayı bu denli istemesinin ardındaki nedenleri çözmeye, bunlar için kafa yormaya, her hareketi ve düşüncesinden bir ipucu yakalayıp içinde bulunduğu acıyı çözmeye çalışmak oldu. Evet, kendini bir şekilde yok etmeyi düşünen ve uzun bir yürüyüşe çıkan bir adamın roman boyunca, yürümesine, yol almasına tanık oluyoruz Geçgin’in metninde.
Önce belirteyim; Uzun Yürüyüş okunup, sayfa sonunda biten ve rafa kaldırılacak bir metin değil. Bir kere okunan bir metin değil. Neden? Kendi adıma şöyle diyebilirim; ben okumadım, daha gün ağarmadan yola çıkan kahramanla birlikte son sayfaya kadar yürüdüm. Onu izledim. Bazen arkasından bakakaldım, bazen yetişmek için hızlandım, bazen de onunla yan yana yürüdüm. Bu yürüyüş sahiden uzun bir yürüyüştü ve varılacak somut bir varış noktası var mıydı yok muydu bilmiyordum.
Geçgin, varacağı yeri yazarken biliyor muydu, pek fikrim yok, romanın kahramanının da yoktu. Ve somut olarak aslında vardığı bir yer de yok. Ve işin güzel yanı ise tüm bunların bir önemi yok. Çünkü bu yürüyüş kanaatimce insan olmanın bıkkınlığının üzerinden geçen, anlama ile anlamama duraklarında nefes kesen, varlığı sorgulayan, varoluşuyla saç saça, tırnak tırnağa geçen ama çoğu zaman da sessizce geçen bir yürüyüş.” (Sibel Oral, Cumhuriyet Kitap)
KAYNAKÇA: Ayhan Geçgin: “Sanki dilin egemeni olan bizmişiz gibi bir hava var yazılanlarda” | Mustafa Orman (edebiyathaber.net, 11 Kasım 2012), Sibel Oral / Ayhan Geçgin'in yeni romanı: “Uzun Yürüyüş” (cumhuriyet.com.tr, 08 Nisan 2015),Ayhan Geçgin (iletişim.com.tr, 02.11.2019).










