İskender Pala

Roman Yazarı, Edebiyat Araştırmacısı, Yazar

Doğum
10 Kasım, 1958
Eğitim
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
Burç

Edebiyat araştırmacısı, romancı. 10 Kasım (nüfusta 8 Haziran) 1958, Uşak doğumlu. Uşak Cumhuriyet İlkokulu (1969) ve Kütahya Lisesini (1975) bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden “Câmiu’n-Nezâr Transkripsiyonlu Metin” (1979) adlı lisans teziyle mezun oldu. Yüksek lisansını yine İstanbul Üniversitesinde Sosyal Bilimler Enstitüsü Eski Türk Edebiyatı Anabilim Dalında (1981), doktorasını aynı eğitim kurumunda “Aşkî / Hayatı, Edebi Şahsiyeti ve Divanı” adlı teziyle 1983’te tamamladı. 1993’te doçentliğe yükseldi. İÜ Edebiyat Fakültesi Türkoloji Seminer Kitaplığında memur (1979-82), Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Deniz Lisesinde teğmen ve üsteğmen (1982-86), Boğaziçi Üniversitesinde Türk dili ve edebiyatı öğretim üyesi (1986-87) olarak görev yaptı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı deniz tarihi arşivi kuruluş ve faaliyet projesinin gerçekleştirilmesi (1987-94) çalışmaları ve ilgili komutanlığın yayın faaliyetlerinde (1996-97) görev yaparak yüzbaşı rütbesiyle emekliye ayrıldı.

İskender Pala, 1997’den sonra İstanbul Kültür Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalıştı, 1998 yılında profesör oldu. Daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesinde görev aldı. Ayrıca TSK Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Müze ve Arşiv Müdürlüğü (1989 –97), İstanbul Kültür Üniversitesinde Türkçe Eğitimi Birim Başkanlığı (1997-00), İKÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanlığı (2000), İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı (2004-05) yaptı.

Makaleleri; Türk Edebiyatı, E Dergisi, İstanbul, Kaçak Yayın, Gezinti başta olmak üzere pek çok dergide yayımlandı. Çeşitli ansiklopedilerde madde yazarlığı yaptı. Ortaokul ve liseler için ders kitapları yazdı. Osmanlı deniz tarihi ile ilgili araştırmalarda bulundu ve bu çalışmalarının bir bölümünü kitaplaştırdı. Özellikle divan edebiyatı alanındaki çalışmalarıyla dikkat çekti. Divan edebiyatının halk kitlelerince anlaşılabilmesi için çalışmalar yaptı. Divan edebiyatından esinlenen denemeler, hikâyeler, fıkralar yazdı. Ulusal ve uluslararası bilimsel toplantılarda bildiriler sundu, konferanslar verdi. Yine uluslararası kitaplara bölümler yazdı. TRT televizyon kanallarında Hilmi Yavuz ile birlikte edebiyat söyleşileri yaptı. 1989’da Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü adlı eseriyle Türkiye Yazarlar Birliği Dil Ödülünü, 1990’da AKDTYK Türk Dil Kurumu Ödülünü, 1996’da Şairlerin Dilinden adlı eseriyle de Türkiye Yazarlar Birliği İnceleme Ödülünü, 2003’te Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk adlı romanıyla Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülünü aldı. TDV İslâm Ansiklopedisi Yazı Kurulu, Türk Dünyası Edebiyat Ansiklopedisi Bilim Kurulu ve Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir.

 

ESERLERİ:

 

Araştırma-İnceleme-Deneme: Aşkî ve Divanından Örnekler (1988), Hayriye - Şair Nâbî (1989), Namık Kemal’in Tarihî Biyografileri (1989), Divan Edebiyatı (1992), 99 Soruda Türkçe Kültürü (1994), Türk Düğmeciliği ve Bahriye Düğmeleri (1995), Gâlib Vardur Şeyh Gâlib’den İçeru / Şeyh Galib Kitabı (1995), Şi’r-i Kadim - Divan Edebiyatı Şiir Şerhleri (1997), Klâsik Şiirde İstanbul’dan Hayat Sahneleri (1997), Şiirler Şairler ve Meclisler (1997), Aşkname (1997), Kudemanın Kırk Atlısı - Edebi Biyografiler (1998), Bâkî (1998), Leyla ile Mecnun (1998), Necatî (1998), Yunus Emre (1999), Âh Mine’l Aşk (1999), Kırklar Meclisi - Edebi Biyografiler (2000), Âyine (2000), İki Dirhem Bir Çekirdek (2000), Fatih Sultan Mehmet (2002), Tavan Arası (2002), Görgü (2002), Akademik Divan Şiiri Araştırmaları (2003), Düşte Kalan (2004), Su Kasidesi (2005), Kitab-ı Aşk (2005), Kırkıncı Kapı (2005), Kadılar Kitabı (2006), …ve Gazel Yeniden (2006), Kırk Ambar (2007), Mevlit (2009), Sözün Özünden Dünden Bugüne Atasözleri (2010), Mir’at Tarihi (2010), Boğaziçi’ndeki Mücevher Dolmabahçe (2011).

Sözlük-Antoloji-Derleme: Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü (1989, yeni bas. Ansiklopedik Divan Şiirleri Ansiklopedisi), Edebiyat Şaka ve Nükteleri (1993), Divan Edebiyatında Müstesna Güzeller (1995), Kronolojik Divan Şiiri Antolojisi - Divanü’d Devâvin (1995), Şairlerin Dilinden (1996), Aşina Güzeller (1998), Ayine (2000), Kahve Molası (2002), Gül Şiirleri (2002), Perişan Gazeller (2002), Efsane Güzeller (2002), Divane Güzeller (2004), Kırk Güzeller Çeşmesi (2004), Şahane Gazeller (antolojiler, 2004-2010), Dört Güzeller (2008), Güldeste (2010), Hoş Sada (2013).

Monografi: Mevlana (2010), Muhteşem Şair Muhibbi (2011),

Sadeleştirme: Hilye-i Saadet (Hakani Mehmed Bey’den, 1991), Osmanlı Deniz Savaşları (Muhârebât-ı Bahriyye-i Osmaniyye, Süleyman Nutkî’den, 1993), Turgut Reis (Ali Rıza Seyfioğlu’ndan, 1994), Bahriyemiz Tarihinden Flasalar (Safvet Bey’den, 1994), Osmanlı Bahriyesinin Mazisi (Hüsnü Tengüz’den, resim albümü, 1995), Gazâvâtı Hayrettin Paşa (kom., elyazmadan, 1995).

Roman: Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk (2003), Katre-i Matem (2010), Şah ve Sultan (2010), Od: Bir Yunus Romanı (2011), Efsane: Bir Barbaros Romanı (2013, 2016), Mihmandar : Bir Eyüp Sultan Romanı, Bülbülün Kırk Şarkısı (2015), Mesela (2016), Karun ve Anarşist (2017).

Anı: İki Darbe Arasında (2010).

 

KAYNAKÇA: İhsan Işık / Yazarlar Sözlüğü (1990, 1998) - Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi (2001, 2004) – Encyclopedia of Turkish Authors (2005) - Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2006, gen. 2. bas. 2007) –- Encyclopedia of Turkey’s Famous People (2013), Seyyid N. Erkal / İskender Pala: Bizim Olanı Bilmeden Biz Olamayız.. (söyleşi, Merdiven Sanat, Eylül 1998), TBE Ansiklopedisi (c.2, 2001), Aslı Örnek / Tavan Arası (Radikal Kitap, 22.10.2002), Oylum Yılmaz / Efsaneler Güzeller (Radikal Kitap, 10.11.2002), İskender Pala: ‘Divan Edebiyatı Bana Dost Para ve İtibar Kazandırıyor.’ (Hürriyet Pazar, 10.3.2003), Divan Şiiri Geleneğinden Çağdaş Şiire (Cumhuriyet Kitap, 10.2.2005), Seyhan Oktay / Söyleşi (Kitap Haber, Haziran Temmuz 2005). 

GÜZEL SÖZLERİ

GÜZEL SÖZLERİ

 

-Aşk odur ki gerisi vesairedir...

-Belki de en sevdiğim sakarlığın, gözlerime takılıp yüreğime düşmendi.

-O ki; rüyana gireceğim diye söz verdi. Nice yıllar geçiyor ki bu söz yüzünden gözüme uyku girmedi.

-Senden dolayı seviyorum seni ey sevgili.. Öyle ki kıskançlığımdan kendi gözümle bile dost değilim...

-Kimileri Gül dediler, ömür boyu güldüler; Kimileri de Gül dediler, Gül uğruna öldüler.

-Aşk iğnesiyle dikilince bir dikiş, kıyamete kadar sökülmez imiş.

-Dış yerine içi, suret yerine ruhu sevmek gerekir. Hayat ancak sevgiyle tatlıdır.

-Aşk bakmakla güzelleşir, Konuşmakla zenginleşir, Dokunmakla bozulur.

-Ey Aşık..!! Sevgilinin hasretiyle, seherlerinde âh ederek gözyaşı döktüğün geceler miktarınca, aşkın sana kutlu olsun..!

-Ey Yar Ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş ; Yüreğimin dibine kadar yolun var.

-Hüzün, bir hazin kelime... Ayrılık gibi, hicran gibi; ama mutluluk gibi de. Bazen bir gözde görürüz onu, bazen bir yüzde. Bazan bulutlarla gelir, bazen lodoslarla.

-Aşk, kelimesinin bir anlamıda sarmaşık demek. Nasıl ki bir sarmaşık bir ağacı çepeçevre sarıp, onun dış dünya ile ilişkisini keser ve sardığı ağacı bir süre sonra kurutursa, aşk da sardığı tuttuğu kişiyi çevresinden koparır ve bir süre sonra o ağaç gibi kurutur...

-Her gözyaşının ayrı bir anlamı vardı. Her damlanın hangi zamanda, hangi mekânda, hangi kişiyle paylaşıldığı önemliydi. Gözyaşları ne kadar çok şeye tercümanlık yapıyordu! Damladığı, süzüldüğü, aktığı veya kana dönüştüğü zaman, hep ayrı manaları vardı. Gözyaşları gizli duyguları açığa vuran mektuplar gibiydi.

İLGİLİ BİYOGRAFİLER

Devamını Gör