Warning: pg_query(): Query failed: ERROR: could not extend file "base/19886/715562": No space left on device HINT: Check free disk space. in /var/www/biyografya.com/public_html/_sys/classes/db.php on line 61

Warning: pg_fetch_array() expects parameter 1 to be resource, boolean given in /var/www/biyografya.com/public_html/_sys/classes/db.php on line 62
Nasruddevle Mansur - Biyografya

Nasruddevle Mansur

Mervani Hükümdarı, Hükümdar

Ölüm
Burç

Mervanoğlu Nizamüddin Nasr 1080 yılında ölünce emirlik Nasruddevle Mansur’a geçti. Bu sırada vezir Ebu Salim idi. Bu vezirin tahakkümünden halk bıkmış, yönetim bir hayli bozulmuştu. Fahruddevle Cehîr, Bağdad'a giderek halife el-Kaim'in veziri oldu. Halife Muktedi Biemrillah, 1083'te kendisini azledince o da bütün aile efradıyla birlikte Selçuklu Sultanının yanına gitti. Sultan Melikşah ve veziri Nizamülmülk'e Mervâniler'in çok zengin hazinelere ve servete sahip olduklarını, önemli ve merkezî bir durumda olan Diyarbakır bölgesinin Selçuklu imparatorluğu sınırları dışında kalışının doğru olmadığını anlatarak onları buna ikna etti. Bunun üzerine Melikşah, Fahrüddevle'ye meliklik nişanesi olarak hil'at ve küs verip, kendi adını hutbede okutmak ve namına para bastırmak şartıyla onu, Diyarbakır bölgesi hâkimliğine tayin etti. Fahrüddevle büyük bir ordu ile Diyarbakır bölgesine geldi. Oğlu Zaîmüddevle'yi Âmid'i kuşatmaya gönderdi. Kendisi Meyyâfânkîn'i sardı. Melikşah, ayrıca en büyük komutanlarında biri olan Eksük oğlu Artuk Bey'i ordusuyla yardıma göndermişti. Bundan başka, eski Bağdat şahnesi emîr Sa'düddevle Gevherâyin, Hille hükümdarı Bahaüddevle Man- sûr ile oğlu Seyfüddevle Sadaka. Türkmen emirlerinden Dilmaç- oğlu Mehmet ve Çubuk beyler, keza büyük ümeradan Hacib Altuntak da yardıma koşturulmuştu. Fahrüddevle'nin komutası altında bulunan bu emirler, Mervânî ülkesine dâhil kaleleri tazyike başladılar.

Bu sırada Âmid'de bulunan Nasruddevle Mansur, derhal ülkesini savunmaya girişti. Veziri Ebû Salim'i kendine vekil bırakarak Cizre'ye gitti. Musul, Haleb ve Elcezîre hâkimi Şerefüddevle'yi, kendisine Âmid ve bazı kaleleri vereceğini vaat ederek birlikte Âmid'e geldiler. Fakat kuşatma sırasında Şerefüddevle ayrılıp gitti.

Ülkesine bağlı yerlerden Erzen, Bitlis, Siirt gibi bazı kalelerin düşmekte olduğunu gören Mansur, kendisinin bu kuvvetlerle başa çıkamayacağını anladı. Ülkesinin tanınmış kişilerinden bir heyet oluşturarak Sultanın dergâhına gitti. Sultan Melikşah, Âmid ve Meyyâfârıkîn'i ailesine bırakmak şartıyla, diğer Diyarbekir şehirlerinin teslimini bildirdi. Mansur düşünmek için mehil istedi ve durumu Meyyâfârıkîn'de bulunan vezirine bildirdi. Ebû Salim verdiği cevapta, savunmasını yaptığı kalenin on yıl kuşatmaya dayanabilecek kadar sağlam ve metin olduğunu, Türk askerlerinin kışın zahire yokluğu sebebiyle memleketlerine dönmek zorunda kalacaklarını, bu hususta hiçbir endişeye kapılmayıp Sultanın teklifini kabul etmemesini bildirince, Mansur da Sultanın teklifini cevapsız bıraktı. Bununla beraber, kendisine belki daha uygun bir teklif yapılır ümidiyle İsfahan'dan da ayrılmadı.

Fahrüddevle Âmid'i kuşatmakta olan oğluna, civarda bulunan bağ ve bahçelerin tahribini, işin sıkı tutulmasını bildirmişti. Şehir içinde kıtlık baş göstermiş, halk açlık tehlikesine maruz kalmıştı. Suru savunan askerler, silâhlarını olduğu yerde bırakarak, surdan aşağı inmeye başladılar. Bunları gören bir kısım halk, başlarında Ebû'l-Hasan adında birisi olduğu halde surlara çıkarak Sultan Melikşah'ın parolasıyla bağırmaya başladılar. Zaimüddevle'yi çağırarak şehri ona teslim ettiler. Böylece Âmid kalesi 4 Mayıs 1035 (h. 8 Muharrem 478) Çarşamba günü zapt edilmiş oldu.

Âmid'in fethini haber alan Fahrüddevle hemen buraya geldi. Açlık sıkıntısı çeken halka zahire dağıttı. Şehrin yönetimini oğlu Zaimüddevle'ye, şahneliğini de Çubuk Bey'e vererek Meyyâfârıkîn'e döndü.

Âmid'in düştüğünü haber alan Mansur, Sultana teklifini kabul ettiğini arzettiyse de artık kabul edilmedi. Nihayet uzun kuşatma ve saldırılardan sonra Meyyâfârıkîn de 31 Ağustos 1085 (h. 6 Cemaziyelevvel 478) Cumartesi günü teslim oldu. Mervânilerin zengin hazineleri ele geçirildi.

Nasruddevle Mansur'a gelince O hâlâ Sultan Melikşah'ın dergâhında idi. Kendisine, zapt edilen ülkesinin karşılığında hangi memleketin emaretini istediği sorulduğunda hiddete kapılarak; Göğsümden girip arkamdan çıkacak olan bir harbeden başka bir şey istemiyorum, şeklinde verdiği cevap, Sultan'a Bağdad'ın yukarısında bulunan ve yıllık 30 bin dinar geliri olan Harbi'yi dilediği şeklinde arz edildi. Sultan'da burasını Mansur'a ikta eyledi. Mansur da ister istemez Harbi'ye gitti.

Öte yandan Cizre'ye yerleşmiş olan Mansur, Meyyâfârıkîn'in bu durumun öğrenince İbni Esed'e haber gönderdi ve yardımını diledi İbni Esed de onu Meyyâfarıkîn'e çağırdı. “O sırada Meyyâfarıkîn'de büyüklerden ve ileri gelenlerden kimse yoktu. Nasruddevle Mansur 486 (m. 1094) yılı başında geldi ve İbni Esed şehri kendisine teslim etti. O da şehre girdi ve İbni Esed'i “Muhyiddevle” unvaniyla vezir yaptı. Sonra da babasını, kadıyı ve diğer adamları bulmak için Amid'e hareket etti. Oradan Nusaybin'e gidecekti. Bu sırada Tecüddevle Tutuş duruma hâkim olmuş, kargaşıkları gidermiş bulunuyordu. İlkin Âmid'i ele geçirdi. Sonra Meyyâfârıkin üzerine yürüdü ve 486 (m. 1094) yılı Rebiülevvel ayında şehre girdi. Nasruadevle Mansur ise Sukapısı'ndan çıktı ve sultanın veziri Ebün - Necm'in karargâhına giderek kendisine sığındı. Son hükümdarlığı beş ay sürmüştür.

Nasruddevle Mansur, aynı yıl, yani h. 486 (m. 1094) yılında Cizre'de öldü. Cenazesi, Âmid'e getirilerek karısı Sittünas tarafından Dicle'ye bakan kayalıkların üzerindeki sarayın üst tarafında yaptırılan kubbeye gömüldü. Daha sonra karısı da aynı yere defnedildi. Bu mezarın, halen Adliye binası olarak kullanılan eski Vilayet Konağı arkasında ve Dicle'ye nazır İncİ- Arap Türbesi denilen kubbeli türbe olması muhtemeldir.

KAYNAK: Mükrimin Halil Yınanç / Türkiye Tarihi Selçuklular Devri I (Anadolu’nun Fethi, İstanbul 1944, s. 134 v.d), İbrahim Kafesoğlu Sultan Melikşah Devrinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu (İstanbul 1953, s. 48 v.d), Şevket Beysanoğlu / Kısaltılmış Diyarbakır Tarihi ve Abideleri (s. 54 v.d.), Prof. Dr. Osman Turan / Selçuklular Tarihi ve Medeniyeti (Ankara 1985, s. 145 v.d.),  Prof. Dr. Ali Sevim / Diyarbekir Bölgesinin Büyük Selçuklu İmparatorluğuna Katılışı (Atatürk Konferansları 1971 - 1972, Ankara 1975, s. 299-307), Şevket Beysanoğlu / Diyarbakır’da Gömülü Meşhur Adamlar (1985, s. 46-50).

FOTO GALERİ

İLGİLİ BİYOGRAFİLER

Devamını Gör

Warning: Unknown: write failed: No space left on device (28) in Unknown on line 0

Warning: Unknown: Failed to write session data (files). Please verify that the current setting of session.save_path is correct (/var/lib/php/session) in Unknown on line 0