Yıldırım Akbulut

TBMM Başkanı, Başbakan, Milletvekili, Devlet Adamı, Hukukçu, Siyasetçi

Doğum
Ölüm
30 Eylül, 2007
Eğitim
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Hukukçu, siyaset ve devlet adamı, milletvekili, meclis başkanı, Türkiye Cumhuriyeti 20. başbakanı.  (D. 15 Kasım 1935, Erzincan – Ö. 30 Eylül 2007, İstanbul) . Anayasa Mahkemesi üyeliği yapmış Samia Akbulut’un eşidir. Babası Ömer Bey’in PTT’de memur olması nedeniyle ilk ve ortaöğrenimini yurdun değişik yerlerinde yaptı. İlkokulu Eskişehir’de, Ortaokulu Samsun’da, liseyi Erzincan’da bitirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirip askerliğini yaptıktan sonra Erzincan’da serbest avukat olarak çalıştı.

Yıldırım Akbulut, 1983 genel seçimlerinde Anavatan Partisi (ANAP) listesinden Erzincan Milletvekili seçilerek parlamentoya girdi ve milletvekilliği 1991 yılına kadar sürdü. Turgut Özal Hükümetinde İçişleri Bakanlığı (1984-87) yaptı.

24.12.1987 - 9.11.1989 tarihleri arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı görevinde bulundu. Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanlığına seçilmesinin ardından Başbakanlığa (1989-91) getirildi. 1989-1991 yılları arasında ANAP Genel Başkanlığı da yapan Akbulut, 1995 yılında yapılan genel seçimlerde milletvekilliğine aday olmadı.

18 Nisan 1999 genel seçimlerinde ANAP listesinden yeniden milletvekili seçilerek parlamentoya girdi.

20 Mayıs 1999 tarihinde üçüncü kez Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına seçildi.

Meclis Başkanlığı ile Başbakanlığı dönemlerinde hakkında türetilen fıkralar ve çıkarılan kitaplarla adı akıllarda yer etti.

Yıldırım Akbulut, 30 Eylül 2007 günü İstanbul’da vefat etti. Saime Akbulut ile evli; Çiğdem Kırca, Gülsüm Yazganarıkan, Lale Akbulut adlarında üç çocuk babasıydı.

 

Ödülleri:

 

Order of the Star of Romania

 

KAYNAKÇA: Milliyet Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi (1. cilt, 1986), Başbakan Yıldırım Akbulut'un TBMM'DE Konuşmaları (1990), Yıldırım Akpulut Şimdi Sıra Bende (1990), Meclis Başkanları ve Genel Kurul Konuşmaları (1920 – 2013) - Tarihe Düşülen Notlar – 3 (Yayın Koordinatörü: Dr. İrfan Neziroğlu, Editör: Dr. Tuncer Yılmaz, 2013),  Politika Milli Gazete'de Başbakan Yıldırım'a 'Yıldırım Akbulut' benzetmesi’ - 'Akbulut' gürleyince; yere düşer 'Yıldırım'..." (t24.com.tr, 07 Ocak 2017), Yıldırım Akbulut fıkraları! (internethaber.com, 21.07.2019).

YILDIRIM AKBULUT FIKRALARI

YILDIRIM AKBULUT FIKRALARI

 

Yıldırım Akbulut başbakan olduktan sonra Turgut Özal makamına ziyarete gelir. Akbulut’un İngilizce bilmediğini bilen Turgut Özal "yıldırım şu İngilizceyi öğren artık. Bir dahaki ziyaretime kontrol edeceğim" der ve gider.

Aradan bir süre geçer ve Turgut Özal yine bir ziyaretinde yıldırım Akbulut’a "Naptın Yıldırım İngilizce öğrenebildin mi?” diye sorar.

Akbulut "gayet iyi" diye cevap verir. Turgut Özal "O zaman yaverini çağır bakalım içeriye" der

Yıldırım Akbulut dışarıya seslenir: "Mehmet kam hiyır"...yaver içeriye gelir. Özal içinden "harbiden çözmüş galiba” diye geçirir içinden. Bir soru daha sorar: "Tamam şimdi yaveri geri gönder"

Yıldırım Akbulut odadan dışarıya çıkar ve bu kez oradan seslenir: "Mehmet kam hiyır"

 

***

 

Akbulut, birkaç günlük tatil için bir dağ evine gider. Tatili süresince rahatsız edilmek istemediğini belirtir. Özel Kalem müdürüne de, günlük gazeteleri her sabah masasında görmek istediğini söyler.

Kalem müdürünün morali bozulur. Çünkü şehir çok uzaktadır. Her sabah şehre gidip gazete almak zoruna gidecektir.

Sonunda çareyi bulur: Ertesi gün şehre iner ve aynı gazeteden yedi-sekiz tane alır. ''Her sabah birini önüne koyarım. Bizimki anlamaz nasılsa...'' diye düşünür. Planı uygulamaya başlar.

İlk günler işler yolunda gitmektedir. Beşinci gün, Akbulut kalem müdürünü çağırır. Müdür korkarak huzura çıkar. ''Buyurun sayın başbakanım.'' der. Akbulut elindeki gazeteyi gösterir ve konuşur: ''Yahu kalem, şu dünyada ne gerzekler var yahu. Beş gündür bakıyorum, aynı adam, arabasını beş gündür aynı ağaca çarpıp duruyor...''

 

***

 

Gırgır’ın kapağı: TRT spikeri ekranda önündeki metni okuyor: "Sayın seyirciler, başbakan'ın biri bir gün"

Yıldırım Akbulut eve geç kalmış, hanımı sormuş:

- Nerdeydin?

- Yürüyen merdivendeydim.

- Eee?

- Elektrikler kesilince mahsur kaldım. Daha yeni geldi. Ben de ancak dönebildim.

 

***

 

Süleyman Demirel, “Yıldırım Akbulut için ne düşünüyorsunuz?” Diye soran gazeteciye Akbulut’u aratmayan bir cevap vermişti:

Bulut buluttur, bulutun akı da buluttur garası da, binaaneleyh, üzerine gonuşmaya değmez.

 

***

 

Yıldırım Akbulut, Demir Leydi Margaret Thatcher'ın daveti üzerine İngiltere'ye gidecektir. Ancak İngilizce bilmediğinden paniğe kapılmıştır. Danışmanını çağırarak ona ne yapması gerektiği sorar.

Danışmanı anlatır: "Başbakanım, paniğe mahal yok. Her şey çok kolay olacak. Uçaktan inecek ve oradaki en yaşlı görünümlü bayanın elini sıkacaksınız. Daha sonra sizin için serilmiş olan kırmızı halının üzerinde yürüyerek askeri karşılama taburuna dönüp selam vereceksiniz. Askere söyleyeceklerinizi küçük bir kâğıdın arkasına yazıp kravatınızın arkasına iğneleyin. Gerektiğinde bakarsınız."

Yıldırım Akbulut durumun bu kadar basit olduğunu duyunca neşelenir ve "Yaşa be" diyerek danışmanına sarılır.

Yola koyulurlar. Yıldırım Akbulut uçaktan indikten sonra Margaret Thatcher'ın elini sıkar ve askere dönerek şöyle der: "Hello soldier. Polo gıravatları, made in Turkey."

 

***

 

Yıldırım Akbulut, İngiltere ziyareti sırasında Margareth Thatcer tarafından ağırlanıyormuş. Londra caddelerinde fayton gezisine çıkmışlar. Derken faytonu çeken at gümbürtüyle gaz çıkarmış.

Demir Leydi, nezaketen özür dilemiş. Yıldırım Akbulut ise, "Hay Allah, ben de at yaptı sanmıştım" demiş.

 

***

 

Yıldırım Akbulut bir gün taksiye binmiş. trafikten dolayı zaten sıkıntıdan patlayan şoför biraz sonra sormuş: "abi sana bir Yıldırım Akbulut fıkrası anlatayım mı?"

Yıldırım Akbulut, bozuk bir sesle yanıtlar: "ben Yıldırım Akbulut'um."

Şoför aynadan müşterisini süzer ve şöyle der: "Olsun abi, ben yavaş yavaş anlatırım."

 

***

 

Yıldırım Akbulut, George Bush ve Mihail Gorbaçov En Büyük Yalanı Söyleme Yarışmasına katılırlar.

Mihail Gorbaçov, "Ben aslında ABD vatandaşıyım" der ve alkışlanır.

George Bush, "komünizm dünyanın en iyi düzenidir" dediğinde cılız bir alkış sesi yükselir.

Sıra Yıldırım Akbulut'a gelir. Akbulut elini çenesine koyar, bekler, bekler... Sonra, "Kusura bakmayın, düşünüyordum  da" der. Alkış tufanı kopar, Yıldırım Akbulut birinci olur.

 

***

 

Yıldırım Akbulut bir gün akm gişesine gider ve gişedeki memura, "beyefendi, iki bilet rica ediyorum" der.

Memur gayrı ihtiyari, "Romeo ve Jülyet için mi efendim" diye sorar.

Yıldırım Akbulut sinirlenip, "tabii ki hayır" der: "eşim ve benim için."

 

***

 

Yıldırım Akbulut ve Yıldırım Aktuna gazetenin ödüllü bulmacasını çözmüşler. Ama kimin adına gönderecekleri sorununu çözememişler.

Bunun üzerine Yıldırım Aktuna şöyle bir öneri getirmiş: "senin adını, benim de soyadımı yazalım, öyle yollayalım."

Yıldırım Akbulut da, "neden olmasın" deyip kabul etmiş.

 

***

 

Yıldırım Akbulut, 1990'da başbakan'ken, Uğur Dündar'ın hazırladığı ve trt1'de yayınlanan 'Hodri Meydan' programına katılıp, aşağıdaki fıkrayı şöyle anlatmıştı:

"Ben, zamanında Erzincan'da hal müdürlüğü yaparken, yardımcım gelmiş, bir sürü matbu evrak biriktiğini, artık koyacak yer kalmadığını söylemiş. Sayın müdürüm demiş, isterseniz bir kısmını imha edelim. Ben de demişim ki, tamam imha edin ama bunlar resmi evraktır. Birer fotokopisini çekin de öyle imha edin."

 

***

"27 Şubat 1 Mart tarihleri arasında İran'a 6 günlük bir ziyaret yapacağım." İmza Başbakan Yıldırım Akbulut

 

***

 

Yıldırım Akbulut gazinoya Emel Sayın’ı dinlemeye gider. Emel Sayın’dan ‘Sabile’ şarkısını söylemesini ister. Ancak Emel Sayın şarkıyı bilmemektedir. ’Başbakanım biraz mırıldanır mısınız?’ diye rica eder. Akbulut mırıldanır: eller ayır sabile, yıllar ayır sabile…

 

***

 

KAYNAK: Yıldırım Akbulut fıkraları! (internethaber.com, 21.07.2019).

 

Yazar: HABER

İLGİLİ BİYOGRAFİLER

Devamını Gör

SPONSORLU İÇERİKLER