Erdal Sarıçam

Şair

Doğum
09 Eylül, 1977
Eğitim
Sarkuysan Lisesi
Burç

Şair. 9 Eylül 1977, Gebze / Kocaeli doğumlu. Aslen Ardahanlıdır. Gebze Dumlupınar İlkokulu, Yunus Emre Ortaokulu, Sarkuysan Lisesi mezunu. Hayatını Gebze’de bilgisayar teknisyenliği ve ticareti yaparak sürdürdü. www.5hececiler.com adlı bir internet sitesini yönetti. Edebiyatçı Fatma Sarıçam ile evli; Hatice Meryem adında bir çocuk babasıdır.

Şiir yazmaya ilkokul öğrenciliği yıllarında gazeteci ağabeyine duyduğu özenti ile başladı. İlk şiiri (Cumhuiyet), 1988 yılında, Gebze'nin ilk yerel gazetesi olan Uyanış'ta yayınlanmıştı. İlkokul yıllarında TRT'de Necdet Evliyagil'in sunduğu şiir programıyla şiire olan ilgisi artarak sürdü ve yazdıklarını yerel gazetelerde yayımladı. Çeşitli gazetelerde kültür-sanat sayfaları hazırladı. Çeşitli radyolarda şiir-edebiyat programları hazırladı ve sundu. “İkindi Suları” adııyla şiir-edebiyat söyleşileri düzenledi.

Erdal Sarıçam’ın şiirleri sonraki yıllarda Hazan, Düşçınarı ve Gezgin (sahibi ve yöneticisi) dergilerinde yayımlandı. Bir süre Akit gazetesine haftalık kültür-sanat yazıları yazdı. Şiirde daha çok ölçüye (koşuk) önem vermiş, kelime ahenginin ölçü sanatıyla sağlanabileceğini savunmuş ve halk edebiyatından esinlenmiştir.

ESERLERİ:

ŞİİR: Şairin Kırılan Kalbi (2005).

SEÇKİ: Yakın Dönem Şiirimizde Aşk (1999), En Güzel Aşk Şiirleri (2006).

O'NA...

(Var oluşumuzun 40. günü için.)

 

Camların arkasından bakıyordum sen geldin

Saçlarına garip bir heyecan asılıydı

Belki bir intihardı, alın yazısı belki

Belki de reddedilmiş bir duaydı kim bilir

Sen geldin ellerimiz toza bulandı tekrar

Sen geldin tüm günahlar affa uğradı bir bir

 

Geldin ve bir hayale çevirdin her tarafı

Önce açtı çiçekler sonra soldu ne yazık

Bir şeyler vardı sanki gözden kaçan bir şeyler

Oysa ilk geldiğinde bakıp anlamalıydık

Önce beyaz ve gri sonra pembe ve yeşil

Bir tutkuya kaptırdık kılcal yanlarımızı

Önce beyaz ve gri sonra pembe ve yeşil

Kılcal yanlarımızı bir tutkuya kaptırdık

 

Evet, anlamalıydık her gelişin bir sırrı

Her gidişin sonsuza kirli bir âhı vardı

Kiminin yüreğinde ölüm gibi sevabı

Kiminin dünyalara bedel günâhı vardı

 

Sen gelmiştin ve bizler çığlıkları kuşanıp

Düşüyorduk dağ gibi heveslerin peşine

Şarkılar karanlığın rengini alıyordu

Önümüzde nehirler akıyordu upuzun

Bizler bir yumruk gibi savrulup gökyüzüne

Göğsüne değiyorduk kurşun gibi sonsuzun

 

Camların arkasından bakıyordum sen geldin

Yüreğin terlemenin ritmini sayıyordu

Her çocuğun elinde kana değmiş bir bıçak

Her imgenin sonunda gizli bir ölüm vardı

Sen geldin tüm öfkeler hazza döndü yeniden

Sen geldin dört bir yanı ince bir hüzün sardı

 

Geldin ve bir seraba çevirdin her tarafı

Bakmadan azalmanın elem veren tadına

Bizlerse karanlığa bir dost diye sarılmış

Bir takvim yaprağının içine atılmıştık

Ellerimiz dupduru ellerimiz ıpıslak

Ellerimiz varlığın duasıyla bezeli

Gözlerimiz hep aynı gözlerimiz özde bir

Gözlerimiz özlemdi sura anlatılmıştık

 

Evet, anlamalıydık her gelişin bir sırrı

Her gidişin sonsuza kirli bir âhı vardı

Kiminin yüreğinde ölüm gibi sevabı

Kiminin dünyalara bedel günahı vardı

İLGİLİ BİYOGRAFİLER

Devamını Gör