Sina Akşin

Tarihçi

Eğitim
İstanbul Hukuk Fakültesi

 Tarihçi. 1937, Lahey / Hollanda doğumlu. İstanbul Robert Kolej (1955), İstanbul Hukuk Fakültesi (1959) mezunu. ABD’de Fletcher School of Law and Diplomacy’de (1960-61) yüksek lisans öğrenimi gördü. Robert Koleji Yüksek Okulu İnsan Bilimleri Bölümü (1961-67) hocalığından sonra Genel Kurmay Harp Tarihi Dairesinde (1968-69) çalıştı. Doktorasını İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde (1968) verdi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyeliği sırasında “31 Mart Olayı” başlıklı teziyle doçentliğe yükseldi (1975). 1969’dan itibaren aynı fakültede (Prof. Dr.) öğretim üyesi olarak görevini sürdürdü.

Makaleleri Eylem (ilk yazılar), Forum, SBF Dergisi, Mülkiye Dergisi, Köken, Cumhuriyet, Toplum ve Bilim, Tarih ve Toplum, Turcica, Somut, Yeni Gündem gibi gazete ve dergilerde yer aldı. Son Meşrutiyet / 1919-1920 adlı eseri nedeniyle 1994’te T. İş Bankası Büyük Ödülünü aldı. Türk Sosyal Bilimler Derneği, Öğretim Elemanları Derneği, Ankara Enstitüsü Vakfı, ADD üyesidir.

ESERLERİ:

ARAŞTIRMA: 31 Mart Olayı (1970), İstanbul Hükümetleri ve Millî Mücadele (1976), Jön Türkler ve İttihat ve Terakki (1980), İstanbul Hükümetleri ve Millî Mücadele Cilt: II: Son Meşrutiyet / 1919 - 1920 (1992), Türkiye’nin Yakın Tarihi / 1789 - 1980 (1996), Türkiye’nin Önünde Üç Model (1997), Essays in Ottoman-Turkish Political History (2000).

DERLEME: Türkiye Tarihi (yayın yönetmeni olarak; c. 1: 1987, c. 2: 1988, c. 3: 1988, c. 4: 1988, c. 5: 1995).

HAKKINDA: Ali Hikmet / 31 Mart Olayı (Cumhuriyet, 4.2.1971), İlhan Selçuk / “Ana Çizgileriyle Türkiye’nin Yakın Tarihi” (Cumhuriyet, 23.5.1996), Şükran Kurdakul / Şairler ve Yazarlar Sözlüğü (gen. 6. bas. 1999).

 

BEDEVİLİK – BARBARLIK VE İNSANLIK TARİHİ

Bu yazıda, bedevîlik-barbarlık ve uygarlığın gelişmesi konusunda İbn Haldun'un, Engels’in ve Kıvılcımlı’nın bazı ana görüşlerine kısaca değinmek istiyorum.

İbn Haldun 1332 ve 1406 yılları arasında yaşadı. İspanyol istilâsı karşısında Endülüs’ten Tunus’a göçmüş köklü bir ailenin çocuğu idi. Dedeleri İspanya’ya Hadramut’tan gitmişlerdi. Devlet adamlığı, kadılık, bilim adamlığı yaptı. O devir için belki asıl önemlisi, çok yer gördü: İspanya, bütün kuzey Afrika, Suriye. Timur’un istilâsını önlemek için onunla görüşmeler yaptı. Mısır’da öldü (H, s. 95-9).

İbn Haldun’u büyük dikkat ve sevgiyle inceleyen Ümit Hassan’a göre onun düşüncesinin üstünlüğü dini (naklî ilimler) bilimden (aklî ilimler) kesinlikle ayırmasıdır. Böylece, akıl ve dini uzlaştırmaktan vazgeçmek suretiyle, bilimde aklın ve gözlemin serbestçe at oynatmasına imkân vermiştir (H, s. 100-16). İbn Haldun’un ikinci bir üstünlüğü, gözleme verdiği önemdedir. Hassan bunu “sırf aklın yeterliğine reddiye” ya da “gerçekçilik biçiminde rasyonalizm” diye tanımlıyor (H, s. 116-9). Gerçekten, İbn Haldun’un, çağdaşı olduğu toplumların gelişme dinamiği üzerine ortaya koyduğu görüşlerin büyük ölçüde gözlemlerinin ürünü olduğu anlaşılıyor.

İbn Haldun’a göre, bütün toplumların ilkel evresi bedevîliktir. Bedevilerin çoğu göçebe olmakla birlikte, yerleşik düzene geçmiş ama uygarlık düzeyleri itibariyle bedevî olan topluluklar vardır. Bedevî sözcüğü “bed”, yani “başlamak” kökünden geldiğine göre, bunun Türkçe karşılığının “ilkel” olacağı düşünülebilir (H, s. 190). Hassan, bedevîliğin göçebe öncesi avcı toplumu, göçebeliği, ve göçebe sonrası yerleşik barbar toplumları kapsadığı görüşündedir (H, s. 194, n.49). İbn Haldun’da bedevîliğin karşıtı hazerîliktir. Hazerîlik artık-ürün üretimi ya da zenginleşmenin (“halleri genişleyerek ihtiyaçlarından artacak derecede zenginlik ve genişlik...” MI, s. 319) sonucudur. Hazerîlik işbölümünü geliştirir ve önce kasabaların, sonra da şehirlerin yapımını gerektirir. Burada yaşayanlar bedevîlere göre çok daha geniş, rahat, müreffeh, iyi bir hayat yaşamağa başlarlar. Bu tür bir yaşamanın üstünlükleri açık olmakla birlikte, bunun ağır bir bedeli vardır insanlık için. Zira hazerîleşen bedevî, bedevî olarak sahip bulunduğu birçok güzel nitelikleri yitirmektedir (H, s. 194-5). 1) Bedevîler, hazerîlere göre hayır ve iyiliği kabule daha hazırdırlar (MI, s. 325-7). Düşünürün bu yöndeki düşünceleri yer yer Locke’un tabula rasa öğretisini andırmakla birlikte, daha çok Rousseau’nun “soylu vahşi” öğretisine yaklaşmaktadır. Hazerîleşmek, ister istemez bir ‘bozulmayı’ içermektedir. 2) Bedevîler daha yiğit ve yüreklidirler. Bunun nedeni, hazerîlerin “rahat döşeklerine yan gelmiş, nimetler ve bolluklar içine dalmış, mal ve canlarını korumayı, kendilerini idare ve memlekete hükmetmekte olan vali ve hakimlerle bekçilere bırakmış olmaları ve kendilerini her taraftan çeviren kale duvarları içine sığınarak nefislerini güven içinde saymış olmalarıdır.” (MI, s. 330-1). Bedevîlerde ise iş başa düşmekte, herkesin korunma işine katılması gerekmektedir. 3) Bedevîler arasında, İbn Haldun’un asabiyyet diye adlandırdığı çok güçlü bir bağ, bir dayanışma bağı vardır. Asabiyyetin en iyi örneği akrabalık ve hısımlık bağları ve dayanışması olmakla birlikte, buna münhasır değildir (MI, s. 342, 373).

Ne var ki, İbn Haldun’un bedevîlere karşı ağzı açık bir hayranlığından söz edilemez. Şu cümleler bunu gösterir. “Sen Arapların dünyada, zuhurlarından beri kuvvetle ele geçirdikleri ülkelerin nasıl yıkıldığını ve ahalisinden nasıl boş kaldığını ve eski mamurluğunu kaybederek büsbütün başka bir şekil almış olduğunu düşün.” (MI, s. 405). “Araplar çöllerde dolaşan, vahşi hayvanlar tabiatında, kaba kılıklı, kibirli ve gururlu, himmetleri büyük, başkanlık ve baş olmak için birbirleriyle yarışan ve çekişen bir kavim olduklarından pek zorlukla birbirine boyun eğerler.” (MI, s. 406-7). Hassan’dan, “arap” sözcüğünün bir çok yerde İbn Haldun tarafından “göçebe” karşılığında öğrenmekteyiz (H, s. 105n.).

                                                                          

                                                              (Toplum ve Bilim, Güz-1980)

_______________
(B) Niyazi Berkes, 100 Soruda Türkiye İktisat Tarihi, c. I (İst., Gerçek Yayınevi, 1969).
(E) Frederick Engels. The Origin of the Family, Private Property, and the State (N Y., International Publishers, 1964).
(H) Ümit Hassan, İbn Haldun’un Metodu ve Siyaset Teorisi (Ank., Siyasal Bilgiler F. Y., 1977).
(K) Hikmet Kıvılcımlı, Tarih Tezi: Tarih Öncesi-Tarih-Devrim.Sosyalizm (İst., Tarihsel Maddecilik Yayınları, 1976).
(MI, MII) İbni Haldun, Mukaddime I, II, çev.: Zakir Kadirî Ugan (Ankara, Maarif Vekâleti Yayınları, 1954).

 

FOTO GALERİ

İLGİLİ BİYOGRAFİLER

Devamını Gör

SPONSORLU İÇERİKLER