Gülseven Köse

Ziraat Yüksek Mühendisi, Mühendis, Ressam, Ziraat Mühendisi, Yazar

Doğum
04 Şubat, 1944
Eğitim
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi
Burç

Ziraat yüksek mühendisi, yazar, ressam, 4 Şubat 1944 tarihinde Çorum'un Kargı ilçesinde doğdu. 1956 Ailesi Ankara'ya yerleştiğinden tüm öğrenim yaşamı Ankara'da geçti. Yenidoğan İlkokulu, Cebeci Ortaokulu (195) ve Ankara Cebeci Kız Lisesini bitirdikten (1962) sonra 1966 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden mezun oldu.

Ziraat Yüksek Mühendisi olarak Ankara, Urfa, Kayseri, Çorum Toprak iskân Müdürlüklerinde çalıştı. 1987 yılında Çorum Köy Hizmetleri Müdürlüğünden emekli oldu.

Emekliliğinin ilk yıllarında siyasetle ve sosyal içerikli derneklerle ilgilendi. 1989-94 yılları arasında Çorum'un ilk kadın Belediye Meclis Üyesi olarak görev yaptı. 1990 yılından itibaren zaman zaman yerel Çorum Haber gazetesinde köşe yazıları yazdı. 1990 yılından itibaren hobi olarak yağlı boya resim çalışmaları yapmış; iki kişisel sergi açmış, yedi karma sergiye katılmıştır.

1973 yilindan beridir Çorum'da oturmakta olan Gülseven Köse, Çorum Haber gazetesinde yayımlanan yazılarından bir bölümünü 2013 yılında Aydınlığa Özlem adlı kitabında topladı. V. Yılmaz Köse ile evli olup; Nuran Özkurşunlu (1968), Önder Köse (1971) ve Özer Köse (1975) adlarında üç çocuk annesidir.

"Gülseven Köse'yi Corum Haber Gazetesinde vazdığı yazıların yanı sıra, sanatın başka alanlarmda da üreten bir insan olarak görüyoruz. (...) Yazar, yıllar içinde ülkemizin kaybettigi yazar, çizer, akademisyen, siyasetçi, bilim adamı olan aydınların kayıplarının toplumsal yaşamda nelere yol açtığı konusundaki görüşlerini de kaygılarıyla dile getirmiş. (...) Aydın bir kadın olarak, kadının toplumdaki yerine ait yazılarında; kadının yerinin istenilen yerde olmadığına sık sık değinmiş yazar. Kadının ev içi sorumlulularının da toplumsal yaşamda var olmasının önündeki engellerden olduğunu vurgulamış.." (Fatma Sevilmiş)

KAYNAK: Aydınlığa Özlem (2013; Mehmet Yolyapar / Önsöz, aynı kitapta), Fatma Sevilmiş / Çorum Haber (7 Mart 2013), Kendisinden alınan bilgiler (Eylül 2014).

Fikre Saygı

Dilimizde "Kafasının dikine gitmek”, “Bildiğini okumak" gibi deyimler vardır.

Fikre saygı duymamayı, öneriye kulak asmamayı ifade eden, kuşkusuz demokrasinin yerleşemediği, tam uygulanamadığı toplumlara özgü deyişler.

Atalarımız ne demişler, başkalarının aklına saygı duymanın, fikrine saygı duymanın gerekliliğini ifade için: "Akıl akıldan üstündür”.

Bakıyorsunuz, aile içinden, işyerine, partisinden derneğine kadar hangi topluluğa girseniz, birbirini dinleyen, bu kişinin de söylediği daha mantıklı, daha yararlı olabilir mi acaba diye düşünen o kadar az kişi var ki.

Adeta genel bir alışkanlık olmuş kendi bildiğini yapmak. Kimse kimsenin fikrinden, görüşünden yararlanmak için çaba göstermiyor.

Oysa hiç kimse dört başı mamur, her türlü bilgi ve görgü ile donanımlı bir varlık değil, olamaz. Her birimizin bir noksanı vardır, ne kadar kendimizi geliştirmeye çalışsak da. Zira insan okudukça, araştırdıkça daha ne çok bilmediği şey olduğunu anlıyor.

Önemli olan bunu bilip, bir karar alırken, bir uygulama yaparken olabildiğince çok kişinin fikrini alıp onları akıl süzgecinden geçirerek en doğrusunu bulabilmek.

Ekip çalışmasının amacı da bu değil midir özünde?

Elbette, öneren kişinin "Hep ben fikir veriyorum, ben olmazsam bu işler yürümeyecek" havasına girmesi, ekip başının da "acaba fikirlere, görüşlere fazla itibar edersem, yönetilmiş mi olurum, ya da beni yönetmeye mi kalkarlar" şeklindeki düşüncesi yanlış olacaktır,

Ekip çalışmalarında önerilere kulak verilmedikçe, fikirler, görüşler uygulamaya geçirilmedikçe, giderek öneride bulunan kişilerin de şevki kırılacak ve fikir üretme gereğini duymamaya başlayacaklardır.

Bugün ülkemizde de yapılan birçok çarpık işler, verimsiz işler, fikre saygı duymama yüzünden değil midir?

İşte siyasi liderlerin durumu. Dediğim dedik havası içinde, çevresindeki birkaç kişi dışında diğerlerine kulaklarını tıkıyorlar, sonuçta ülkeyi kaosa sürüklüyorlar.

Gerçekten ülkelerini seviyorlarsa, çevredeki aklı başında insanlara, hatta bugün ulusal basınımızdaki bazı aklı başında köşe yazarlarının uyarılarına bile kulak verseler, çok şey yapabilirler.

Çünkü o köşe yazarları içinde konuları inceleyen, araştıran ve olayları dıştan sağlıklı bir biçimde değerlendirebilen, sağlıklı, doğru önerilerde bulunanlar azımsanmayacak kadar çok.

Birbirimizin ne dediğine kulak versek, önerilerden yararlansak çok daha üretken, çevremize çok daha yararlı olmamız ve yaşanılası bir dünya hazırlamamız ne denli kolaylaşacak oysa.

(Aydınlığa Özlem adlı kitabından)

FOTO GALERİ

İLGİLİ BİYOGRAFİLER

Devamını Gör