Osmanlı devlet adamı, Sultan
II. Mahmud'un damadı, Sultan Abdülmecid'in eniştesi, şair, tasavvuf erbabı,
hayırsever, Adile Sultan'ın eşi, Tophane Müşiri, Kaptanıderya, Serasker ve
Sadrazam (D. 1813, Hemşin / Rize – Ö. 29 Haziran 1868, İstanbul). Hemşinli Damat Mehmet
Ali Paşa olarak da bilinir. Hacı Ali oğullarından fındık tüccarı ve aynı
zamanda da Galata Başağası olan Hacı Ömer Ağa'nın oğludur. Babasıyla birlikte
İstanbu'la geldi ve yine kendisi gibi Rizeli olan Kaptanıderya Pabuççu Ahmed
Paşa'nın dairesine girdi. 1828’de saraya alındı ve 1831’de 2. Mabeynci oldu (Mabeyn,
Haremle selamlık arasında olan bölüm olup, sarayın bütün işlerinin yürütüldüğü
yerdir. Buradaki görevlilerin başına Mabeynci veya Mabeyin Başkatibi denirdi.
Bunlar padişahın dışarıyla ve haremle olan işlerine bakarlar, dışarıdan gelen
bütün yazıları, istekleri ve diğer şeyleri ilk önce bunlar inceler gerekli
gördüklerini de padişaha arz ederlerdi).
Yakışıklılığı ile meşhur
Mehmed Ali Paşa, Adile Sultanla burada tanıştı. Sultan II. Mahmud, evlenme
çağına gelen kızını, kabiliyetli, yakışıklı, uzun boylu, ve çok güvendiği
Mehmet Ali Paşa ile evlendirmek ister. Bunun için onu 1254 (1838)'de Nizip'de
Hâfız Paşa ordusunu teftişe gönderdi. Teftişi tamamlayıp gelirse kızını ona
vereceğini vaat eder. 1255 (1839) de
Mısır Hidivi Kavalalı Mehmet Ali Paşa ordusunun Hafız Paşa Ordusunu yendiğini
öğrenir. Ordunun geri çekilişinde hazine ile birlikte Malatya'ya gitti.
İstanbul'a döndüğünde Sultan II. Mahmud vefat etmiş, oğlu Sultan Abdülmecid
tahta çıkmıştır. Kendisi mirlivalık rütbesi ile ödüllendirildi ve bahriyeye
gönderildi. Ardından Askeri Şura üyesi ve Ocak 1841'de Tophane feriki (kolordu
komutanı) oldu. 31 Ocak 1844'de vezirlik rütbesiyle de Tophane müşiri (mareşal)
oldu.
Mart 1845'de Âdile
Sultan'la nişanlanıp o senenin Temmuz'unda da düğün yapıldı. Bu düğünü Adile
Sultan’ın kardeşi olan yeni padişah Sultan Abdülmecid yapmış, 19. Yüzyılın en
muhteşem düğünlerinden birisi olmuştur. Adile Sultan büyük bir tören alayı ile
Beylerbeyi Sarayı'ndan alınıp Valide Sultan'ın Koçili sandalına bindirilerek
Kuleli kışlasında kendisine tahsis edilen Neşatabad Sarayı'na götürüldü. Bu
düğün şerefine hafif suçları affedildi, ihsanlar (hediyeler) dağıtıldı. Bu
düğünün en büyük ihsanı ise Mehmet Ali Paşa'nın düğünden bir yıl sonra, 10
Ağustos 1845'de Kaptanıderyâ (Deniz Kuvvetleri Komutanı) olmasıdır. Bu vazifede
yaklaşık 2 yıl kaldıktan sonra 20 Temmuz 1847'de azl edildi. Bir hafta sonra da
Mecâlis-i Âliye'ye görevlendirildi.
12 şubat 1848’de ikinci defa olarak kapdan-ı deryâlığa (Donanma Komutanı) getirildi.
11 Mart 1849’da Serasker oldu.
Seraskerlik, Sadrazamdan sonra orduya komuta eden en yüksek rütbedeki
görevlidir. Daha sonraki zamanlarda buna Milli Savunma Bakanı veya Genelkurmay
Başkanı gibi karşılıklar gelmiştir. 17 Mayıs 1851’de bu görevden ayrıldı ve
birkaç gün geçince yine Mecâlis-i Âliye'ye memur oldu. O sene üçüncü kez kaptan-ı
deryâ oldu. 1852 senesinde Mecidî nişanının birinci rütbesi ile ödüllendirildi.
Serasker olarak görev yaptıktan sonra, I. Abdülmecit döneminde yedi ay on iki gün sadrazamlık görevinde (4.10.1853 – 14.5.1853) bulundu. Onun Sadrazamlığı döneminde, Fransa’da imparatorluğunu ilan eden ve uluslararası ilişkilerdeki konumunu güçlendirmek isteyen III. Napolyon'un, Osmanlı Devleti’nde yaşayan Katoliklerin himayelerini Fransa’ya veren 1740 tarihli antlaşmanın yeniden yürürlüğe girmesini istedi. Aynı süreçte Rusya da Osmanlı Ortodoksları için benzer haklar isteyerek, katı bir asker ve koyu bir Ortodoks olan Prens Menşikov'u İstanbul’a olağanüstü yetkilerle donatılmış elçi olarak yolladı. Bu sorunu kendi çıkarları için tehlike olarak algılayan İngiltere, Fransa ve Avusturya Osmanlı Devletine giderek artan destek vermeye başlamıştı.
Sadrazam Damat Mehmet Ali Paşa, Prens Menşikov'un taleplerinin kabul edilmemesi halinde İstanbul’dan ayrılacağı ültimatomunu vermesi ve muhtemel taktik mülahazalarıyla Prens'e sürekli direnen Hariciye Nazırı Sadık Rıfat Paşa ile birlikte görevinden alındı. Sadrazamlığa Giritli Mustafa Naili Paşa, Hariciye Nazırlığına da Koca Mustafa Reşit Paşa atandı. Ancak bu görev değişikliklerine karşın Prens Menşikov yine de 27 Mayıs 1853’te İstanbul’dan elleri boş olarak ayrılmış ve arkasından Kırım Savaşı başlamıştı.
Kendinden sonra Sadrazam olan Mustafa Reşit Paşanın zamanında çıkan softalar vakasında Mehmet Ali Paşanın teşviki olduğu anlaşılarak Paşa Kastamonu’ya sürüldü. Fakat karısı Adile Sultanın şikâyet ve iltiması üzerine affedilip kimse ile münasebette bulunmamak şartı ile İstanbul’a getirilmiş, sonra yine beşinci defa olarak Kapdanı Derya olmuştur. Abdülâziz saltanata geçince onu altıncı defa olarak Kapdanı Deryalığa geçirdi.
Mehmed Ali Paşa, 55 yaşında iken, 29 Haziran 1868’de, İstanbul’da vefat etti. Vefat ettiğinde bütün devlet görevlerinden ayrılmıştı. İstanbul Eyüp’te Bostan iskelesine gömülmüştür.
Kaptan Paşa iken büyük havuzla Haliç fabrikasını ve yeni tezgâhlar yaptırmıştır. Tophanede top dökmeğe mahsus yeni binalar meydana getirmişti. Beykoz’da, Gemlikte, Bozcada’da, Terkos ve Dursunköyü’nde camileri, Beşiktaş ve Hasköy taraflarında çeşmeleri vardır.
Genç yaşında Kaptan-ı derya Rizeli Papuççu Ahmet Paşa'nın kaptanlığında donanma ile denizlerde gezdiklerinden dolayı kaptanlığı ve denizciliği oldukça severdi. Bundan dolayı bilgisi ve tecrübesi de emsal ve akranlarından fazla idi. Nitekim bu sevgisi onun çok güzel hizmetler yapmasını sağlamıştır. Tersane-i Amire nizamlarına ve yeni usul ve düzende bir takım makineler getirtilmesine ve yeni gemi yapım havuzları inşasına pek çok hizmetler sarf etmiştir. Torunları da devlette önemli görevler ifa eden saygıdeğer insanlardır. Oğlu Edhem Mahmud Paşa da Refia Sultanla evlenip saraya damat olma geleneğini sürdürmüştür. Meclis-i Vâlâ'da vezir rütbesiyle bulunmuştur. Şura-yı Devlet (Danıştay) üyeliği de yapmıştır. 36 yaşında vefat etmiştir. Oğlu Mehmet Ali Bey de ondan iki sene sonra ölmüştür. Edhem Mahmud Paşa arkasında sadece bir kız çocuğu bırakmıştır.
Adile Sultan'ın, eşi Mehmet Ali Paşa'nın ölümünden sonra kaleme aldığı ağıt:
Hoş idi halim onunla, bana şefkatli idi
Bir iyal idi mahabbetli, mürüvvetli idi
Düşman ve dostunu anlardı, dirayetli idi
Râzı-yı hükm-i kaza, pek ulu devletli idi.
Bir Mehmet Ali Paşa idi o dünyada
Şad ede ruhunu Mevlâ mele-i âlâda
Kimsenin canını yakmak ona gayr-i imkan
İntikam alma ise müşkil ve ihsan-âsân
Bir Mehmet Ali Paşa idi ol dünyada
Şimdi hâk (toprak) içre veli mertebesi a‘lâda
Sandım onunla ömrüm dertsiz geçer
Hatırımdan onun gitmez idi hiç ayrılığı
Neyleyem böyle imiş Hüda emri, kaderin hükmü
Yanarım ayrılık ateşi ile haşre kadar
Bir Mehmet Ali Paşa idi ol dünyada
Kendisi sonsuzluğa gitti, koydu beni tenhâda
Devlet ve dine sadakatle ederdi hizmet
Peygamber emrini icraya kılardı gayret
Bir özü doğru, sözü doğru muhibb-i devlet (devletini seven)
Öyle bir yar için Adile ağlar elbet
Bir Mehmet Ali Paşa vardı o dünyada
Yüzünü göstere Allah ona ukbada (Ahirette)
KAYNAK: İbrahim Alâeddin Gövsa / Türk Meşhurları (1946), Muhammet Safi / Hemşinli Damat Mehmet Ali Paşa (Vakıf Rize Dergisi, Sayı: 36, Ağustos-Eylül, İstanbul 2006, sf. 93-97).