Mustafa Namık Dener

Ressam, Şair

Doğum
14 Mayıs, 1933
Eğitim
İstanbul Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu
Burç

Şair ve ressam. 14 Mayıs 1933, Kırkağaç / Manisa doğumlu. 1922 Lozan Antlaşması sonucu, bugün Yunanistan topraklarında olan Veroiya kentinden yurda gelen şiirsever bir ailenin dört oğlundan ilkidir. Babası Übeydullah Mustafa, İzmir ve İstanbul Milli Eğitim Müdürlüklerinde yeminli tercüman ve meslek okulları yazmanı olarak çalışmış bir öğretmendir. Asıl adı Mustafa Namık olmakla birlikte 1935’te yürürlüğe giren soyadı yasası ile Dener soyadını aldı, kayıt sırasında nüfus memuru Mustafa sözcüğünü çizerek üzerine Dener yazdığı için nüfustaki adı Namık Dener oldu.

İki yaşında doğum yeri olan Kırkağaç'tan ayrılarak İzmir'e, beş yaşında İstanbul'a geldi. O'nu anneannesi büyüttü. Bu hanım, Cihangir Güneşli Sokakta, Nazım Hikmet'in çatı katını kiraladığı Nuri Demirağ Apartmanının yanındaki Rum evinde oturuyordu. Hapse gireceği sıralarda, çocuk yaşta Nazım'ı tanıdı ve onun ilk şiirlerine ömür boyu hayran kaldı.

1944 te Beyoğlu 37. İlkokulunu, 1950 de Beyoğlu (Taksim Atatürk Anadolu) Lisesini bitirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Parasal nedenlerle devam edemedi. Ertesi yıl Avustralya'da çalışmak ve okumak niyetiyle vize almak üzere serbest liman Beyrut'a gitti. Ancak askere çağrıldı ve yurda döndü. Vatan görevi sonrası İstanbul Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okuluna yazıldı (1954), dört yıl sonra Dış Ticaret ve Konsolosluk Bölümünden mezun oldu (1958).

Lise son sınıf öğrencisi iken dayısının ortak olduğu Kervan Seyahat ve Turizm Acentesinde çalışmaya başladı. Turizm sektöründe memur, muhasip, müdür ve genel müdürlük görevlerinde bulundu. l959 da sınavla İş Bankası Teftiş Kurulu'na girdi. Bir yıl İstanbul İstihbarat Müdürlüğünde yardımcı eleman olarak çalıştı.

1967 yılında bir olay Mustafa Namık'ın iş yaşamını derinden etkiledi. Trabzon şubesini teftiş ettiği sırada, orada toplantı yapan Banka Yönetim Kurulunca akşam yemeğine davet edilmişti. O tarihte Yönetim Kurulu üyesi olan şair Ahmet Muhip Dıranas o geceyi şiir gecesi ilan etmiş;  Mustafa Namık, yeni şiirin babasıdır diyerek Nazım Hikmetin şiirlerini okudukça Ahmet Muhip büyük bir hiddet ve şiddete kapılmıştı.

Nazım, ülkeden ayrıldığı zaman, arkasından (Cehennemin Dibine) konulu makale yazan Dıranas, Mustafa Namık'ı Bankanın her kademesinde, Nazım Hikmet hayranı, komünist olarak tanıttı. 1968'de Mustafa Namık teftiş kurulundan alınıp; önce Mersin Şubesi, bir yıl sonra Genel Müdürlük İzmir istihbarat müdür yardımcılığına atandı. Ancak peşini bırakmayan Dıranas, Mustafa Namık'ı siyasal yoldaşı ve birinci genel müdür yardımcısı Zekeriya Akçalı'nın yardımıyla ve kademe indirimiyle Bilecik şubesi müdürlüğüne gönderdi. Onuru zedelenen Mustafa Namık, bankadan istifa etti.  Ancak kendisini seven ve takdir eden yöneticiler tarafından mali analiz teşkilatı kurmak üzere maaşına  zam yapılarak Amerikan - Türk Dış Ticaret Bankası İstanbul şubesi müdür yardımcılığına atandı. Buradaki görevini tamamladıktan sonra Londra merkezinde (Finansal Analize dayalı Kredi Yönetimi) konusunda etüt yapmak üzere İngiltere'ye gönderildi.

1972 yılını Londra'da geçiren Dener, yurda döndüğünde Ahmet Muhip yönetim kurulundan ayrılmıştı. Yeni üyelerden Selahattin Karahan'ın çağrısı üzerine İş Bankası

İstanbul istihbarat müdür yardımcılığı görevini üstlendi. 1980 yılında bu görevden emekli oldu.

Seyahat Acentelerinde Sorumlu Müdürlük diploması olan Dener, çalıştığı Kervan Seyahat acentesinde THY, PAA, SAS, SSCB İNTURİST gibi hava yollarından aldığı davetiyelerle dünyanın büyük bölümünü görme olanağı buldu. İş Bankasının açtığı İngilizce ve Fransızca sınavlarını kazandı. 1988 yılında bekâr dayısının vefatı üzerine payları aileye intikal eden Turizm Şirketinin başına geçti. İki yıl sonra şirketteki payını, Almond adında bir İngiliz firmasına satarak iş yaşamını noktaladı.

Sonraki yıllarda, çocuk yaşından başlayarak ilgi duyduğu edebiyat alanına yöneldi. Fransızca ve edebiyat öğretmeni olan Salah Birsel'in düzenlediği şiir toplantılarına katıldı. O'nun teşvikiyle düzenli şiir çalışmalarına başladı. 1999'da Birsel'in ölümünden sonra bu toplantıları Caddebostan Kültür Merkezi ve Kadıköy Belediyesi Gençlik Merkezinde beş yıla yakın sürdürdü. Bu süre içinde genelde imgesel şiir yazan katılımcılara, imge ve simgeyi anlamın süsü olarak kullandırma konusundaki çabaları verimli oldu denilemez.)

2003 yılında toplantılara katılan Asker Ressamlar Derneği üyesi İrfan Fehmi Özcanlı'nın önerisi ile tuval ve fırça ile tanıştı. O yıldan itibaren şiirin yanı sıra resim çalıştı.

İki şiir kitabı ve yirmi kadar (tümü peyzaj) yağlıboya tablosu vardır.

"Beyaz Kuş, tek kişiye özgü değil,kanatlanıvermiş,sevgili Mustafa Namık Dener'in güzel ve anlamlı dizeleri arasına kurmuş yuvasını”. (Nusret Karaca)

Mustafa Namık, şiirini somut bir eksende etlendirdiği zaman çarpıcı dizeler yaratıyor. ‘Bizim tekne çok oynaktır / Tamtam sesi taşır buraya Afrika'dan’ ya da ‘Nietzsche’ şiirinde ‘Tanrıların insanı var - Düşünce artık tanrısız’ dizelerini yazan bir şairin Nazım Hikmet, Orhan Veli ya da başka herhangi bir şairin söylemine öykünmesine hiç gerek yok. ‘Beyaz Kuş’taki şiirleri okuduğunuz zaman bana hak vereceksiniz.” (Güngör Gençay)

Mustafa Namık Dener'de şiirde teknik kaygısı belirgin bir biçimde gözleniyor. Çeşitli özellikleriyle şiirini zenginleştirme çabasında.” (Ömer Nida)

ESERLERİ: :

RESİM: 20 civarında peyzaj yağlıboya tablo.

ŞİİR KİTABI: Beyaz Kuş (2003), Burası İstanbul mu? (2010).

KAYNAKÇA: Ruşen Hakkı / Beyaz Kuş (Özgür Kocaeli gazetesi, 25.5.2003), Nusret Karaca / Beyaz Kuş Kanatlarında M. Namık Dener (Gazete Kadıköy, 29 Ağustos - 4 Eylül 2003), Mustafa Kuşçuoğlu (Haberde Ekspres Mart 2003), Gülen Çağlayan / Gazete Kadıköy (16-22 Ocak 2004), Ömer Nida (Haberde Ekspres Mart 2004), Güngör Gençay (Mavi Dergi/Tekirdağ, Şubat 2005), Tuna Gazetesi (Orhangazi/Bursa, 16 Aralık 2005), İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2006, 2007), Gazete Kadıköy (Kitap Köşesi 25 Haziran 2010), Türk Eğitim Vakfı, Eylül 2010).

KANSER

KANSER

 

Mustafa Namık DENER

 

Omuzlarında yeryüzünün tüm kederleri

Kimsesizlik yalnızlık paylaşımsız

Issızlık sokağında karanlıkta oturur

Varlıkların yokluğu avucunda

Sararan güller gibi solgun aklında                       

Bir geminin sulara gömülüşü

Karanlık çöker gönlüne güneş ışıklarında

Ama yaşam bir savaş

Keder neşeye arkadaştır

Ömür tanrısal armağan

Korkma sürdür savaşı

Borcun onu uzatmaktır

İLGİLİ BİYOGRAFİLER

Devamını Gör