Ömer Erdoğan

Şair ve Yazar, Belgesel Film Yönetmeni, Yapımcı

Doğum
24 Mayıs, 1970
Eğitim
Rize İmam-Hatip Lisesi
Burç

Yapımcı, yönetmen, şair ve yazar. 24 Mayıs 1970’te (nüfus kaydında 20 Aralık 1970) Rize’ye bağlı Güneysu ilçesinin Ortaköy köyünde doğdu. Rize İmam-Hatip Lisesinde okudu, çocuk yaşta Kur’an-ı Kerim’i hıfzetti.

TRT FM’de “Gecedensabaha61” adlı programda sanat danışmanlığı yaptı. Radyo Tiyatrosu ve Sahne Tiyatrosu oyunları ile Televizyon Belgesel Film Senaryoları yazdı. Bosna-Hersek’in 25. Bağımsızlık Yılı dolayısıyla (1 Mart 2017-28 Şubat 2018), Aliya İzzetbegoviç özelinden ulusal ve uluslararası dillerde belgeseller yaptı ve yönetti. Bu belgesel filmleri için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve önceki Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Bakir İzzetbegoviç ile röportajlar yaptı. Türkçe, Arapça ve Boşnakça dillerinde çektiği ve yönettiği televizyon belgesel filmleri, yurt içinde ve yurt dışında gösterime girdi (2017).

1 Mart 2017 tarihinde T.C. Cumhurbaşkanlığı Millet Kongre ve Sergi Salonu ilk defa sivil organizasyon olarak kendisine tahsis edildi ve uluslararası katılımcılarla Bilgemiz Aliya İzzetbegoviç Televizyon Belgesel Filmi Gala Gösterimini ve  “Bosna-Hersek’in 25. Bağımsızlık Yılı” etkinliğini, ayrıca bu çerçevede yapılan sunumların konu ve konuşmacılarını koordine etti ve programın yönetmenliğini yaptı.

19 Ekim 2017 tarihinde Saraybosna’da Cumhurbaşkanlığı düzeyinde Türkiye’den ilk defa sivil organizasyon olarak ulusal ve uluslararası katılımcılarla Alija, Posljednji Bedem Islama Televizyon Belgesel Filmi Gala Gösterimini ve “Saraybosna ile 25 Yıl” etkinliğini, ayrıca bu çerçevede yapılan sunumların konu ve konuşmacılarını, önceki Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Bakir İzzetbegoviç’in katılımını da sağlayarak koordine etti ve programın yönetmenliğini yaptı.

27-28 Şubat 2018 tarihlerinde Uluslararası Congresium Ankara Kongre ve Sergi Salonunda çok uluslu ve çok oturumlu “Doğu-Batı Arasında Aliya” konulu iki gün süren uluslararası semineri koordine etti ve orijinal dili Arapça olan Ali Televizyon Belgesel Filmi Gala Gösterimini gerçekleştirdi. Seminer sunumlarını kitap olarak yayına hazırladı ve yayımladı.

Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli üniversitelerde ve belediye şehir konferans ve kamu konferans salonlarında Türk edebiyatının ve edebiyatçısının son çeyrek yüzyılı, Bosna-Hersek’te yaşanan savaş ve ülkenin bağımsızlığı ile Aliya İzzetbegoviç ve Cengiz Aytmatov özelinden sunumlar yaptı, konferanslar verdi ve seminerler düzenledi. Yerel, ulusal ve uluslararası basına demeçler-beyanatlar verdi ve açıkoturumlara katıldı.

Ürünlerinde Hasan Basri Ediz, H.Ömer Erdoğan ve Öm.Er. müstear adlarını kullandı. Şiir, öykü, deneme ve eleştiri çalışmaları ile TV Belgesel ve söyleşileri Mavera, Ayane, Kültür Edebiyat, Edebiyat Ortamı, Yeni Edebiyat Yaprağı, 53 Rize, Hece ve Yörünge gibi dergiler ile Gündüz ve Yeni Asya gazeteleri; TRT Avaz, TRT Türk, Kanal 58, Vuslat TV, Bursa TV, IGMAN TV, YouTube TV, dunyabizim. com, asanatlar.com ve ulukanal.com gibi bloklarda yer aldı.

İlk şiiri 1987’de Mavera’da yer alırken, ilk kitabı Eski Sokak (oyun-senaryo), 1995’te yayımlandı. Dünü ve Bugünüyle Ayane Söyleşileri / Türk Edebiyatına Çeyrek Yüzyıllık Bir Bakış adıyla yayına hazırladığı kitabı 2016’da Cümle Yayınlarından çıktı. Doğu-Batı Arasında Aliya / Bosna-Hersek’in Bağımsızlığının 25. Yılı ve Aliya İzzetbegoviç adlı kitabı yayına hazırladı ve KAF YAPIM-YAYIN’ın ilk kitabı olarak yayımlandı. Yayınevinin ikinci kitabı olarak Bozkırın Uyanışı Cengiz Aytmatov’u yayına hazırladı (2 Cilt). Türkiye Yazarlar Birliği üyesi, evli ve iki çocuk babası olan Ömer Erdoğan, 28 Şubat sürecine kadar bir süre Kültür Bakanlığı Kütüphaneler Genel Müdürlüğü bünyesinde sözleşmeli olarak çalıştı. Hâlen Kuzey Anadolu Film, Yapım, Yayın, Reklâm, Organizasyon, Sanayi ve Ticaret Ltd. Şirketinde koordinatör, yapımcı, yönetmen olarak çalışmaktadır.

 

Yayımlanmış Belgeselleri:

 

Bilgemiz Aliya İzzetbegoviç (3 Bölüm, Türkçe)

İslâm’ın Uç Beyi Aliya (2 Bölüm, Türkçe)

Doğu-Batı Arasında Aliya (1 Bölüm, Türkçe)

Alija, Posljednji Bedem Islama (2 Bölüm, Boşnakça)

Ali (4 Bölüm, Arapça)

Bozkırdaki Toprak Ana Cengiz Aytmatov (1 Bölüm, Türkçe)

 

Linkler:

 

https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/aytmatov-omur-var-asra-bedel-etkinligiyle-anildi-/1334942

https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/bilgemiz-aliya-izzetbegovic-belgeselinin-galasi-yapildi-/761690

https://www.dailymotion.com/video/x6fd041

https://www.haberler.com/dogu-bati-arasinda-aliya-sempozyumu-10606703-haberi/

KAYNAKÇA: İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2009), 'Bilgemiz Aliya İzzetbegoviç' belgeselinin galası yapıldı (aa.com.tr, 01.03.2017), Doğu Batı Arasında Aliya" Sempozyumu (dailymotion.com, video, 27.02.2018), Doğu Batı Arasında Aliya" Sempozyumu (haberler.com, 27.02.2018), Aytmatov 'Ömür Var Asra Bedel' etkinliğiyle anıldı (aa.com.tr, 10.12.2018), Bilgi teyidi (30.06.2020).

MAVİ GÖK (Öykü)

MAVİ GÖK (Öykü)

 

Mavi gök,

On yıl !... Çok uzun,

Dedim;

derenin köpüklü sularını alıp denize götüren o taşkın gücünün azaldığı, yüzlerce hektarlık alanda varlığını koruyabilmiş bir kaç ağacın, yapraklarının sararmadan kızarıp döküldüğü, birbirine dayanarak ayakta duran koyunların biteviye yorgun düştüğü, toprağın oluk oluk çatlağı

Bu zamanda,

Kara bulutlar yerle gök arasında hafiften süzülürken

Havada kavisler çizen kuşların kanat çırpışları ünlemlerin şavkını bırakırken boşluklara

Kalktım oturduğum yerden,

bir kaç adım atıp durdum.

Sırtım o'na dönüktü.

Elimdeki sigarayı sertçe yere çarptım, ufalıncaya kadar ezdim ayağımla

Kusurumu hoş gör Mavi gök...

 

Yere bakıyordum,

kolumu duvara dayayıp bırakmıştım üzerine kendimi:

Hiç bir umutsuzluğun bizlere çelme atamayacağı çok uzak diyarlardaki ağaç koğuklarında olsa bile yaşardık. Ağaç kabuklarını değirmene salardık, un olurdu, yerdik.

Varsın elbiselerimiz ağaç yapraklarından olsun, giyinirdik:

Bir gün tüm güzellikleri

başındaki o sarı eşarba sarıp

sarmalayıp buralardan gidebilseydik!

 

Her şeyden elini- eteğini çekmiş, çok uzaklarda parıldayan

bir umudun ardından kasılan yaşlı gözleriyle bakıyordu.

Hiç bir nesne o kadar anlamsız olamazdı.

Çaresizliğin üstesinden gelemezdi yalnızlık.

Başı önünde, ufacık yumruklarını giydiği sarı montunun cebine sokmuş, bizim evin altında, sımsıcak ayaklarını oluk oluk çatlamış toprağa sanki hiç değdirmiyormuş gibi gezinseydi ve ben de orada, merdivenin dibinde oturmuş, başım avuçlarımda

hüngür hüngür ağlıyor bir yandan da çıplak ayağımla toprağı eşeliyor olsaydım:

Gözyaşlarımın bir bedeli olur,

bunu da birilerinin ödemesi gerekirdi.

 

Mavi gök!

Beni bir şeylerin varlığı etkilemekte...

Neden kuşların ötüşmesi hep bir yalnızlığı çağrıştırır bana, rüzgar hep sürükler geçmişimi önüme? Bir zamanlar geçmişim geleceğim değil miydi? Korkmuyorum! Hayranı olduğum takvim yapraklarımı -ayın on beşidir, on altısıdır mesela- daha uzaklara götürür. Oysa tarihimde özlemini duyduğum anlar yaşamadım mı sanırsın?

 

Mavi gök!

Ki sen,

İnsanın ruhunu insanda temizleyensin.

Yeni sevgililer neden hep görmek ister birbirlerini?:

Önce sevmiştir delicesine, yalnızca aşıktır, aşkından sanır, unutmuştur her şeyi. Sonraları buzlar çözülür; evlenecektir,

yaşamları mutlu, çocukları bir düzüne olacaktır. Bay, reis olacaktır, sorumluluğu artacaktır, mutfak hayalindedir, ilk önce kendisine ait bir evin olması şarttır, babadan istenmelidir. Sular yeniden donmuş buz olmuştur, başkaldırmıştır, nefret etmiş,

ettirmiştir, bıkılmıştır ve (lanet olsun) yakadan düşürülmüştür...

Ve şimdi mutludur!

Neden,

Sevgilisinin elini tutmak istemiştir, sevgilisi elini çekmiş,

yüzü kızarmıştır, bir anlam verememektedir elinin tutulmasına,ama elini tutmak istemiştir?

Yeni doğmuşsun yaşın sıfırdır, ölmüşsün yaşın seksendir.

Öbür aleme hazırlanmak mıdır yaşamak? Ya da bir insanlık süzgecinden geçmek midir?

Yaşamak bir hayatı bitirmek midir?

 

Mavi gök,

Biz ki bir faciayı bürünmüşüz.

Bilir misin? Tarihimle sorgulanmak isterim.

Gecenin ilerleyen vaktinde,dereler bile akmazken, ağaçların bile secdeye kapandığı o zamanda,hiç kimseler duymadan sessizce yanıma sokulacaktın ve çektiğim ızdırapları anlatacaktım sana; ikimiz beraber ağlayacaktık...

 

Ooo!..Mavi gök!

On yılın hasretini çekemem. On yıl ötekinin-berikinin eline bakamam. Hayatımı kurmam gerek. Uğrunda savaşacağım, sorumluluğunu duyacağım kişiler olmalı...

Birden sonra döndüm, masaya tutundum, önüne kadar eğildim Mavi göğün:

Bağışla beni Mavi gök...

Ooo!.. Lütfen ağlama...

Ağlama dedikçe daha bir hızla ağlıyorsun ama.

Bak gözlerine kan doldu, yanakların kızardı Mavi gök.

Yüreğin dolu dolu oldu değil mi?

Anlıyorum, anlıyorum... Kadere karşı çıkmamız anlamsız...

Mavi gök,

Kusurumu hoş gör!

 

Ziyan olmuştur aşkı Mavi göğün! Oysa ne beklentileri vardı hayattan: Sevdiği insanlarla hayatı paylaşmak hayatın, ona verebileceği en büyük mutluluktu oysa!..

 

Ta kuzey kutbuna kadar göçmüştür Mavi gök. Buzlarla kaplıdır her taraf. Donmuştur vücudu. Kan pompalanmıyordur. Hiç bir beklentisi kalmamıştır artık; bir umudun ardından durmadan kendini kamçılamak anlamsızdır. Bırakmıştır kendini öylesine hayatın kucağına, rüzgar insafsızca esiyordur, yelkenleri kontrolünden çıkmıştır, istediği yöne sürüklüyordur sandalını.

Sonra bir buz denizine saplanıp kalmıştır. Donmuş vücuduyla inmiştir buzların üzerine. Yürümüştür papuçları elinde, ayakları oluk oluk çatlamıştır, rengi solmuştur, titremiştir soğuktan, yürümüştür buzların üstünden. Beyaz beyaz ayılar vardır önünde şimdi. Selam vermiştir, umursamamışlardır. Ben kalp ülkesinden sürgün yedim demiştir, susmuştur bir süre, eyvah yazık olmuş sana demelerini beklemiştir...

Her taraf bomboştur. Ben böylesine soğuk hayat yaşamamışım demiştir, ölüme yaklaşmışım demiştir, bana sıcak bir yuva, beni bağrına basacak bir el demiştir...Bir ayı yaklaşmıştır, önüne geçmiştir, Mavi göğü evine götürmüştür, ev buzdan inşa edilmiştir, her taraf soğuktur. Yere oturmuştur Mavi gök, ayı da tam karşısına geçip çömelmiştir. Ben ,demiştir ayı, şimdi gidip de güney kutbunda yaşayamam demiştir, ben buraların varlığıyım, bunun böyle olmasını ben istedim demiştir... Sen de buraların varlığıydın, senin gidip de kalp ülkesinde yaşaman, senin en büyük suçundur demiştir, şimdi de buralara alışamazsın, ölmek bile çözüm değildir, demiştir, çünkü demiştir, herkes kendi kaderini yaşar demiştir...

 

Elinin tersiyle gözyaşlarını sildi, burnunu çekti, önündeki defterine öylesine imzalar karalamaya başladı, şöyle büyük harflerle kağıdın gelişi güzel bir yerinden:

Seni çok seviyordum!

 

Ama Mavi gök!..

Beni bir şeylerin varlığı etkilemekte.

Kuşların ötüşmesi hep bir yalnızlığı çağrıştırıyor bana!

 

A R Z U H Â L

A R Z U H Â L

 

Ömer Erdoğan

 

 

(kâtip arzuhâlim yaz yare böyle / P.S. ABDAL)

 

l.

 

 

...yürümek varken kalkıp öylesine en anlamlı bir yerinden yaşamın çakılıverdim biryerlerine ayakta üstüme sağnaklar boşaldı mahşerin habercisi yorgunluğum gözçukurlarıma gömülü isyanla bir kararlılığın hükmünü yüklenmekti dağları yıkıp yada delip en anlamlı yerinden kararmış sahnenin jeneriğinde olmalıydım belki beynimin süzgecindeki tortular günah tortularımdı güneş kıvrıla-kıvrıl beton yığınları arasından habire çizgiler oluşturdu salkım-saçak bir yaşamın bağından koparılıp şaraba dönüşürken yılgının baygın yalnızlığı sere-serpe önümde şimdi ben vaktin düşsel korkaklığına gömülü ünümün şahdamarında ürkek ama görkemliyim elbette bir büyücüye uğramalıyım kertenkelelerin saatlerine ayarlamalıyım kendimi kuşkusuz falımız aynı olmalı bir de fala inanmazlığıma gömülmeliyim sesinde kaybolmalıyım martıların ki ürkek ve yalancı seslidirler bilirim gerilere dönüp işin özüne varmalıyım ellerimin tutsaklığıyla parmaklarımın acemiliği zamanın yabancı kimliklerdeki seyrine açıldı işte ben gidemedim ve sen yoktun sabah vakti rüzgara karşı oturan bir sapıktır dediki bizim takımın çocukları bazen tek atış bazen çift atış ve bazen de üç sayılık atış yaptılar kuşkusuz bizim takım düşmüştü ben ölmedim hala tanrıçaları rüyalarımda aklımca diskalifiye ettim ve kalkıp yürümek varken öylesine en anlamlı bir yerinden yaşamın çakılıverdim bir yerlerine zahmetsiz rahmetler boşaldı üstüme.

HAVVA-ANA

HAVVA-ANA

 

Ömer Erdoğan

 

Sınavlardan geçirdiler bizi sonuçta kaldık yine

eski türkülerle kavuşmak sana yaraşır

biz içimizi burkarak çıktık kuleler indikçe yere

sonra bilmem hangi zamanda sen geldin

karanlıklar ülkesinde fecri olmayan gülün

siperledik yalnızlığını gözlerimiz çarpık

üşüyen kuşların toprak örtüp üstüne

alın terini yalayandı alın yazımız

kumruların sessizliğini büyütmedik alıp

başımızı bacağımızı

sevabımız yoktu ya

olsa bile bırakır

apar topar toplar günahımızı

vurgun yemek kadar zor sürgün yemek

sonra en onulmayanı yedik aklaştı saçlarımız

yalnız çayları mesken tutup kendimize

kara yazımızın kara dumanlarını seyrettik

mum yakıp gecenin karanlığında

 

Mum yakıp gecenin karanlığında

üstüne otlar bitmiş anamın ıslığına binip

gözyaşlarını silmeye geldim

içime çöreklenen bir sevdayla şahlanıp

yaradılan ilk kadın

hasretin yapışkan alnından öpüp vedalaşmak istedim

üstüne otlar bitmiş anamın ıslığı

toprak damlı evimizden tüten duman olup

yeşiller ülkesinin kokusunu alır gibiyken

- Yaradılan ilk kadın, Havva!

Gözyaşlarını silmeye geldim

TAŞ BEBEĞİM

TAŞ BEBEĞİM

 

Ömer Erdoğan

 

Sen büyüleyici gücüyle eşeleyip durduğun düşlerinin

ifadesiyle yüklü

yalnız bir

yıldız olma

(kuyruklu)

 

(ilk otuz saniye)

 

Sıkıştırıp uluorta bir yerlere akrebini zamanın

yelkovan misali hep dönüp durdun

olmazlığıyla akrepsiz zamanın

ifade edilmezliğinle dönüşünün

oysa ki

USA etiketi olmaya çılgınlığın ifadesidir

çıldırmışlığının

 

Yalnız Taş Bebeğim,H

Oldun olası

Olmadın

Hiç

Başucunda bir yerde buruşuk zamanın.

Şimdi güzelsin taze makyajınla

Güzelsin Taş Bebeğim,H

Bir yerde güç olduğu ifadenin

 

(ikinci otuz saniye)

 

Korkunç dönüşümünde bitmeyen isyanların

sensizliğin ortasında bir yerde

yorgunsuzluğun mahremiyetini hesaba katıp

küçük tükrüklerin

karanlığın,farkına vardığında

farketmezlerin,kıvrılıp uzayan sonsuzluğunda

yıldız falının iks yerleştirerek eksi hanesine

izlerinin öylesine kalkıp yürürsün en anlamsız yerinden

vuslatsız gecenin getirdiği özlemsiz duyarlılık olur ahların.

 

(hesapta olmayan saniyelerde)

 

Nedense doğmadı hiç bugün gün

Yağmurlu bir doğmamış günde

Kaşların hep öyle kalakaldı Taş Bebeğim,H

ÖLÜMLÜ GECEDE UYUMAK

ÖLÜMLÜ GECEDE UYUMAK

 

Ömer Erdoğan

 

Bir adamı bir de şiiri (bir de ölümü tabii) Benden türetmesin dedi,

Ağzı silme şiirle dolu kadın.

Bölmesin dedi. Boynuma dolanmasın Tanrı’nın eli.

Ben öğretmenin değilim senin!

 

Yüzüm açıkta. Bir de gövdem açıkta (bir de şehvetim tabii)

Aldanışım koyu siyah olmasın dedi,

Yüreğini silme şiirle kilitleyen kadın. Aldatışım…

-Koyu beyaz, dedim.

-Olmasın, dedi.

 

Sonra sen. Sonra beni (böylece Deniz’i tabii)

Uzun boylu uyutma dedi,

Saltanatın karanlık korkularını şiirle var eden kadın.

Kral çıplak! Harbi çıplak, dedi.

-Olmasın, dedim. Ne çok vasiyetler düzmüşsün ölü kuşlara!

Ölü mevsimlerinden geçerek (göklerimden geldiğin ayak sesinle)

Ne çok yürümüşsün damarlarıma, can yerime…

-Can!

Evimden vurma, dedi

 

Tabuttan can sızar mı?

Sızıyor işte! Bir kalemden mürekkep?

Karanlıktan ışık? Sızıyor!

Bir kadın sessiz diye çiçekten

Sensiz diye cennetten geçer mi? Geçiyor!

İşlediği yaşmaklardan siliyor parmak izlerini.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Güneş bir kez daha doğuyor ölümlü geceden.

 

Kim karşı durabilir enkaza düşmüş hallerimize şimdi kim!

Canla dolu tabutun katili duvar mı?

Sensiz ve sessiz olamaz şehir mi?

Yoksa ‘Bir Yastıkta Kocayın’ temennileri mi adamım? Kim?

 

Ben susarım nazlanamam, ateş yakarım bir tek!

Buzdan tünellerden geçerim, senin kalabalıklarından.

Toprağa düşüp yüzüm sürmeden

Bir yamaçta sırtlanmadan gövdeni

Ve büyük bir nefes olup akmadan gözlerine -Bebeğim bebeğim-

 

Ellerin başka teni dolaşıp gelmiş gibi… Kalsın!

Seni bu şiirle geri göndereyim!

EZBERİ BOZULMUŞ ŞİİR

EZBERİ BOZULMUŞ ŞİİR

 

Ömer Erdoğan

 

Yüzük parmağını kaldırıp söz veriyor insan!

(İnançlı bir sözcük gösteriyor dişleri arasından diye)

 

İnsanın, üstüne atılmış ölüm

saçlarından döküyor yıldızlarını.

Alnından göğsüne yapışkan terlerini dudağında emerken

kürek kemiğiyle çekiyor Deniz’in suyunu.

Kısmetini çözüyor sonra, münafık günlüklerini

itina ile koruduğu yaban çileğine dadanınca balarısı

yüzyıllık vitrinlerde sakladığı yaralı kuşu sızlıyor insanın.

Kuşatıyor lekeli dokunuşlarıyla, polenleriyle

Arnavut kaldırımlarından göçüp gelmiş ayak izleriyle.

 

Anamı özlüyorum böyle olunca!

İnsanı deli ediyor yattığım uykularım.

Özürlü yüreğimi de karıştırıyorum, gittiğim yollarımı da.

Söz verdiğimiz gibi görüyorum kendimi:

bıçaklanmış terler içinde ıslak, ağlamaklı manolya!

 

-Kürklü, mantolu Manolya!

 

Önce yüzükoyun güneşe kapanır insan

Sonra bakraç dolusu suyun serinliğine…

Sonrası yok ezberi bozulmuş her şiirin.

 

Verdiğim bütün sözleri geri alacağım Manolya!

Kürkü, mantoyu… Çocuk desenli aynayı da!

Adını değiştireceğim; Çiçeğim! Balım! Bebeğim!

Kurgulayıp unuttuğum tüm şarkılarımı da.

Aşınmış sözcüklerimle şehvetli yüreğimi kutsarken

bu ağıt yankısını kıyıya vuracak. Ateşe düşmüş avuçlarımda

kanser yanığı manolya çiçeğimi Tur Dağı’na ekeceğim!

Nasıl olsa bir gün geri verecek burmalı kadehler

vurmalı türkülerle kırık saz resitallerimi.

 

Yüzük parmağını kaldırıp söz veriyor insan!

(Aynı nefesi birlikte alarak heba edilmiş dün kendini ele verecek diye)

YENİ BİR GURBET BAŞLANGICI BOŞLUĞUM

YENİ BİR GURBET BAŞLANGICI BOŞLUĞUM

 

Ömer Erdoğan

 

Sessizlik açmazındayım bu akşam çocuk!

Kim duyar eski bir aşk tütsüsünü

Bilmediğim bu yolda tek başınayım, titriyor sesim

Bir varmış bir yokmuş masallarımda

 

Sensizlik çıkmazındayım bu akşam çocuk!

Önce içimde başlar saçlarıyla boğduğum kadınlarım;

Kalbimi sızlatarak ağır tempolu intiharlarımda:

Tövbemin karanlığında eskittiğim geceye

Çocukluğuma kuruluyorum işsiz bir adam gibi

Gölgeme karışıyorum tenha sokaklarıma

Kendime göçüyorum / yeni bir gurbet başlangıcı boşluğuma

Çocukluğumdan emzirerek kalemimin ucunu

Boğazımda çıngırak seslerim

Kendi yalnız hikâyemi kuracağım

 

Nemli gözlerimin halkalarındasın bu akşam çocuk!

Sırtüstü uzanıp karanlıklara

Sarışın anlarıma rengârenk köprü kurmuşum

İçime akan yıldızlarım / ürettiğimiz boşluk

Geç penceremden kumral deli kız edasıyla

 

Kahrolunmuş gidişlerle hesabını soramadan son bakışlar

Hesabını soramadan her günün batımında uzatmalı kelimeler

Kurşunî kurt uluyuşlarında gölgeli kelimeler!

Kar düşmüş ayazmasına itliğimin!

Ulur da durur gâvurun dağında

Titrer de kelimeler

Düşer önüme acemiliği aşkın

Alır başımı yürür giderim

 

Çocuk! bu akşam bensizlik açmazındayım

Dilimin ucunda mısralarım / ha söyledim ha söylerim

Kim duyar eski bir aşk uğultusunu

AÇIK PENCERE HIRSIZI

AÇIK PENCERE HIRSIZI

 

Ömer Erdoğan

 

Benim bedevi olduğumu nereden bileceksin Suna’m!

Masallarımın her birinde rüzgar intihar etmişse kendini,

Açtığım her pencereden yağmur çalmışsa Nisan’ı

Ve yıldızlar inmişse bir bir sahradaki küllerin sanığı olarak

Bu çölün ortasına? Sen nereden bileceksin:

İçime çekmek yetmez ki seni bana…

Söyle boğulmadan nasıl susayım sevdamı

Bu rüyayı neresinden öldüreyim?

 

Gecenin yakın olduğunu nereden bileceksin Suna'm!

(Bir gün bakire bakışların giriyor araya,

Bir gün aldırış ettiğin yok öldüğüm fırtınaya...)

Nasılsa boynundan kaçan mahrem kokularını yola atmışsın!

Nasılsa korku sürmüşsün gözlerinin ferine

Biraz da etine peştamal sürtüğü

Açık pencere hırsızı yağmurlarıyla kol kola

Ah... Sen olmasan bu ağlayışı kullanmazdım bu yorgunluğu da

 

Sabrımın zembereği damarlarımdan boşalırken Suna'm

Boşalırken beyaz çamaşırıyla Kızılırmak

Kıyıya vurdu teknem yorgun düştü günahım

Nefesimde dermanım yok, silahsızım (abdestim yok)

Dudaklarından topladım kırılan gülüşlerimi

Ah… Toprağımı güneşimi topladım kum ve buz çölünü de

Alnımdan alnına sürülmüş secdeleri de...

Söyle yutkunmadan nasıl öreyim saçlarını

Bu günahı neresinden öpeyim?

 

AYANE SÖYLEŞİLERİ ÖN SÖZ

AYANE SÖYLEŞİLERİ ÖN SÖZ

 

Ayane Kültür Edebiyat dergisi, 1980’lerin sonu itibarıyla yayın hayatına başlayan ve üç yıl boyunca (Ocak 1988-Aralık 1990; 36 sayı) genç kuşağın ürünlerine yer veren bir yayın organıdır. 1980’lerin dönemsel özelliklerini genel hatlarıyla yansıtan bu yayın organı, her ne kadar Rize’nin envanterine kayıtlı olsa da Ankara merkezli çıkmış bir dergidir.

İdeolojik kamplaşmanın dışında kalmak isteyen; geleneğe yaklaşımı önemseyen, sanatı anlama ve anlamlandırma bilinci gelişmiş, edebiyatımızın gelişim seyrini yakından izleyen bir grup genç isim Ayane etrafında toplanmış ve kısa zamanda kendi çizgisini oluşturmuştur. Hiçbir düşünce ve sanatsal etki altında kalmadan bir noktada; sanatın bağımsızlığı noktasında bir araya gelmiş bu gençlerden bazılarının adı Ayane’den önce duyulmuş olsa da çoğunluğu Ayane’yle gün ışığına çıkmıştır. Ayane, kuşağının gençliğine kendini gösterebileceği ve sesini duyurabileceği özgür bir zemin olmuştur.

Bu girişten sonra Ayane’nin 21. sayısıyla başlayan (Eylül 1989) “Sanatçılarımızla Konuşmalar” başlığı altında derginin yazarlarını ve onların edebiyat görüşlerini tanıtmayı amaçlayan bir söyleşi dizisi yayımlanmıştır. 12 sayı süren (21-32) bu dizide sırasıyla Arif Dülger, Hicabi Kırlangıç, Mehmet Erdoğan, İbrahim Eryiğit, İsmail Hocaoğlu, Recep Seyhan, Kâmil Yeşil, Ali İhsan Kolcu, Nazlı Nihal Özer, Süleyman Çelik, Mehmet Ay ve Ömer Erdoğan’la birer söyleşi yapılmıştır. O günün edebiyatında genç kuşağın bakışını yansıtan bu söyleşileri derleyip, aynı sorulara aynı kişilerin yeni cevaplarıyla kitap bütünlüğü içinde yayımlamayı plânladık. Ortaya ilginç bir panorama çıktı. Şairlerin cevaplarını Ali K. Metin’e, öykücülerin cevaplarını da Necip Tosun’a yorumlattık. Edebiyat sosyolojisi açısından verimli bir malzeme ortaya çıkmış oldu. Değişen yazarlar, değişen bakış açıları ve değişen olgular... Değişim üzerinden bir edebiyat sosyolojisi...

Esasen bu söyleşiler, Ayane yazarlarını tanımayı/tanıtmayı amaçlıyordu. Çeyrek yüzyıl sonra yeniden ve aynı kişilerin yeni cevaplarıyla yayımlandığında, Türk edebiyatının ve edebiyatçısının son çeyrek yüzyılına ışık tutan bir misyon kazanmış oldu. Bu yüzden söyleşiler, bir bütün olarak okunduğunda (eski-yeni) Türkiye’de bugün üretilen sanatın arka plânına ve gelişim seyrine dair bir fikir sunmuş olacak.

Rize İl Kültür ve Turizm Müdürü İsmail Hocaoğlu, edebiyat dünyasını yakından takip etmeyi sürdüremediği gerekçesiyle sorulara yeniden cevap vermek istemedi. Ancak Hocaoğlu, kültür ve sanat hayatında kurumsal olarak bir makama sahip. Bir ilin kültür hayatından sorumlu, kültür politikasını yürütme konumunda. Takdir elbette kendisinin. Gönül isterdi ki edebiyat dünyasını neden yakından takip edemediğine dair bir çift söz söylesin. Yine de onun sorulara ilk cevabını kitaba koymayı ihmal etmedik. Nazlı Nihal Özer’e ise ulaşamadık. Ancak onun Ayane’deki söyleşisine yer verdik. Ayane döneminden ismi tamamen kaybolan iki isimden biri de Ömer Ceylân’dır ve onun dergide birbirinden güzel şiirleri yayımlanmıştı.

Dünü ve Bugünüyle Ayane Söyleşileri / Türk Edebiyatına Çeyrek Yüzyıllık Bir Bakış adını taşıyan kitabın birinci bölümünde Ali K. Metin ve Necip Tosun’un şairler ve öykücüleri değerlendiren birer yazısı yer alıyor. İkinci bölümde, Ayane’de Arif Dülger, Hicabi Kırlangıç, Mehmet Erdoğan, İbrahim Eryiğit, İsmail Hocaoğlu, Recep Seyhan, Kâmil Yeşil, Ali İhsan Kolcu, Nazlı Nihal Özer, Süleyman Çelik, Mehmet Ay ve Ömer Erdoğan’la yapılan söyleşiler ile bu yazarların (İsmail Hocaoğlu ve Nazlı Nihal Özer hariç) çeyrek yüzyıl sonra aynı sorulara verdiği yeni cevaplar ve öz geçmişleri yer alıyor. Üçüncü bölümde ise dergiyi tanıtmak amacıyla Mehmet Erdoğan’ın daha önce yayımlanmış “Ayane Dergisinin Misyonu” başlıklı bir yazısına yer veriyoruz. Böylece dünü ve bugünüyle Türk edebiyatına çeyrek yüzyıllık bir bakış sunmuş oluyoruz.

Son olarak bu kitabın gün ışığına çıkmasına vesile olan Muhsin Mete ağabeye ve katkılarından dolayı Mehmet Erdoğan ağabeyime teşekkür ediyorum.

Okuyucuya ufuk açması ve araştırmacılara kaynaklık etmesi en büyük arzumuzdur.

 

ÖMER ERDOĞAN

 

BOZKIRIN UYANIŞI CENGİZ AYTMATOV SUNUŞ

BOZKIRIN UYANIŞI CENGİZ AYTMATOV

SUNUŞ

 

Doğumunun 90. yılı münasebetiyle 2018 yılı TÜRKSOY tarafından “Cengiz Aytmatov’u Anma Yılı” olarak ilân edilince, yayınevimiz icra etmekte olduğu ‘”Doğu ile Batı Arasında Anadolu Kültür Proje Programı”nın içeriğine,  Çağımızın büyük yazarı Cengiz Aytmatov’u da dahil etmiştir.

Doğumunun 90 ve vefatının 10. yılı münasebetiyle 10 Aralık 2018 ilâ 10 Aralık 2019 tarihleri arasında “Ömür Var Asra Bedel” altbaşlığında gerçekleştirilmesi plânlanmış bir dizi ulusal ve uluslararası kültürel etkinlik projesi programlanmıştır. Bu kapsamın ilk programı 10 Aralık 2018 tarihinde Sheraton Ankara Hotelde, Aytmatov dostlarının katılımlarıyla gerçekleştirilmiştir. Açılış Konuşması Proje Koordinatörü Ömer Erdoğan tarafından yapılan geceye Prof. Dr. Şükrü Karatepe (Cumhurbaşkanı Başdanışmanı), Sami Güçlü (58. Hükûmette Tarım ve Köyişleri Bakanı), Prof. Dr. Yusuf Tekin (Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü ve Manas Üniversitesi Yönetim Kurulu Başkanı), Prof. Dr. Şeref Ateş (Yunus Emre Enstitüsü Başkanı), Prof. Dr. Muhammet Hekimoğlu (Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkan Vekili), Prof. Dr. Abdilbijan Ahmetaliyev (Cengiz Aytmatov Enstitüsü Başkanı), Prof. Dr. Adnan İsmaili (Makedonya Kalkandelen Üniversitesi Öğretim Görevlisi), Dr. Mustafa Çetin (Eğitimci-Yazar), Ali Eroğlu (Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı) katılmış, Aytmatov’un hayatı ve mücadelesi hakkında sunumlarını gerçekleştirmişlerdir.

Ayrıca Sanat Hayatımızda  Yerel Yönetimlerimizin Kültür Politikaları başlıklarında Zekai Kafaoğlu (Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı), Nihat Çiftçi (Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı), Mustafa Ak (Keçiören Belediye Başkanı), birer konuşma yapmış ve Kültür Belediyeciliğinin sınırlarını Gönül Coğrafyası sınırları olarak tarif etmişlerdir.

Nadir Alpaslan (Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı) ve İbragim Junusov (Kırgızistan Cumhuriyeti Eski Ankara Büyükelçisi)  tarafından kapanış konuşmalarının yapıldığı gecede  “Cengiz Aytmatov’u Anma Yılı” çerçevesinde Kaf Yapım-Yayın tarafından üretilmiş “Bozkırdaki Toprak Ana Cengiz Aytmatov” Portre Belgesel Film gösterimi de gerçekleştirilmiştir

Bizi biz yapan değerlerin temsilcileri aynı zamanda bize ve şehirlerimize kimlik kazandırıyor. Cengiz Aytmatov da bunlardan biridir. Nasıl değerlerimizle buluşmak kimliğimizi güçlendiriyorsa, şehirlerimizin bu değerlerle buluşması da kentimizin kimliğini tahkim edecektir.

Bu bağlamda Aytmatov, savunduğu davayla, yaşattığı ve yeşerttiği değerlerle sadece Kırgız insanının, Kırgız şehirlerinin değil, Türk dünyasının ve Türk dünyasındaki bütün şehirlerin hemşerisidir. Bu hemşerilikte, pek çok nedenden dolayı Türkiye de en az Kırgızistan kadar üzerine düşeni yapmak sorumluluğundadır.

Aytmatov’u yakından tanımak, onun mirasına ve değerlerine sahip çıkmak, bir kültür politikası olarak daha da ileriye taşınılmalı, bu ve benzeri kültürel elçilik projeleri ile toplumların ticarî, siyasî ve kültürel işbirliklerine katkılar sağlanması hedeflenmelidir.

Bu program kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Dış Temsilcilikler Kırgızistan Kültür Müşavirliği ile Kırgızistan Cengiz Aytmatov Enstitüsü ve Yunus Emre Enstitüsü çözüm ortaklığında Yayınevimiz İngiltere’den Japonya’ya, Fransa’dan Filistin’e, Almanya’dan Tataristan’a kadar 20’yi aşkın ülkeden, Cengiz Aytmatov’un eserleri ve sanatçı kişiliği üzerinden makaleler yazdırdı ve söyleşiler gerçekleştirdi. Hikâyeci, romancı, sinemacı ve sinema eleştirmenleriyle yapmış olduğumuz ve Türkçeye tercüme ettiğimiz bu çalışmalarla Bozkırın Uyanışı Cengiz Aytmatov kitabımız üretilmiş oldu. Bu etkinliğin ikinci projesi olarak ürettiğimiz bu kitabın Başmakaleleri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sayın Sooronbay Şerifoviç Ceenbekov tarafından kaleme alınmış,  araştırmacılar için zengin bir kaynak hüviyetini kazanmıştır.

“2018 Cengiz Aytmatov’u Anma Yılı” kapsamında dünyanın bir çok yerinden muhataplarına yazdırılmış olan makaleler ve gerçekleştirilmiş olan söyleşilerden oluşan bu kitap, yayına hazırlanırken metinler bir bütünlük içinde ve titiz bir şekilde okunmuş, imlâ ve ifade birliği sağlanmış, bazı bilgi düzeltmelerine gidilmiştir.

Çağımızın büyük yazarı Cengiz Aytmatov hakkında derli toplu bilgi içeren bu kitap, konuyla ilgili çalışacaklara kaynaklık edecektir.

 

ÖMER ERDOĞAN

 

DOĞU BATI ARASINDA ALİYA SUNUŞ

DOĞU BATI ARASINDA ALİYA

SUNUŞ

 

Bosna-Hersek’in 25. Bağımsızlık Yılı dolayısıyla organize edilmiş “Saraybosna ile 25 Yıl / Doğu-Batı Arasında Aliya” proje programı 1 Mart 2017 tarihinde T.C. Cumhurbaşkanlığı (Millet Kongre ve Sergi Salonu) Beştepe’de başlamış, 28 Şubat 2018 tarihinde Congesium Ankara (Uluslararası Sergi, Gösteri ve Konferans Salonları) Söğütözü’nde sona ermiştir.

KAF YAPIM-YAYIN’ın okuyucusuna takdim ettiği bu kitap, 27-28 Şubat 2018 tarihlerinde Congresium Ankara’da icra edilmiş çok oturumlu ve çok uluslu “Doğu-Batı Arasında Aliya” konulu uluslararası seminer programının konuşmacılarına ait sunumlarından oluşmuş projenin bir ürünüdür. İlâve olarak bu kitap, bahse konu uluslararası seminer programının açılış bölümünde yapılmış konuşmaların metinleri ile değerlendirmeler bölümünde yapılmış konuşma metinlerini de içine almaktadır. Ayrıca seminer programı moderatörlerinden de makale alınmış ve kitabın muhtevasına eklenmiştir. Bu kapsamda “Saraybosna ile 25 Yıl” proje programına bir yıl süreyle muhtelif aşamalarına katkı sağlamış kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticilerinden de görüş alınmış, katkı sağlayanlar bölümü olarak kitaba eklenmiştir. Ve yine bu kitap için Prof. Dr. Admir Mulaosmanoviç’ten Aliya İzzetbegoviç için bir biyografi denemesi alınmış ve kitaba ilâve edilmiştir. Neticesinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile önceki Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Sayın Bakir İzzetbegoviç’in görüşlerine de bu kitapta yer verilmişitir. Son olarak Aliya İzzetbegoviç özelinden daha önceden yayımlanmamış bazı görseller, Aliya’nın dostlarından temin edilmiş ve ilk kez bu kitapta yer almıştır.

Bu kapsamın ilk programı 1 Mart 2017 tarihinde T.C. Cumhurbaşkanlığı (Millet Kongre ve Sergi Salonu) Beştepe’de yaklaşık 2200 kişilik bir katılımcı topluluğuna hitaben sunulmuştur. Sunum Proje Koordinatörü Ömer Erdoğan’ın Açılış konuşması hitabı ile icra edilmeye başlanmış, Dr. Süleyman Gündüz ve Ankara Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak’ın konuşmaları ve “Bilgemiz Aliya İzzetbegoviç” Türkçe Televizyon Belgesel Filminin galası ile devam etmiş, kokteyl ikramları ile birlikte konuyla alakalı çeşitli dokümanların hediye olarak katılımcılara dağıtılmasıyla tamamlanmıştır.

3 bölüm Türkçe olarak hazırlanmış belgeselde çeşitli üniversitelerden birçok öğretim üyesinin yanı sıra Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da görüşleri ile yer almış, film TRT Avaz ve TRT Türk kanalları üzerinden izleyicisine aktarılmıştır. “Bilgemiz Aliya İzzetbegoviç” Türkçe Televizyon Belgesel Filmi ile Aliya İzzetbegoviç’in biyografisi işlenmiştir.

“Saraybosna ile 25 Yıl” proje programı kapsamında Nisan, Mayıs, Haziran 2017 tarihlerinde Bursa-merkez, Balıkesir-merkez, Balıkesir-Altıeylül ilçe, Ankara-Keçiören ilçe, Ankara-Kocatepe Camii fuar alanı, Ankara-Orman Genel Müdürlüğü konferans salonu, Aksaray-merkez şehirlerinde konferanslar tertip edilmiş, çeşitli yurt içi ve yurt dışı gazete ve dergilerle mülâkatlar yapılmış, radyo programları ve televizyon oturumlarında konuşulmuş; “Aliya İzzetbegoviç’in din kuramı ve İslâm yorumu, Aliya İzzetbegoviç’in dünyasında Türkiye’nin önemi, Aliya İzzetbegoviç’in bilge kişiliğinde sanatın yeri, sade ve bilge insan Aliya İzzetbegoviç, tarih idrakimiz ve Aliya İzzetbegoviç” başlıklarında sunumlar yapılmıştır. Konferans programlarının tamamında katılımcı dinleyicilere konuyla alâkalı çeşitli dokümanlar hediye olarak verilmiştir.

Bu kapsamın ikinci programı, 19 Ekim 2017 tarihinde Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’da BKS Kültür Merkezinde gerçekleştirilmiştir.

Bu program öncesi Aliya İzzetbegoviç’in 14’üncü vefat yılı münasebetiyle kabri başında gerçekleştirilmiş resmî anma törenine proje koordinatörü ile birlikte Türkiye heyeti de dâhil edilmiştir.

BKS Kültür Merkezinde gerçekleşen program Türkiye’den milletvekilleri, belediye başkanları, akademisyenler ve Aliya dostlarından oluşan 100 kişilik misafir heyetinin katılımı ile icra edilmiştir. Önceki Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Sayın Bakir İzzetbegoviç bir grup Boşnak kabine üyesi ile birlikte programa teşrif etmişlerdir. Yaklaşık 800 kişilik Boşnak katılımcı topluluğunun hazır bulunduğu program, Proje Koordinatörü Ömer Erdoğan’ın Açılış konuşması hitabı ile icra edilmeye başlamış, Dr. Süleyman Gündüz ve Türkiye Yazarlar Birliği Onursal Başkanı D. Mehmet Doğan’ın sunumlarıyla devam etmiştir. Programın kapanış konuşması ile Sayın Bakir İzzetbegoviç salona hitap etmişlerdir. “Alija, Posljednji Bedem Islama” Boşnakça Televizyon Belgesel Filminin galası ile devam eden program, kokteyl ikramları ve konuyla alâkalı çeşitli doküman hediyelerin dağıtılmasıyla tamamlanmıştır.

2 bölüm Boşnakça dilinde hazırlanmış belgeselde Sayın Bakir İzzetbegoviç, kız kardeşi Sabina, Bosna-Hersek’in siyaset ve fikir adamlarının yan ısıra Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da görüşleri ile yer almış, film Bosna-Hersek’te IGMAN TV kanalı üzerinden izleyicisine aktarılmıştır. “Alija, Posljednji Bedem Islama” Boşnakça Televizyon Belgesel Filmi ile 27 Mart 1990’da kurulan Demokratik Eylem Partisi (SDA) ile Aralık 1995 Dayton Görüşmeleri süreci sonunda kurulmuş olan Bosna-Hersek’in bağımsızlığı işlenmiştir. Bu bölümler “İslâm’ın Uç Beyi Aliya” ismiyle Türkçe olarak da hazırlanmıştır.

Bu kapsamın üçüncü programı, 27- 28 Şubat 2018 tarihinde Söğütözü’nde Congesium Ankara’da (Uluslararası Sergi, Gösteri ve Konferans Salonları) çok uluslu ve çok oturumlu seminer programı olarak gerçekleştirilmiştir.

Programın 27 Şubat 2018 tarihli açılış oturumuna, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la bu program için hazırlanmış video kayıt konuşması ile başlanılmışken, 28 Şubat 2018 tarihli kapanış oturumuna da önceki Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Sayın Bakir İzzetbegoviç’le bu program için hazırlanmış video kayıt konuşması ile başlanılmıştır.

Sağlık sorunları sebebiyle davetli olduğu hâlde programa katılamamış Sudanlı yazar ve mütefekkir Dr. Fatih Ali Hasaneyn Muhammed Şerif, ancak video konferans yöntemiyle, canlı yayınla salona bağlanmış ve sunumunu gerçekleştirmiştir. Yine sağlık sorunları sebebiyle davetli olduğu hâlde programa katılamamış Saraybosna Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şeyh Kâzım Hacımeyliç, bu kitap için konuşma metnini, programa ulaştırmıştır.

İki gün süreyle gerçekleşen çok uluslu, çok oturumlu “Doğu-Batı Arasında Aliya” semineri ile birlikte “Aliya İzzetbegoviç ve Bosna” konulu bir resim sergisi ve orijinal dili Arapça olan “Ali” Televizyon Belgesel Filminin gala gösterimi de gerçekleştirilmiştir.

4 bölüm Arapça dilinde hazırlanmış belgeselde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile önceki Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Sayın Bakir İzzetbegoviç, kız kardeşi Sabina ve Bosna-Hersekli fikir, siyaset ve sanat insanlarının yanı sıra Türkiye’den de akademisyen, fikir ve sanat insanlarının görüşlerine yer verilmiştir. Bu film, Müslüman Aliya’nın Doğu ile Batı ülkelerini kapsayan ilişkilerini işlemiştir. Yine bu bölümler “Doğu-Batı Arasında Aliya” ismiyle Türkçe olarak da hazırlanmıştır.

Dünyanın, insanlığın ve Bosna’nın iyiliği için Türkiye sloganıyla tanıtımı gerçekleştirilmiş program Yunus Emre Enstitüsü (YEE), Hukukî Araştırmalar Derneği (HUDER), Kuzey Anadolu Film (KAF YAPIM) iş birliğiyle ve T.C. Ziraat Bankası ile Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinin finansal destekleriyle gerçekleştirilmiştir. Bu program kapsamında Proje Koordinatörü Ömer Erdoğan ile seminer dolayısıyla Ankara’da bulunan katılımcı misafirlerine ayrıca “Saraybosna ile 25 Yıl” proje programına bir yıl süreyle katkı sağlamış Belediye Başkanlarına ve Belediye Başkan Vekillerine T.C. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde, T.C. Cumhurbaşkanlığı İdarî Amirliğince Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan adına yemek verilmiştir.

Bosna-Hersek’in 25. Bağımsızlık Yılı dolayısıyla organize edilmiş “Saraybosna ile 25 Yıl” proje programının muhtelif aşamalarına T.C. Dışişleri Bakanlığı, T.C. Saraybosna Büyükelçiliği, BİH Bosna-Hersek Ankara Büyükelçiliği, Bursa Bosna-Hersek Fahri Konsolosluğu organizasyon olarak katkı sağlarken T.C. Cumhurbaşkanlığı kurumsal olarak fizikî destek sağlamıştır.

Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanı), Bakir İzzetbegoviç (önceki Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı), Hakan Çavuşoğlu (Eski Başbakan Yardımcısı, AK Parti Bursa Milletvekili), Prof. Dr. Nabi Avcı (Eski Kültür ve Turizm Bakanı, AK Parti Eskişehir Milletvekili), Dr. Süleyman Gündüz (22. Dönem AK Parti Sakarya Milletvekili), Mustafa Ak (Ankara Keçiören Belediye Başkanı), Dr. Bahadır Celâl İslâm (Doktor, Bosna Dayanışma Grubu Başkanı), Prof. Dr. Muhammet Hekimoğlu (Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkan Yardımcısı), Doç. Dr. Rahman Ademi (Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi), Selim Cerrah (Türkiye Maarif Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi), Avukat Hüseyin Kaya (Hukukî Araştırmalar Derneği Başkanı) fikirleriyle katkı sağlamıştır.

T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, TİKA (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı), Yunus Emre Enstitüsü (YEE), Orman Genel Müdürlüğü, T.C. Ziraat Bankası, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ankara Kazan İlçe Belediyesi, Ankara Keçiören İlçe Belediyesi, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Balıkesir Altıeylül İlçe Belediyesi, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa İnegöl İlçe Belediyesi, Bursa Mustafakemalpaşa İlçe Belediyesi, Bursa Osmangazi İlçe Belediyesi, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, Aksaray Belediyesi, Afyonkarahisar Sandıklı İlçe Belediyesi, Kocaeli Darıca İlçe Belediyesi ise maddî katkı sağlamıştır.

Ayrıca KAF YAPIM-YAYIN’ın bu kitabı, 27-28 Şubat 2018 tarihli “Doğu-Batı Arasında Aliya” konulu uluslararası seminerde sunumları olan ulusal ve uluslararası katılımcıların en güncel hayat hikâyeleri ve mücadelelerini içermektedir. Kitap, bu yönüyle de bir belge hükmündedir.

Bosna-Hersek’in 25. Bağımsızlık Yılı dolayısıyla düzenlenen “Saraybosna ile 25 Yıl / Doğu-Batı Arasında Aliya” adlı bir dizi program kapsamında 27-28 Şubat 2018 tarihlerinde Ankara Congresium’da gerçekleştirilen “Doğu-Batı Arasında Aliya” konulu uluslararası seminerde yapılan konuşma, sunulan tebliğ ve programlara katkı sağlayanların yazılarından oluşan bu kitap, yayına hazırlanırken metinler bir bütünlük içinde ve titiz bir şekilde okunmuş, imlâ ve ifade birliği sağlanmış, bazı bilgi düzeltmelerine gidilmiştir.

Bosna-Hersek ve onun efsanevî lideri Aliya İzzetbegoviç hakkında derli toplu bilgi içeren bu kitap, konuyla ilgili çalışacaklara kaynaklık edecektir.

Yayınevimiz, böyle bir eserle yayın hayatına başlamaktan mutludur.

 

ÖMER ERDOĞAN

 

 

ESKİ SOKAK (SENARYO HİKÂYE)

ESKİ SOKAK

 

(SENARYO HİKÂYE)

 

Çekim teknikleri ile hazırlamış ve 1995 yılında senaryo hikâyesi olarak yayınlanmış Eski Sokak kitabı, Sâd sûresinin muhtelif âyetlerine ve tarihi bir vakaya tanıklık etmektedir.

Yazar: Arka Kapak

AYTMATOV 'ÖMÜR VAR ASRA BEDEL' ETKİNLİĞİYLE ANILDI

 

AYTMATOV 'ÖMÜR VAR ASRA BEDEL' ETKİNLİĞİYLE ANILDI

 

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Alpaslan, "Dünyanın en çok okunan yazarlarından biri Cengiz Aytmatov'un eserlerinde anlattığı değerleri, ne kadar çok okur ve gençlerimize anlatırsak kendi medeniyetimize katkı sunmuş oluruz." dedi.

Yazar Cengiz Aytmatov'un doğumunun 90'ıncı yılı dolayısıyla Ankara'da Kültür ve Turizm Bakanlığı, Keçiören Belediyesi ve Yunus Emre Enstitüsü iş birliğinde "Ömür Var Asra Bedel" etkinliği düzenlendi.

Burada konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Bakanlığın Türk medeniyetine katkı sunan yazarları, sanatçıları, siyasetçileri, düşünce adamlarını çok iyi anlamak ve anlatmak için var gücüyle çalıştığını belirtti.

Alpaslan, "Dünyanın en çok okunan yazarlarından biri Cengiz Aytmatov'un eserlerinde anlattığı değerleri, ne kadar çok okur ve gençlerimize anlatırsak kendi medeniyetimize katkı sunmuş oluruz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Karatepe de Cengiz Aytmatov'un romanlarının hayatın gerçekleri ile örtüştüğünü ve toplumun sosyokültürel yapısını çok iyi yansıttığını söyledi.

 

"Eserleri 168 ülkede 70 milyondan fazla insana ulaştı"

 

Kırgızistan'ın Ankara Büyükelçisi İbragim Dzhunusov ise Aytmotov'un eserlerinin dünya var oldukça yaşayacağını ve okunacağını belirterek, dünyaca ünlü yazarın böylesine anlamlı bir şekilde anılmasından onur duyduğunu ifade etti.

Dzhunusov, "Aytmatov'un eserleri 168 ülkede 70 milyondan fazla insana ulaştı. UNESCO'ya göre dünyada William Shakespeare ve Lev Tolstoy'dan sonra en çok okunan üçüncü yazar Cengiz Aytmatov'dur. Tabiatı eserlerinde çok iyi yansıttı ve insanların nasıl yaşaması gerektiğini öğretti. İkinci Dünya Savaşını eserlerinde anlatmasına rağmen eserlerinde silah, tank ve korkunç anlatımlara yer vermedi. Aytmatov gelecek kuşakların temiz aşkı, sevgiyi görmelerini ve tanımalarını istedi." şeklinde konuştu.

 

Edebiyata adanan ömür

 

Etkinliğin proje koordinatörü Ömer Erdoğan da Aytmatov'u 80 yıllık ömrünün yarısını edebiyata adadığını anımsattı.

"Bozkırın uyanışı Cengiz Aytmatov" kitabının Ocak 2019'da yayımlanacağını vurgulayan Erdoğan, "Kitabımızın tanıtımı, Şubat 2019 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı nezaretinde Cumhurbaşkanlığı Millet, Kongre ve Sergi Salonunda teşrifleri halinde Cumhurbaşkanımızın katılımıyla gerçekleşecektir." dedi.

Törende ayrıca Şanlıurfa Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu, Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş, Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Tekin, eski bakanlardan Sami Güçlü, Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu da birer konuşma yaptı.

 

Türkan Şoray'a ödül

 

Konuşmaların ardından Aytmatov'un "Selvi Boylum Al Yazmalım" eserinden uyarlanan filmin başrol oyuncusu Türkan Şoray ve Ahmet Mekin'e ödül verildi.

Programa katılamayan Şoray'ın video mesajı yayımlandı.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Muhammet Hekimoğlu ile KAF Yapım editörleri Prof. Dr. Abdilbijan Ahmetaliyev ve Prof. Dr. Adnan İsmail'e de çalışmalarından dolayı ödül takdim edildi.

 

Muhabir: Yasemin Kalyoncuoğlu

KAYNAKÇA: Aytmatov 'Ömür Var Asra Bedel' etkinliğiyle anıldı (aa.com.tr, 10.12.2018).

 

Yazar: HABER

'BİLGEMİZ ALİYA İZZETBEGOVİÇ' BELGESELİNİN GALASI YAPILDI

'BİLGEMİZ ALİYA İZZETBEGOVİÇ' BELGESELİNİN GALASI YAPILDI

 

Bosna Hersek'in bağımsızlığının 25. yılı kapsamında hazırlanan "Bilgemiz Aliya İzzetbegoviç" belgeselinin ilk gösterimi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirildi.

Bosna Hersek'in bağımsızlığının 25. yılı kapsamında hazırlanan "Bilgemiz Aliya İzzetbegoviç" belgeselinin ilk gösterimi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapıldı.

Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'ndeki galada gösterilen "Bilgemiz Aliye İzzetbegoviç" belgeselinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, İzzetbegoviç'le ilgili düşüncelerine yer verildi.

Belgeselde "Merhum İzzetbegoviç ile son olarak vefatından çok kısa süre önce bir araya gelme imkanı bulmuştuk" ifadesini kullanan Erdoğan, Avrupa'daki bir programdan Türkiye'ye dönerken Saraybosna'ya gittiklerini anlattı.

"Bosna halkı hiç şüphesiz haklarını ona helal etmişlerdir"

 

Erdoğan, şunları kaydetti:

 

"Ben sağlık durumu ağırlaşan bilge lideri tedavi gördüğü hastanede ziyaret etmiştim. Kendisi bu sohbetimizde ellerimi tutarak bana önce 'Dualarımız sizinle' dedi. Arkasından da 'Bosnamı koruyun, Bosnama sahip çıkın, buralar hep Evlad-ı Fatihandır, o size emanettir.' vasiyetinde bulundu.

Aliya vefat ettiğinde ben Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'teydim. Daha sonra kendisini de kaybettiğimiz büyük yazar Cengiz Aytmatov ile Aliya'nın anısı üzerinden müşterek dünyalarımızla ilgili coşkulu bir sohbet gerçekleştirmiştik. Merhum Aliya'nın vasiyetini yerine getirmek için bugüne kadar tüm gücümle çalıştım, çalışmaya devam ediyorum, devam edeceğim.

Savaş sırasında ve sonrasında ortaya koyduğu irade, genelin şartları içinde yapılabileceklerin herhalde en iyisiydi. Aliya'nın, Srebrenitsa başta olmak üzere kendileri için ne kadar büyük bir mücadele verdiğini gayet iyi bilen Bosna halkı hiç şüphesiz haklarını ona helal etmişlerdir."

 

"Balkanların son Osmanlısıydı"

 

Barış adamı İzzetbegoviç'in "daha fazla kan dökülmesin" kaygısı taşıdığını vurgulayan Ömer Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

 

"Medeniyet perspektifinden bakan gerçek bir bilgeydi. Kişiliği, düşünce dünyası, tüm hayatına yayılan mücadelesiyle Balkanların son Osmanlısıydı. Türkiye dostuydu. Onun, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile aralarındaki son konuşmalar bir ufuk ve öngörü belgesidir, unutulamaz ve unutulmamalıdır. İnanıyoruz ki o günkü Türkiye, bugünkü güçlü Türkiye olsaydı şüphesiz tarih başka seyrederdi."

Ömer Erdoğan, İzzetbegoviç'in bir lider ve fikir adamı olduğunu belirterek, "Balkanlar, çeşitli fetret dönemlerinde uğradığı istilalara ve ekilen kin ile nefret tohumlarına rağmen mayasını olduğu gibi saklamış sağlam bir coğrafyadır." dedi.

Galaya, kalabalık bir davetli topluluğunun yanı sıra belgeselde Aliya İzzetbegoviç'in hayatı ve ülkesinin bağımsızlığı için verdiği mücadeleye ilişkin görüşlerine yer verilen akademisyenler de katıldı.

 

Muhabir: İlkay Guder

 

KAYNAKÇA: 'Bilgemiz Aliya İzzetbegoviç' belgeselinin galası yapıldı (aa.com.tr, 01.03.2017),

 

Yazar: HABER

DOĞU BATI ARASINDA ALİYA" SEMPOZYUMU

DOĞU BATI ARASINDA ALİYA" SEMPOZYUMU

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ölümünden önce hastanede ziyaret ettiği eski Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç'in kendisine "Bosna'mı koru, Bosna'ma sahip çık. Buralar hep Evlad-ı Fatihan'dır, o size emanettir" şeklinde vasiyeti olduğunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ölümünden önce hastanede ziyaret ettiği eski Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç'in kendisine "Bosna'mı koru, Bosna'ma sahip çık. Buralar hep Evlad-ı Fatihan'dır, o size emanettir" şeklinde vasiyeti olduğunu açıkladı.

Bosna Hersek'in 25. kuruluş yıl dönümü sebebiyle düzenlenen "Saraybosna ile 25 yıl" programı kapsamında Ankara Congresium'da "Doğu Batı Arasında Aliya Sempozyumu" düzenlendi.

Etkinliğe eski Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Tunus Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannnuşi, Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali Karadavi ve yazar Süleyman Gündüz'ün yanı sıra Aliya İzzetbegoviç'in arkadaşları ile çok sayıda Türk ve Boşnak katıldı.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sempozyuma görüntülü bir mesaj gönderdi.

 

Erdoğan mesajında İzzetbegoviç'i ölümünden önce hastanede ziyaret ettiğini belirterek, "Kendisi buradaki sohbetimizde ellerimden tutarak 'Dualarımız sizinle' dedi arkasından da şu vasiyette bulundu: 'Bosna'mı koru, Bosna'ma sahip çık. Buralar hep Evlad-ı Fatihan'dır, o size emanettir' dedi." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, bu vasiyeti yerine getirmek için tüm Balkanlar ve Bosna Hersek'e destek olmaya devam ettiğini söyledi.

Bosna halkının İzzetbegoviç'e haklarını helal ettiğini kaydeden Erdoğan, "O kara günlerde kardeşlerimize çok daha fazla destek olamadığımız, katliamların önüne geçemediğimiz Bosna'nın tüm mağdurlarından, mazlumlarından haklarını bize de helal etmelerini istiyoruz." diye konuştu.

Sempozyumun açılışında konuşan Avcı da bakanlık yaptığı dönemde Bosna Hersek'e yaptığı ziyarete değinerek "İki kardeş ülke arasında yapılan protokollerle Türkçe Bosna Hersek'te, Boşnakça da Türkiye'de seçmeli ders haline geldi. Böylece yıllarca gönül diliyle anlaşan çocuklarımız birbirlerinin dilini anlamak için önemli bir imkana kavuştular. Bu tablodan Aliya İzzetbegoviç'in ruhunun şad olduğuna inanıyorum." dedi.

İzzetbegoviç'in yazar ve mütefekkir yönlerine dikkati çeken Avcı, "Bir taraftan din, siyaset ve felsefe alanında mühim bir entelektüel birikime sahip olmak diğer taraftan da bu birikimi pratik siyaset alanına dökmek gibi bir özelliğe sahip olmak 21. yüzyılda çok az entelektüele nasip oldu." ifadelerini kullandı.

Avcı, İzzetbegoviç'in Bosna'yı savaştan çıkaran bir lider olduğu kadar örnek bir entelektüel oluşuna işaret ederek, "Siyaset felsefesinde olanla olması gerekeni, amaçla araç ilişkisini ahlaki bir temele oturtmuş bir liderdi. 'Düşmanlarımıza benzersek savaşı kaybederiz' sözü de bu idrakin bir ifadesidir." dedi.

 

"Aliya, Bosna için bir şanstı"

 

Sempozyuma katılan Nahda Hareketi lideri Gannuşi de "İzzetbegoviç sadece Bosna için değil Müslümanlar için de önemli bir liderdi. Biz Müslümanlar olarak maalesef onun gibi liderlerden mahrum kaldık." diye konuştu.

Gannuşi, İzzetbegoviç'in Bosna Hersek'te Müslümanların öldürüldüğü bir dönemde ülkesinin haklarına sahip çıktığını belirterek, "O, Bosna için bir şanstı. Bosna'daki güçler oradaki Müslümanları yok etmeye kararlıydı. Avrupalılar hiçbir şey yapmadılar, hatta sessizliğe bürüdüler. İzzetbegoviç, örnek bir mücadele göstererek ülkesinin haklarına sahip çıktı." diye konuştu.

İzzetbegoviç'in çözümü hep barışta aradığını söyleyen Gannuşi, "Karşısındakiler Müslümanlara karşı ittifak içerisindeydiler. Ancak Aliya ümitsizliğe kapılmadı ve aslanlar gibi savaştı. Bosna çok şehit verdi ama şehit vererek destan yazdı. İslam ordusuna nasıl dik duracağını gösterdi. İzzetbegoviç, aslında Bosna kadar İslam'ı da kurtarmıştır." ifadelerini kullandı.

 

"Aliya bir kitle heykeltıraşıydı"

 

Açılışta konuşan eski milletvekili ve yazar Süleyman Gündüz de İzzetbegoviç'in evrensel bir Bosna bilinci oluşturduğunu söyledi.

Dünyadaki mazlum halkların da İzzetbegoviç'in liderliğinde bir mücadeleye giriştiğini kaydeden Gündüz, "Aliya, Bosna'yı bir toprak parçası olarak değil, insanlığın bir kurtuluş atası olarak görmüştür." diye konuştu.

Dünyanın kurmaya çalıştığı çok kültürlü yapının Bosna Hersek'te İzzetbegoviç liderliğinde kurulduğunu söyleyen Gündüz, "Aşağılanan, tahkir edilen, ülkesinden sürülmek istenen bir topluma liderlik yapmış ve o toplum idealleri için canından vazgeçebilecek bir dünyanın inşaacısı olmuştur. Aliya bir kitle heykeltraşıdır. Tıpkı bir heykeltraş, bir mermer bloku nasıl yontarak bir eser çıkarmışsa Aliya da bizim önümüze Bosna gibi bir eser çıkarmıştır." ifadelerini kullandı.

KAYNAKÇA: Doğu Batı Arasında Aliya" Sempozyumu (haberler.com, 27.02.2018),

 

 

Yazar: HABER

İLGİLİ BİYOGRAFİLER

Devamını Gör