Sadri Maksudi Aral

Dil Araştırmacısı, Tarihçi

Ölüm

Dilci ve tarihçi (D. 1880, Taşsu / Kazan - Ö. 1957, Ankara). Kazan’da  medrese öğrenimini ve öğretmen okulunu bitirdikten sonra Paris’te hukuk, edebiyat ve sosyoloji öğrenimi gördü (1906). Rusya’ya dönüşünde Çarlık Duması’na Kazan milletvekili seçildi. 1917 devriminden sonra Rusya’daki Müslüman Türklerin özerklik çabalarına katıldı ve İdil-Ural devletinin Cumhurbaşkanı oldu. Bir yıl sonra devletin dağılması sonucu Finlandiya’ya kaçtı. Fransa’ya geçip Sorbonne Üniversitesinde  Orta Asya Türk Tarihi dersini okuttu (1923-25).

Ankara hükümetinin çağrısı üzerine Türkiye’ye gelip T.C. vatandaşı oldu. Tek parti döneminde 1931’de Şebinkarahisar, 1935’te Giresun; 1950 seçimlerinde DP listesinden Ankara Milletvekili seçildi. Ankara ve İstanbul üniversitelerinde profesör olarak hukuk tarih ve felsefe dersleri verdi. Türk Dili İçin adlı kitabının önsözünü Atatürk yazmıştır. Ancak Arsal, “Sümerbank”, “Bay”, “Bayan” kelimelerinin yanlış olduğu yolunda tartışma açınca gözden düşmüştü.

 

BAŞLICA ESERLERİ:

 

Roman:

 

Maşiet (1898, Kazan).

 

Gezi:

 

İngiltere’ye Seyahat (İngiliz Demokrasisinin Esas­ları, Kazan, 1912).

 

Araştırma-İnceleme: 

 

Türk Dili İçin (1930), İskitler-Sakalar (1934), Orta Asya Türk Devletleri (1934), Hukukun Umumi Esasları (1937), İngiliz Amme Hukukunun İnkişaf Safhaları (1940), Teokratik Devlet ve Laik Devlet (Tanzimat adlı ortak eserin 1. cildinden ayrı basım, 1940), Hukuk Tarihi Dersleri (1942), Umumi Hukuk Tarihi (1942), Hukuk Felsefesi (1946), Türk Tarihi ve Hukuku (1947), Kutadgu Bilig (1947), Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları (1955).

 

KAYNAKÇA: İhsan Işık / Yazarlar Sözlüğü (1990, 1998) - Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi (2001, 2004) – Encyclopedia of Turkish Authors (2005) - Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2006, gen. 2. bas. 2007), Turgut Akpınar / TDV İslâm Ansiklopedisi (c. 3, 1991), Adile Ayda / Sadri Maksudi Arsal (1991), Ertuğrul Yaman / Türkiye’deki Türk Dünyası (A. K. Bolaç – A. Esatoğlu ile, 1998), Şükran Kurdakul / Şairler ve Yazarlar Sözlüğü (gen. 6. bas. 1999), Recep Şükrü Apuhan / Gideceği Yolu Kendisi Yapan Bir Yolcu: Sadri Maksudi (Genç Alperen dergisi, sayı: 1, Ocak-Şubat 2000).

SADRİ MAKSUDİ ARSAL'DAN YAZARLARA DİL ÖĞÜTLERİ

 Tolstoy'un 'Akıllı Tatar çocuğu' diye söz ettiği değerli bilim insanımız Sadri Maksudi Arsal'ın 1930 Yılında Türk Ocakları Yayınlarınca Ankara'da yayınlanan Türk Dili İçin kitabında 'Dil düzeltme işinde yazıcıların vazifesi' başlıklı yazısının bir bölümünü yayınlıyoruz.

 

Türkçe sözlerle, Türkçe üslûpla yazmak için yazıcı ne yapmalıdır? Bunu her kes kendisi halledecektir; bu hususta benim fikrim budur:

 

1-Her yazıcı yazdığı zaman türkçe sözlerle yazmak gerekliğini hatırdan çıkarmamalıdır. Bunun için muharrir kendisini daimi bir ruhî murakebe altında bulundurmalıdır.

 

2-Her muharrir bir yazıyı yazdıktan sonra eserini bir defa türkçelik bakış açısından yoklamalı, türkçesi olduğu halde kullanılan yabancı sözleri yazısından çıkarmalıdır.

 

Yabancı kelimelerden ancak şimdilik türkçesi bulunmayanları kullanmalıdır.

 

3- Şimdilik kullanmağa mecbur olduğu yabancı sözleri Türk kelimesi gibi Türk gramerine uygun bir surette uygulamalıdır.

 

4- Mümkün olduğu kadar yabancı dillerden ancak ismi zat almağa çalışmalı ve sıfat, fiil lâzım olduğu zaman  bunları bu isimden yapmalıdır. "Vazife" kelimesini kullanmanın bir zaruret olduğunu farzedelim. Muvazzaf, tavzif alınmamalıdır. Yerine güya vazife kelimesi türkçe imiş gibi "vazifelenmiş", "vazifelendirmek" demelidir.

 

5- Hiç bir zaman acemce ve ya arapça terkip, ifade tarzı kullanmamalıdır. Arapça basma kalıp tabirlerin türkçesini bulmalıdır. Bu sahada muvaffak olmak için muharrir her şeyden evvel bildiği öz türkçe sözlerin sayısını çoğaltmağa çalışmalıdır. Bunun için de:

 

6- Halk edebiyatı mahsullerini, halk için yazılmış edebiyatı sık sık okumalı. Halk edebiyatı mecmualarında, saz şairlerinin eserlerinde eski devirde nesirle yazılmış kitaplarda, eski türkçe tefsirlerde, hikaye mecmualarında, hatta eski lisana pek merbut tarihçilerin yabancı kelimelerle dolu eserlerinde bile dikkatle okuyan yazıcı bir çok bugün unutulmuş güzel öz türkçe sözler bulacaktır.

 

7Hayatını yazıcılığa hasretmek isteyen, şehirli muharrir ve şairler arasıra Anadoluya köylüler arasına gidip yaşamağa çalışmalıdırlar. Bu sayede yazıcılar köy hayatını, köylülerin ihtiyaçlarını öğrendikleri gibi, ayni zamanda halk lisaniyle aşinalık peyda edecekler ve pek çok söz, ifade tarzları kazanacaklardır.

 

8- Kendisini hürmet eden bir yazıcı eski Uygur devrinden kalma edebiyatı okumuş olmalıdır. Her büyük yazıcı "Kutadgu bilig"i baştan aşağı okumalıdır. Bu günkü Türk yazıcısı Uygur sözlerini kullanmağa mecbur değildir. Fakat eski türkçenin söz bolluğunu, ifade sahasındaki zenginliğini görmek, anlamak ve bu zengin lisan hazinesinden ihtiyaç olduğu zaman güzel tabirleri, güzel sözleri alabilmek, Türk ruhundaki edebiyat hakkında bir fikir edinmek için bu edebiyatı tanımak lâzımdır.

 

Bu edebiyatla aşinalığın en verimli ciheti, divan edebiyatının ruh ve dili yabancılaştırıcı tesirini izale etmesidir.

 

9- Her muharririn kütüphanesinde Türk dili hazinelerini içine alan bütün lûgat kitapları bulunmalıdır. İhtiyaç görüldükçe muharrir bunlara bakmalı, hatta boş vakıtlarda bunların hepsini gözden geçirmeli, bilmediği kelimeleri kaydetmelidir.

 

10- Yazıcı Türkiye haricindeki Türk lehçelerinde yazılmış eserleri de okumalıdır. Bu o lehçelerden söz almak için değil, Türk dilinin inkişafındaki safha ve şekilleri anlamak için lazımdır.

 

11- Her büyük yazıcı Türk dili hakkındaki lisanî tetkiklerle aşnalık peyda etmeğe çalışmalıdır. Bu gün Alman lisanı inkişafı tarihini, grameri tarihini, Alman dilinin lehçelere budaklanması tarihini, lehçeler arasındaki farkların esasını, Alman dilinin filolojisini bilmeyen bir ciddi Alman yazıcısı yoktur. Bugüne kadar bizde Türk dili tarihi, Türk filoloji mektep ve darülfünunda okutulmamıştır. Yazıcı bu noksanı kendisi telâfi etmek mecburiyetindedir. Bu saydığım vazifeler yazıcılara tarihin ve milliyet esasının yüklettiği mukaddes vazifelerdir. Irkını, milletini seven, bu ırkın yaşamasına bir kıymet veren yazıcılarımızın bu vazifeleri dil ıslahı işinin kutsiyeti namına ciddiyetle, samimiyetle ödeyeceklerine şüphe yoktur.

 

KAYNAK: Sadri Maksudi Arsal'dan Yazarlara Dil Öğütleri (gercekedbiyat.com, 06.03.2020).

 

 

 

 

İLGİLİ BİYOGRAFİLER

Devamını Gör