Musa Dinç

Sağlık Eğitimcisi, Editör, Yazar

Doğum
07 Ocak, 1960
Eğitim
Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İş İdaresi Bölümü, Ankara Gevher Nesibe Sağlık Eğitim Enstitüsü Toplum Sağlığı Bölümü
Burç

Şair ve yazar, editör, sağlık eğitimcisi. 7 Ocak 1960 tarihinde Diyarbakır'ın Çınar ilçesine bağlı Aşağı Konak köyünde doğdu.1968 yılında ailesiyle birlikte köyden şehir merkezine göç ettiler. Diyarbakır'da Cumhuriyet İlkokulu ve Diyarbakır Ortaokulunu bitirdi. Bir yıl Diyarbakır Öğretmen Lisesinde okudu. Diyarbakır Öğretmen Lisesi ikinci sınıfta iken, bu okulu bıraktı. 1982 yılında Konya Atatürk Sağlık Meslek Lisesi Sağlık Memurluğu Bölümünü, 1986 yılında Anadolu Üniversitesi /A.Ö.F. İş İdaresi Lisans Programını, 1992 yılında Sağlık Bakanlığı’na bağlı Ankara Gevher Nesibe Sağlık Eğitim Enstitüsü Toplum Sağlığı Bölümü’nü birincilikle bitirdi.1987–1988 yılları arasında 199. Dönem olarak askerliğini Yedek Subay / Tank Asteğmen olarak Kırklareli/Lüleburgaz’da ifa etti. Siirt - Kurtalan ve Diyarbakır’da sağlık memurluğu; Artvin-Ardanuç, Manisa-Turgutlu, Akhisar ve Diyarbakır Yenişehir 70. Yıl Sağlık Meslek Liseleri’nde meslek dersleri öğretmenliği ve idarecilik yaptı. 

 2000–2008 yılları arasında Diclem Sahaf'ı kurarak, yayıncılık ve editörlük hizmetlerinde bulundu.2008 yılında yayıncılığı bırakarak, tercihini editörlükten yana kullandı. Aykırı Sanat, Damar, Öğretmen Dünyası dergilerinin Diyarbakır temsilciliklerini yürüttü. 

DİSED (Diyarbakır Sanatçılar ve Edebiyatçılar Derneği, Çukurova Yazarlar Derneği ve Türkiye Edebiyatçılar Derneği Yönetim Kurulu'nda görev aldı. 2008 yılı Yaz döneminde Erzurum Hizmet İçi Eğitim Enstitüsü’nde Alan değişikliği kursuna katılarak Sağlık-Tıbbi Laboratuar Bölüm Öğretmeni oldu. 2009–2010 Eğitim –Öğretim yılında İnönü Üniversitesi Malatya Sağlık Yüksekokulu Sağlık Eğitimi Lisans programından mezun olarak Sağlık Eğitimcisi oldu. 2009-2012 yılları arasında   Tarsus Anadolu Sağlık Meslek Lisesi Sağlık / Tıbbi Laboratuar Bölüm Öğretmeni,2012yılında Sağlık / Hemşirelik Alan öğretmenliğine geçerek Tarsus Gülserin Günaştı Anadolu Sağlık Meslek Lisesinde görevini  yapmaktadır. 

Şiir, öykü ve makaleleri; Aykırı Sanat, Amida, Öğretmen Dünyası, Kavram Karmaşa, Hazan, Yaşam Yolu, Deliler Teknesi, Gerçemek, Güncel Sanat, Mut/Çıtlık, Siya, Fırt, GIRGIR, Popüler ESMER Kültür Dergisi, T.Y.S Güzel Yazılar, Ardanuç’a Bakış, Artvin Serhat, Yeni Akhisar’ın Sesi, Dicle Güneş, Yeni Yurt, Olay, Objektif, Yeni Alanya, Kulilk, Diyarbakır Kültür Sanat Bülteni, Ekin Sanat, Şarlo Aylık Mizah Dergisi gibi gazete ve dergilerde yayımlandı. 

Artvin 08 FM Radyosunda "Mizah Saati", Diyarbakır Bağ TV'de "Tele Pirzola" adlı mizah programı ve bir dönem Diyarbakır TRT GAP Radyosu’nda “Musa Dinç’le Mizahlı Dakikalar" adıyla program yaptı. Musa Dinç'in tiyatro oyunları birçok okul ve sendikalarca sahneye konulmuş ayrıca makale ve öykü dalında ödüller almıştır. Türkiye Edebiyatçılar Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası, BESAM ve Uluslararası Yazarlar Birliği (Pen Türkiye Merkezi) üyesi, Eğitim Sen üyesi ve Okul Temsilcisi, Çukurova Edebiyatçılar Derneği Üyesidir. 2010-2011 yıllarında Orhan Kemal Öykü Yarışmasında Seçici Kurul Üyeliği ve 2010 yılında Kaygısız Abdal Öykü Yarışması'nda Jüri Üyeliği'nde bulundu. 

ESERLERİ:

Mizah Öyküsü:

Şöhretli Eşek Arıları (1993), 

Acıkan Karıncalar (1996), 

Tipten Tipe (1999), 

Efendiler Köyü (Öyküler, Tiyatro, 2000), 

Dinç Kafa’dan Yorumlarıyla - Taşıt Edebiyatı  (2006), 

Suçsuz (Mizah Öyküleri toplamı, 2010), 

Bir Daha Asla (Mizah Öykü Seçkisi, 2013).

Masal:

Gül ve Düşün - Gülmece Masalları (2000), 

Bal Tadında Masallar (2012).

DENEME: Garip Hallerimiz (2003), 

Dinç Kafa’dan Düşündüren Sözler (2003), 

Sur Dibi (Denemeler, Fıkralar, Söyleşiler, 2006).

Şiir:

Yalnızım (2005).

Çocuk Öyküsü:

Arkadaşım Ninem Adaşım Dedem (2007).

Roman:

Cemilo (2009).

Kürtçe:

Gül ve Düşün - Gülmece Masalları kitabı, 2005 yılında, Yaşar Başur tarafından  Bikene Bifikre adıyla; Dinç Kafa'dan Düşündüren Sözler kitabı da 2006 yılında, Aydın Orak tarafından Ji Sere Zinde Peyven Didin Fikirin adıyla Kürtçe'ye çevrilmiştir.

HAKKINDA: İhsan Işık / TEKAA (2006) - Diyarbakır Ansiklopedisi (2013), Kendisinden alınan bilgiler (2012, 2014).

CEHALET

Cuma’nın mesleği araba tamirciliği idi. Çekirdekten yetişme, işinin ehliydi; ilkokulu bitirdiği gibi, babası onu çırak olarak Sanayi Sitesi’ne vermişti.

Gel zaman git zaman kalfalıktan sonra ustalığa terfi edince, kendisine tamirci dükkânı açmıştı. Cuma’nın işi bir hayli yoğundu. Sabah erkenden işine gider, gece geç saatlere kadar, ancak eve dönerdi.

Cuma’nın yetmiş yaşlarındaki sevimli Annesi Sıdıka Teyze’nin gözleri iyi görmediği gibi, bazen de ağrı ve sızısı oluyordu. Oğlu Cuma’ya ha bire sitem ediyordu:

“ Oğlum iyi görmiyem, bahan gozlık al!”

“ Ana rastgele gözlük alamam, doktora götüreyim, sana gözlük yazsın; ondan sonra alıram!”

 “Oğlım Cuma, o zaman eczahaneden goz merhemi al.”

 “Tamam, ana sabret; bu aralar fırsatım yoğtır.”

Cuma pek fazla ciddiye almaz, işi geçiştirir; derken evde kırılan parçaları onarmak için Cuma bir gün tamirci dükkânından yapıştırıcı getirir. Tabii bundan ev halkının haberi yoktur. Ertesi gün Sıdıka Anası:” Gozlerim ağriyor, Sevım kızım, Cuma’nın getirdıği bu merhemi getır, gozlerime çek” demiş. Aksilik bu ya, ikisi de okuryazar olmadığı için göz merhemi niyetine annenin gözlerine çekmişler. Beş dakika geçmeden Sıdıka Ana basmış feryadı: “ Haho, gozlerım patliyor!” diye; Sevim, Mardin Kapı’dan yüz metre ilerde olan Cuma’nın tamirci dükkânına yalın ayak ve soluk soluğa zor varmış:

 “Cuma çabuk yetış, ana kor oldi!”

Cuma’da topuğa bakan kenarı içe kıvrılmış antika ayakkabısıyla ve üstü başı yağ, kir ve pas içinde ablası Sevim’le eve vardığında, Sıdıka Anaları evin avlusunda yerde emekleyerek:

 “Ooy babo, kor oldım!” diye yaygarayı koparıyormuş.

Cuma’nın sinirleri iyice gerilmiş: “ Yahu abla, ben evden çıktığımda sapasağlamdı; yarım saatte nasıl yaptız, ananın gözıni çıkardınız?”

 “ Ne bıliyem! ‘ Gozlerım ağıri, merhem çek!’ dedi, büfenin üstünde merhemi gördım, senin eczahaneden getirdiğıni zannederek, ben de sürdım!”

 “İyi halt ettinız, Allah belanızi versın! O merhem değıldi, Japon yapıştırıciydi !” deyip, apar topar annesini taksiye bindirdiği gibi, soluğu Diyarbakır Devlet  Hastanesi Acil’inde alırlar. Doktorlar ivedilikle ameliyata alırlar ve iki saatlik ağır bir operasyondan sonra, Sıdıka Ana’nın gözlerini zar zor açabiliyorlar.

O gün bugün; ne Sıdıka Ana, ne de kızı Sevim, kimseye bir şey okutup, danışmayıncaya kadar, pet şişesinden su bile içmiyorlar.

 “İşte oğlım Cuma; insanın başına ne tür bela gelırse, bıl ki cehallığtan geli!...” 

ÇEK ÇEK

Kurtalan’da sağlık memuru olup, bir yıllık evliydim. Eşim, çalışmış olduğum 2 No’lu Sağlık Ocağı’nda ebeydi. Sağlık ocağı ile kaldığımız lojman aynı bahçede olup, karşılıklı yüzleri birbirine bakıyordu.

Nisan ayındaydık. Aşı kampanyası tüm görkemiyle devam ediyordu. Tıbbi Sekreterimiz Bülbül Bey, bana seslendi:

“ Musa Bey, sizin lojman kapısında yaşlı bir adam sizi soruyor galiba.”

Tıbbi Sekreter’in odasının penceresinden bizim lojmana doğru bir bakış attım:

 “ Yahu, arkadaşlar bu benim Tekel Müdürü Kayınbabam!” deyip, eşimle birlikte lojmana doğru koştuk.

 “ Babacığım hoş gelmişsin!” deyip, eşimle, ben babaya sarıldık, elini öptük. Hoş, beş; derken lojmanın kapısına anahtarı sürüp açtım.

“ Buyur babacığım içeri geç,” dememle, on altı-on yedi yaşlarında bir Delikanlı, eliyle beni dürttü;

“ Ağbi, paramı ver; gideyim,” birden dona kaldım:

 “ Ne parası?”

“ Ağbi taşıma parası!”

Etrafıma göz gezdirdim. Ortada bavul, valiz, çanta vs. gibi bir şeyler göremiyordum. Yalnız Kayınbaba’mın elinde sadece bir pazar torbası, içinde de yalnız bir gazete; başka hiçbir şey yoktu.

 “ Oğlum ne taşıdın?” işaret parmağıyla Kayınbaba’mı gösterdi. Hayallah, bu Delikanlı, Kayınbaba’mı sırtlayıp getirecek hali yok ya; kucağına alıp da taşıyamaz! Kayınbaba’ma döndüm:

 “ Yahu baba, bu Delikanlı ne diyor?” Kayınbabam kem küm etti, ağzındaki baklayı çıkardı nihayet.

 “ Oğlum Kurtalan Ekspresi’yle geze geze, yata yata, eğlene eğlene, takır tukurla Kurtalan’a geldim. Trenden inerken bunun gibi bir sürü delikanlılar etrafımı sardı.

 ‘ Taşıyalım ağbi, taşıyalım ağbi’, yanlarında da çek çek arabası vardı. Ortalıkta taksi filân da görmedim.’ Buranın usulü böyledir galiba!’ dedim; çek çek arabasının üstüne çıktım. Delikanlı da hiç itiraz etmedi. Lojmana kadar çek çek arabasının üstünde geldim.”

O anda benimle, eşimi bir gülme krizi tuttu. Kesintisiz on dakika güldük.

 “ Sahi baba, gelirken yolda sana bakan oldu mu?”

 “ Bakmaz olur mu? Tabii ki, tuhaf tuhaf bakanlar oluyordu. Bense içimden: ‘Yabancı olduğum nasıl da belli oluyor’ diye güceniyordum.”

Delikanlı’ya döndüm: “Yahu, haydi o bilemedi; sen niye taşımayı kabul ettin?

 “ Ağbi, ben amcanın taşıyacak eşyası olduğunu zannediyordum; ama baktım ki, amca çek çekin üzerine çıkmış bile. Amca mahcup olmasın ve iş iştir; ha amcayı taşımışım, ha eşyasını, diyerek amcayı çek çek arabamla sağ selim düşürmeden buraya kadar getirdim.”

“Pekâlâ delikanlı!”deyip, istemiş olduğu taşıma parasının iki mislisini verip, delikanlıyı gönderdim.

İşte, vermiş olduğum o fazla para; o günden bugüne bize kalan hatıra…

 

Dipnot: (Eski Kayınbabam gerçekten Tekel Müdürü değildi. Rahmetli sağlığında çok içerdi. Lakabı Tekel Müdürüydü.)

   

İLGİLİ BİYOGRAFİLER

Devamını Gör