Biyografya
Enver Gökçe

Enver Gökçe

Doğum
1920
Erzincan, Türkiye
Ölüm
19 Kasım 1980
Ankara, Türkiye
Eğitim
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı (Türkoloji)
Diğer İsimler
Mustafa Enver Gökçe

Şair, çevirmen. (D. 1920, Çit köyü / Eğin (Kemaliye) / Erzincan - Ö. 19 Kasım 1980, Ankara). Tam adı Mustafa Enver Gökçe. Kimi şiirlerinde ve yazılarında Mehmet Avaz, Aydın Tataroğlu takma adlarını da kullandı. Dokuz yaşındayken ailesi ile birlikte Ankara’ya göç etti. 1929 yılında başladığı ilköğrenimini özel bir ilkokulda, ortaokulu Cebeci Orta Okulunda, liseyi Ankara Gazi Lisesinde tamamladı (1939). Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı (Türkoloji) Bölümünden mezun (1948) oldu. Bitirme tezi, Eğin türküleri üzerine yaptığı bir derleme-incelemedir.

 Sanata ve edebiyata olan ilgisi, üniversiteye başlamasıyla belirginleşmişti. Üniversite yaşamıyla birlikte, sol dünya görüşü çerçevesinde etkin olarak eylemlerde yer aldı. Bu çerçevede dernek faaliyetleri ile yayın çalışmalarına katıldı. Halkevleri’nce yayımlanan Ülkü dergisinde düzeltmen olarak çalışmaya başladı, bu ortamda edebiyat çevreleriyle yakınlıklar kurdu. Yaşamında önemli bir yeri olan Sefer Aytekin’le de burada tanıştı. İlk sayısı 15 Mart 1945’te çıkan Ant dergisini onunla birlikte çıkardılar. Yine bu ortamda, Enver Gökçe’nin şiir dünyasında çok önemli yerleri olan halk şairlerinden Âşık Ali İzzet (Özkan), Âşık Veysel (Satıroğlu), Habib Karaaslan, Talibî Coşkun’la tanışarak onlarla dostluklar kurdu. Halk şairleriyle olan yakınlığını kendisi şöyle anlatır: “0 gün iki şey vardı benim için. Bir yanda Garip hasta sanat anlayışı, diğer yanda dinamik halk edebiyatının yüzü. Bunlar karşı karşıya getirilince, ben elbette ki kendi sınıfımdan gelme halk ozanlarından taraftım. Bu yüzdendir o devrede bu şairlerin yanında olmam.” Arif Damar da o yıllara ilişkin anılarını anlatırken, Enver Gökçe’nin, çağdaşı edebiyatçıların belli yerlerde toplanıp şiirlerini okuma etkinliklerine, sohbet etmelerine pek katılmadığını, halk ozanlarıyla ahbaplık ettiğini söyler.

  Enver Gökçe, 1946 yılında Türkiye Gençler Derneğini kuranlar arasında yer aldı. Bu dernek,  kendi tanımları ile, “antifaşit ve demokrat düşünceli insanları” bir araya getirmeyi amaçlamaktaydı. O yıllarda gelişen devrimci potansiyele karşı, milliyetçi hareketler de artmış, devrimcilere yönelik karşı çıkışlar görülmeye başlamıştı. Enver Gökçe’nin Fakültenin Önü adlı şiiri o atmosferin ürünüdür. 1948 yılında derneğin etkinliklerinin de artması, yapılan gösterilerin yoğunluk kazanması, Ankara çevresinde bulunan milliyetçileri harekete geçirdi ve derneği bastılar. Dernek yöneticilerinin direnç göstermeleri üzerine,  Enver Gökçe’nin de aralarında bulunduğu sekiz kişi, komünizm propagandası yaptıkları iddiasıyla tutuklanarak üç ay cezaevinde tutuldular.

Enver Gökçe, İstanbul Kadırga Öğrenci Yurdunda çalıştığı sırada, Türkiye Komünist Partisi üyelerine yönelik 1951 tutuklamada, 168 kişiyle birlikte tutuklandı. Türk Ceza Yasasının 141. maddesine göre askeri mahkemede yargılandı, yedi yıl hapis (1951-57), bu cezanın üçte biri kadar da (iki yıl) sürgün cezası aldı. Hapisten çıktıktan sonra sürgün yeri olarak seçtiği Erzincan’a gitti. Cezalarını çektikten sonra Ankara’da Telgraf gazetesinde düzeltmenlik yaptı, 1963 yılında gazete kapanınca işsiz kaldı, sağlığı bozuldu, uzun süre tedavi gördü. Arkasından İstanbul’a gitti, bir spor dergisinde düzeltmenlik yaptı, Meydan Larousse ansiklopedisinde çalışmaya (1968) başladı. Ancak ‘sakıncalı olduğu’ söylenerek, kısa bir süre sonra işine son verildi. Çocuk yayınları yapan bir yayınevi için, Dünya Masal ve Efsaneleri adlı bir dizi için 7-8 kitaplık Çin, Hint, eski Mısır gibi ülkelerin efsane ve masallarından çeviriler yaptı. Ancak bu işlerle geçimini sağlayamadığı için memleketine, Çit köyüne döndü. Zaman zaman Ankara’ya ve İstanbul’a gitti. Kasım 1979 ayında Ankara’da Seyranbağları Yaşlılar Huzurevine girdi ve orada öldü.

Köylülerime başlıklı ilk şiiri Yurt ve Dünya (1943) dergisinde çıkmıştı. Daha sonraki telif ve çeviri şiirleri ile düzyazıları Ülkü, yönetimine katıldığı Ant (1945, on sayı), Yurt ve Dünya, Gün, Söz, Yağmur ve Toprak, Yeryüzü, Yeni Adımlar, Sanat Emeği ve Türkiye Yazıları gibi dergilerde yayımlandı. Şiirleri ancak 1970’li yıllarda (1973-77) kitap olarak basıldı. Dede Korkut Hikâyeleri’ni günümüz Türkçesine uyarladı, özgün masallar yazdı, sanatsal görüşünü yansıtan yazılar yayımladı. Okul bitirme tezi olan Eğin Türküleri ise ölümünden kısa bir süre sonra  kitap olarak yayımlandı. 

Enver Gökçe halk kültürü ile içli dışlı bir şairdir. Halk kültürünü, geleneğini  anlamaya, değerlendirmeye çalışır. Bu açıdan şiirine bakıldığında denebilir ki, onun şiirini halk kültürü beslemiştir. Şiir dilinin duruluğu dikkate alındığında, halkbilim ürünlerinden yararlanarak, halk şiirini çağdaşlaştırdığı söylenebilir. İdeolojik olarak, kendi sınıfının verimi gördüğü halk edebiyatına tutkundur. Ancak iyi bir Divan edebiyatı bilgisine de sahiptir, 1940’lı yılların başlarında Divan edebiyatına hayrandır. Onun şiirinde divan şiirinin sesini yakalamak da mümkündür: ‘evvel madde, ahir fikir’, ‘şol aşkı bilmezlenenler’, ‘Hayal etmesi zor’, ‘ben berceste mısraı buldum’ derken, sadece Divan şiirinin usta söyleme geleneğini yansıtmaz, onun sözcükleri ile de konuşur. Ayrıca dünyanın başka büyük şairlerini ve şiirlerini tanımaya özellikle çalışmış, onlardan çeviriler yapmış bir sanatçıdır. 

“Enver Gökçe'nin şiiri, güz ekini gibidir. Kırsal alandan gelenler bilirler, sonyazda yani güzün ekilen buğday, ilkyazla birlikte, eriyen karın altından filizlenir. Soğuğa, kırağıya dayanıklıdır. Kurağa dayanıklıdır. Nice boralar, fırtınalar ya da Anadolu'nun kavurucu sıcağı ortasında, eğilip bükülmez boy verir. Böyle dayanıklıdır, Enver Gökçe'nin şiiri. Enver Gökçe'nin şiiri harman olur, tığ olur. Savrulur. Tohumdan ürüne, buğdaydan ekmeğe var olur gider. Enver Gökçe'nin şiiri, bir yandan bizim bilincimizi ve direncimizi pekiştirirken, bir yandan da devrimci şiirimizde özgün bir tohum olarak yineler kendini." (Muzaffer İlhan Erdost)

Enver Gökçe ile Ahmed Arif'in şiirleri birbirine benzetilir... İki ozanın şiirleri, biçim bakımından birbirlerine benzerler, ancak ‘içerik’ açısından değişiktirler. Ahmed Arif şiirlerinde, haramiyi, yani yol keseni  soyguncuyu güzelleyip aşiret töresine bağlı kaldığını açıklarken, Enver Gökçe, işçi sınıfının örgütlü gücünü öne çıkarır. Gökçe'nin şiirinde, işçi sınıfı, direncin kaynağıdır." (Nihat Taydaş)

ESERLERİ:

ŞİİR: Dost Dost İlle Kavga (1973), Panzerler Üstümüze Kalkar (1977), Yaşamı ve Bütün Şiirleri (4. baskı: 1998).   

ÇEVİRİ: Şiirler (Pablo Neruda’dan, 1982).

DERLEME:  Eğin Türküleri  (1982).

HAKKINDA: Kendileri (Türkiye Yazıları, Temmuz 1977), Sosyalist Kültür Ansiklopedisi ("Türkiye Gençler Derneği" maddesi, 8. cilt, 1980), Mehmed Kemal / Enver Gökçe'nin Ardından (Cumhuriyet, 24.11.1981), Kemal Sülker / Ölüm Adın Kalleş Olsun (Yeditepe, 7.12.1981), Yurt Ansiklopedisi (cilt IV, 1982), Yaba-Öykü / Enver Gökçe Sayısı (Temmuz 1982), Muzaffer İlhan Erdost / Onu Anlat İşte (1989), Vecihi Timuroğlu / Enver Gökçe: Anadolu Acısı Bir Şair (Yazınımızdan Portreler, 1991), Enver Gökçe Üzerine / Eleştiri-Tanıtma-İnceleme ve Söyleşiler / Haz: Özgen Seçkin-Metin Turan (Şubat 1991), Metin Turan - İhsan Atar - Fikret Otyam - Hüseyin Atabaş / Ölümünün 12. Yılında Enver Gökçe (broşür, 20.11.1993), Hüseyin Atabaş / Umudu İşkencede Bir Şair (Kale ve Bozkır, 1994), Vedat Yazıcı / Sözümüz Şairlerden Şiirlerden (1997), Asım Bezirci / Temele Gül Dikenler (1997), Leyla Şahin / Enver Gökçe'nin Toplu Şiirleri Yayımlandı (Cumhuriyet Kitap, 8.4.1999), Can Dündar / Yarim Haziran (2000), Berat Günçıkan / Damar'ın Gözüyle TKP (Cumhuriyet Dergi, 12.11.2000), Dost Dost İlle Kavga / Panzerler Üstümüze Kalkar (Kitap Rehberi, Aralık 2001), Nihat  Taydaş / Enver Gökçe Şiirinde 'Hapishane' (Cumhuriyet Kitap, 14.12.2001) - Enver Gökçe'de Gelenekten Yararlanma (Edebiyat ve Eleştiri, Mart-Nisan 2003), Celil Denktaş / Meyve Sevilmez mi Ağabey: Hâlâ Sıcak Bir Anı (Yeni / Seçki 2 - 2005), Enver Gökçe / Hayatı Seveceksiniz! (Yeni 2, 2005).