Abdüllatif Şener

Başbakan Yardımcısı, Bakan, Milletvekili, Devlet Adamı, Akademisyen, Siyasetçi, Yazar

Doğum
Eğitim
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi

Siyaset ve devlet adamı, milletvekili, Maliye eski Bakanı ve eski Başbakan Yardımcılarından, Türkiye Partisi’nin kurucusu, maliyeci, akademisyen, yazar. 1954 yılında Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde doğdu. Sivas İmam Hatip Okulu’nu bitirdikten sonra iki yıl (1971-72) Erzurum Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okudu. Daha sonra bu fakültedeki eğitimini yarıda bırakıp başladığı Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni 1977’de bitirdi. Gazi Üniversitesi'nde doktora yaptı. Aynı üniversiteye bağlı Bolu İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde dekan yardımcısı oldu. Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü'nde öğretim üyeliği yaptı. Maliye Bakanlığı'nda Gelirler Kontrolörü olarak çalıştı. AK Parti kurucu üyesidir. AK Parti ile yaşadığı görüş ayrılıkları sonrası 2007 yılında yapılan seçimlerde aday olmayacağını açıklayarak yeni bir siyasi parti kurma çalışmalarına başladı. Bu süre için TOBB Teknoloji Üniversitesinde Doç. Dr. olarak hocalık yaptı.

Şener, 25 Mayıs 2009 tarihinde aralarında yazar İhsan Işık ve eski milletvekillerinin de bulunduğu 33 kişi ile birlikte Türkiye Partisi’ni kurdu, partisinin seçime katılabilecek düzeyde ülke çapında örgütlenmesini tamamladı. Ancak 2011 seçimlerinde Sivas’tan bağımsız adaylığı tercih etti, seçimde 17.092 oy almasına rağmen seçilemedi. Türkiye Partisi 27 Ağustos 2012 tarihinde kapandı. Partinin amblemi turkuaz mavisi yuvarlak fon üzerinde beyaz zeminli Türkiye haritası, içerisinde tokalaşan iki el idi.

Abdüllatif Şener, Prof. Erbakan liderliğindeki 54. Hükümet döneminde Maliye Bakanı; Erdoğan liderliğindeki ve 58. ve 59. Hükümet dönemlerinde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı idi. 19. Dönem ve 20. Dönem Refah Partisi, 21. Dönem Fazilet Partisi, 22. Dönem AKP Sivas milletvekili olarak görev yapmış olan Doç. Dr. Abdüllatif Şener, Türkiye Partisi'ni kapattıktan sonra daha çok kitap çalışmalarıyla ilgilendi. Adı sürekli olarak yeni siyasi parti kuruluş haberlerinde geçmeye devam etti. Fransızca bilmektedir. Evli ve 4 çocuk babasıdır.

ESERLERİ:

Sona Doğru Osmanlı - Osmanlı Ekonomisi ve Maliyet Üzerine Yazılar, Osmanlı Ekonomisi ve Maliyesi Üzerine Yazılar (2007), Adım da Benimle Beraber Büyüdü (Çiğdem Toker röportajı, monografi, 2008).

KAYNAKÇA: Çiğdem Toker / Adım da Benimle Beraber Büyüdü (2008), İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (C. 12, 2017).

 

 

 

 

PADİŞAHLARA BİLE BÖYLE YETKİ VERİLMEMİŞTİR

ABDÜLLATİF ŞENER

 

PADİŞAHLARA BİLE BÖYLE YETKİ VERİLMEMİŞTİR

 

“İmam hatip kökenliyim, AKP kurucularındanım, birçok gerçeği 60 yaşından sonra görebildim. İnsanoğlu ben ve çıkar ön plana çıkınca hiçbir şeyi görmüyor. İlk kuruluş aşamasında Cüneyt Zapsu, Erdoğan, Gül ara ara ABD’ye gitmişlerdir. Ben dinimize, kurana bağlı olarak bu arkadaşlarla Hz. Ömerin adaleti, Peygamber efendimizin ümmeti, herkesin eşit, özgür, adaletli yaşayacağı bir partiyi kuruyoruz hayalindeydim, henüz 15. günde Erdoğan’la özelleştirme konusunda ayrı düştük, 2 ay küs kaldık.

ABD ile görüşmelerden hiç bilgilendirilmedim. Benim hayallerimin çok ötesinde bir gidişat başladı. Ayrılma kararı aldığımda gerek Erdoğan, gerek Gül defaten vazgeçmemi istediler. Kararım kesindir ben yokum diyerek bıraktım.

Davaya ihanet ettin diyenler oldu, ben vicdanen rahatım, Allaha verecek hesabım var. Yedi üniversiteden teklif aldım, hepsi engellendi, hiçbir yerde çalışmama müsaade edilmiyor.

Önceki hükümetlerde halktan kesilen vergi oranı %31′di, gelişen teknoloji ile cep telefonları, banka kredileri gibi halktan alınan vergi oranı %41′e çıktı, yani halkın cebine daha çok girildi. Sadece halktan gelen vergi yılda eski parayla 600 katrilyon. Yapılan yol, hastane, köprüler halka lütufmuş gibi gösteriliyor, bu kadar paraya yaptıkların devede kulak, önemli olan halktan aldığını helal olarak yapıp haram yememek.

 

Bu sisteme birçok isim aradım, tek uyan Diktatörlük, bu sistem birçok yönden Türkiye’nin çöküşü ve uzun yıllar toparlanamamasıdır. Böyle bir sistem için deli olmak lazım, akıllı bir insanı seçseniz bu yetkilerle delirir. AKP tabanında, reis seni seviyoruz sana oyumuz var ama keşke bunu önümüze koymasaydın diyenler var. Meclisteki seçimlerde görüştüğüm arkadaşlar, Evete mecbur bırakıldıklarını, tehdit edildiklerini, açık Evet kullanmak zorunda kaldıklarını, bunu mevcut konumlarını kaybetmemek için yaptıklarını, referandumda Hayır vereceklerini ifade ediyorlar.

Siyasette muhalefet değil, iktidar sorgulanır, çünkü güç ve para iktidarın kontrolündedir. Muhalefeti sorgulamak siyaseten etik değildir. Türkiye’nin İslami tarihinde hiçbir diktatör ve zalim düşünceli, İslamiyete bu kadar zarar vermemiştir. Dinimiz hoşgörü zihniyetidir, bugün insanlar ayrışmış, kendilerine dindar diyenler, kendileri gibi düşünmeyenler cezalandırıldıklarında sevinir, kendileri gibi düşünüp suçlu olduklarını bildikleri halde suçsuz sayılanlara sevinir olmuşlardır. Bu nasıl hoşgörü dini, bu nasıl müslümanlıktır.

AKP istikrar için Evet kampanyası yapıyor. 15 yıldır tek başına iktidar olan bir parti istikrar diyor ve bunca yetkiyi tek bir adama devrediyorsa önce AKP seçmeni bu nasıl bir iştir diye sorgulamalı. Anayasa 82 darbe anayasası, ben demokrasi ve gelecek adına Cumhurbaşkanı yetkileri azaltılır diye umut ederken tam tersi yapıldı. AKP seçmenine bu maddeler gerçekliğiyle anlatılsın AKP seçmeni CHP seçmeninden daha çok hayır der, bu seçimde her Evet diyecek intihar etmiş olacaktır. Reis islamiyetin bayrağını ileri taşıyacak diyenler kendilerini kandırmasınlar, islamiyet Türk tarihinde bu kadar kirlenmedi. Reis AKP içindeki Fetöcüleri temizleyecek diyorlar, bunun için başkanlığa gerek yok, zaten istese ilk seçimde temizliği yapar.

Fetöyü ne gördüm ne tanıştım, çocuklarım hiçbir yakınım onun cemaat okullarında okumadı, AKP içinde var mı derseniz başından sonuna kadar hepsinin Fetöyle ilişkisi olmuştur, zaten söylemlerden görüyorsunuz, kimi insanlar iş, aş uğruna, çocuklarının geleceği uğruna Fetöye girmek zorunda bırakılmışlardır. AKP her yıl kurucular, bakanlar, milletvekillerinin katılımıyla 10 yıl boyunca toplantılarını Bank Asyanın tesislerinde yapmışlardır. Bilmem ne ilçesinin bilmem ne köyünde bir öğretmen Bank Asyaya para yatırdı diye hapse atılmıştır, bugün suçlananların çoğu yanlış oldu diye geri alınmıştır, hatta bazı gazeteci, yazar sol düşünceliler bile Fetöcü diye içeri alınmıştır, kendileri bile bu rezilliği kabul ediyorlar.

Bazı anayasa doçentleri, hele anayasa profesörü Burhan Kuzu TV’lerde bu anayasa değişikliğini yalanlarla savunuyorlar, hayretler içinde seyrediyorum, ülkede gerçek bir demokrasi olsa çoktan bunların akademik ünvanları alınmıştı.

Başkanlık sistemi için her türlü plan en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş, padişahlara bile böyle yetki verilmemişti.

Gül, Davutoğlu, Arınç Hayırcı mı diyorsunuz, ben Hayır dediklerini duymadım, içlerinden diyorlarsa bilemem önemli olan benim gibi gemileri yakıp Hayır diyebilmeleridir, kendilerini iyi tanırım, hala bize de bir yerden bir şey düşer mi umuduyla bekliyorlar.

Hele Davutoğlu, çok yakışıksız gönderildi, Arap baharının bütün sonucu üzerine yıkıldı buna rağmen bana da bir şey düşer mi diye bekliyor.

Siyaset Allah’ın evi dediğimiz camilere kadar girdi, bundan Diyanet İşleri Başkanından müezzine kadar herkes hesabını verecektir.

Bu ülkede bu topraklar üzerinde hangi düşüncede olursa olsun hepimiz yaşıyoruz, bu vatana karşı hepimizin sorumluluğu var, ülke hiç bu kadar ayrışmadı,

Türk insanı vicdanlıdır, vicdanın sesini dinleyecektir.

 

KAYNAK: Abdüllatif  Şener: Padişahlara bile böyle yetki verilmemiştir (cerideimulkiye.com, 07.04.2017).

 

FOTO GALERİ

İLGİLİ BİYOGRAFİLER

Devamını Gör