Sultan Kılıçaslan I

Anadolu Selçuklu Devleti Sultanı

Doğum
-
Ölüm

Anadolu Selçuklu Devleti’nin ikinci sultanı (D. 1079 - Ö.  1107, Habur). Anadolu’daki ilk Türk devletinin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman’ın ikinci oğludur. Babasının, Tacettin Tutuş’un Suriye seferinde komuta ettiği büyük Selçuklu ordusu karşısında yenilgiye uğrayıp canına kıyması (1086) üzerine, kardeşi Davut’la birlikte Melikşah’ın tutsağı olarak, götürüldüğü Isfahan’da 1092’ye kadar kaldı. Burada altı yıl iyi bir eğitim ve öğretim görerek, Türk-İslam terbiyesi ile yetiştirildi. Melikşah’ın ölümünden sonra da Anadolu’ya döndü. 1092’de Büyük Selçuklu Sultanı Berkyaruk’un onayı ile Anadolu’ya gelerek, İznik’te altı yıldır boş duran Türkiye Selçuklu Devleti’nin tahtına çıktı. 

Kılıçaslan, İznik’te hükümdarlığını ilan ettiğinde, bir yandan Bizanslıların, bir yandan da Anadolu’daki öteki Türk beylerinin tehdidi altında idi. Gönderdiği bir orduyla Balıkesir ve Kapıdağ yörelerini Bizans’ın elinden alıp, doğu illerinden yanındaki getirdiği Türkmen ailelerini İznik çevresine yerleştirerek, Anadolu’da dağılmış olan birliği yeniden kurdu. İznik’i imar ederek bir anlamda hükümet merkezi durumuna getirdi. Bu sırada Bizanslıların fırsattan istifade ile Marmara kıyılarını işgale başlamaları üzerine, Ege kıyılarıyla Ege adalarının bir bölümünde egemen olan Çaka Bey’le anlaşarak mücadeleye girişti. İmparator Alexios’un Türk kuvvetlerine karşı denizden gönderdiği büyük bir ordu bozguna uğratıldı. İznik’e saldırıları bertaraf edilen Bizanslılar, Balıkesir ve Kapıdağı bölgelerinden de geri püskürtüldüler. Kılıçaslan daha sonra Çaka Bey’in kızıyla evlenip önce Bizanslılara karşı kendini güvence altına aldı.

 Bizanslılar bunun üzerine,  Çaka Bey ile I. Kılıçaslan’ın arasını açmaya çalıştılar. Bu sırada Kılıçaslan, fetret devrinde Anadolu Selçuklu Devleti’nden ayrılan kentleri yeniden bir bayrak altında toplayıp birlik kurmak için harekete geçmişti. Bu bağlamda Aleksios Kommenos’la anlaşarak Çaka Bey’i öldürttü (1094). Batı sınırlarını da böylece güvenceye aldıktan sonra, Sivas’taki Danişmentlilerin göz koyduğu Malatya üzerine yürüdü (1095) ve kenti kuşattı. Ancak Ortadoğu, İslâm dünyasının taht kavgaları ve mezhep çatışmaları ile sarsılığı bu dönemde ezeli “Hilâl-Haç”, “Doğu-Batı” mücadelesinin en hareketli ve en önemli bir aşamasını oluşturan Haçlı istilasına maruz kalmıştır. XI. yüzyılın sonlarında başlayan bu hareket yüzyıllarca sürdü. Özellikle dinî, toplumsal ve ekonomik nedenlerle ortaya çıkan bu hareket, Vatikan kilisesinin önderliğinde başlamıştı. Papalık kurumunun yönlendirilmesiyle ile cahil halk kitleleri harekete geçirilerek, Müslümanlara karşı büyük bir kuşatma harekâtı başlatılmıştı. Oysa iddiaların tersine, kutsal topraklar Hıristiyan hacı adayları tarafından ziyaret ediliyor ve bu konuda onlara Müslümanlar tarafından engel olunmak şöyle dursun,  yardım ediliyordu. Filistin’de kendilerine ayrılmış olan hastaneler ve ikamet merkezleri bulabiliyorlardı. Burada kiliseleri, manastırları, hatta kitaplıları bile vardı. Ama Haçlı seferlerinin asıl nedeni; Türklerin Rumeli’ye geçmelerini önlemek işçin; Anadolu, Suriye, Filistin ve Akdeniz’den onları temizlemek gerekiyordu. Bunu da ancak bütün Hıristiyan dünyasının birlikte hareket etmesi durumunda başaracaklardı. Hilâl’e karşı Haç’ın savunulması görevini üzerine aldığı kabul edilen Bizans, artık Müslüman Türkler karşısında bu görevini yerine getiremeyecek gibiydi. Hıristiyan dünyası bu kaygılarla kendini Türk tehdidine karşı güvenlik altına almak için kutsal toprakların fethine çıkmaktaydı.

Malatya Kalesini tam düşürmek üzereyken, Haçlı kuvvetinin harekete geçtiğini haber alınca, kuşatmayı kaldırarak hızla İznik’e döndü. İznik’i kuşatan Haçlılara karşı Hisarönün’de ordusunu savaşa soktu. Yapılan şiddetli çarpışmaların sonunda iki taraf da ağır zayiat verdi, birçok Haçlı komutanı öldürüldü. Ancak düşman devamlı kuvvet yardımı alıyordu. Kalabalık düşman kuvvetlerine karşı meydan savaşı vermenin tehlikeli olacağını anlayan Kılıçaslan, ordusunu geri çekmek zorunda kaldı. Böylece 22 yıllık Selçuklu başkenti olan İznik 29 Haziran 1097’de Haçlı kuvvetlerinin eline geçti. İznik’in kaybından ve Birinci Haçlı seferinden sonra Kılıçaslan, Anadolu Türklerini çevresine toplayarak, Konya’yı başkent yaptı. Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun parçalanmasından yararlanarak bütün İslam topraklarına sahip olma girişiminde bulundu. Ardından Danişment Gazi ve Kayseri egemeni Hasan Bey’le anlaştıktan sonra Haçlı ordusunu Eskişehir önlerinde karşıladıysa da onların ilerleyişlerini durduramadı. Bir koldan Kayseri, bir koldan da Toroslara doğru ilerleyen Haçlılar, Kayseri-Göksun-Maraş üzerinden Antakya’ya inmeyi başardılar. Bunun üzerine Kılıçaslan hükümet merkezini Konya’ya taşımak zorunda kaldı. Yüzyılın sonlarında Anadolu’nun güney ve batı bölgeleri Haçlı ordularının eline geçmiş, kuzeybatısı Bizans egemenliği altına girmişti. Bunun yanı sıra Ermeniler de Çukurova bölgesinde bir ermeni devleti kurma peşindeydiler. Kılıçaslan bir yandan Bizans ve Haçlı saldırılarını durdurmaya çalışırken, öte yandan da göç etmek zorunda kalan Türkleri yerleştirmekle uğraşıyordu.

   Selçuklu komutanı Gümüştigin’in 1100 yılında bir Haçlı ordusunu yok edip prens Bohémond’u ve mahiyetini tutsak alması, yeni bir Haçlı akınının başlamasına yolaçtı. Kılıçaslan Danişmentlilere, Suriye Selçuklu hükümdarı Rıdvan’a ve öteki Türk beyliklerine başvurarak yardım istedi. Aldığı önlemlerle Haçlı ordusunun Amasya dolaylarında yok edilmesini sağladı. 1103’te Haçlıların elindeki Elbistan ve Maraş’ı kurtardı ve anlaşmazlığa düştüğü Danişment Gazi’yi yendi. 1105’te Danişmentlilerin elinde bulunan Malatya’yı aldı.

Ancak bu gelişmeler Büyük Selçuklu sultanı Muhammed Tapar’ı tedirgin etmeye başlamıştı. Sultan Muhammed’in Musul’a gönderdiği komutanı Çavlı Bey, Kılıç Arslan’a bağlı olan Çökürmüş Bey’i öldürüp Musul halkına eziyet etmeye başlayınca, Musul halkı Kılıçaslan’ı Musul’a davet etti. Bu davetin yerine getirilmesi gerektiğini belirtip ordusunun bir kısmını alarak Musul’a gitti. Musul’da çok iyi karşılandı ama, Bizans karşısında birçok Musul beyinin karşıya geçtiğini gördü. Komutanları olan Ersagun ile İltutmuş beylerin geri dönelim telkinlerine karşın, geri dönmeyerek 1107 yılının ilk aylarında Musul’u ele geçirip ülkesine kattı. Sonra, Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun parçalanmasından yararlanarak bütün İslam topraklarına sahip olma girişiminde bulundu. Ama Çavlı, Rıdvan ve Artuklu İlgazi anlaşarak Kılıçaslan’ın üzerine yürüdüler. Kılıçaslan, Temmuz 1107’de Habur ırmağı kıyısında yapılan savaşta kahramanca savaşmasına karşın yenildi. Habur ırmağını geçmek isterken, genç yaşında boğularak öldü. Karaya vuran cesedi alınarak, Atabeyi Mehmet Bey tarafından Meyyafarkin’de (Silvan) yaptırılan türbeye toprağa verildi.

I. Kılıçaslan, Türkiye Selçuklu Devleti’nin en buhranlı dönemlerinde hükümdarlık yapmıştı. Bizans İmparatorluğu’nun İznik’e yönelik saldırılarını bertaraf ettikten sonra, yoğun bir iskân politikası uygulayarak, özellikle Horasan bölgesinden getirdiği Türkleri Anadolu’ya yerleştirmiş, böylece Anadolu’nun Türkleşmesine çok önemli katkılarda bulunmuştur. Kılıçaslan teşkilatçı bir devlet adamıydı. Üstün komutanlık yeteneğine sahip, bütün hayatı mücadele içinde geçen büyük bir kahraman ve gazidir. Tutucu Haçlı ordusuna ağır kayıplar verdirerek, Türklerin Anadolu topraklarından atılamayacağını herkese gösterdi. Birçok hayır işleri yaparak halkının sevgisini kazandı. Hıristiyan halka da adalet ve şefkatle davrandı. Bu yüzden devrin tarihçileri “Kılıçaslan’ın ölümü Anadolu Hıristiyanları için de bir matem oldu” demişlerdir. Adaletli, hayırsever, korkusuz bir hükümdar olarak tanınan Kılıçaslan’ın ölümünden sonra, oğulları arasında başlayan taht kavgaları, Danişmentlilerin ve Bizanslıların Selçuklu topraklarını paylaşmak için yeni planlar kurmalarına yolaçtı.

KAYNAKÇA: Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi (s. 6692, 1986), Fazlı Konuş / Selçuklular Bibliyografyası (2006), Özden Süslü / Tasvirlere Göre Anadolu Selçuklu Kıyafetleri (1989), Ülker Erginsoy / Anadolu Selçuklu Mimari Süslemesi ve El Sanatları (1988), TDV İslam Ansiklopedisi (c. 25, s. 396, 2002), İhsan Işık / Ünlü Devlet Adamları (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi, C. 1, 2013) - Encyclopedia of Turkey’s Famous People (2013). 

 

 

FOTO GALERİ

İLGİLİ BİYOGRAFİLER

Devamını Gör