Halil İnalcık

Profesör, Akademisyen, Tarihçi

Doğum
26 Mayıs, 1916
Ölüm
25 Temmuz, 2016
Eğitim
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü
Burç

Tarihçi, akademisyen, profesör, yazar (D. 26 Mayıs 1916, İstanbul - Ö. 25 Temmuz 2016, Ankara). Kırım göçmenlerinden olan tüccar Seyit Osman Nuri Bey’in oğludur. Çocukluğu hep savaş yıllarında geçen İnalcık, 1924 yılında, ailesiyle birlikte Ankara’ya yerleşti ve ilkokulu burada, Gazi İlkokulunda bitirdi. Babası Seyit bey ailesini bırakıp Mısır’a yerleştiği için Halil İnalcık’ı annesi büyüttü.

Sivas Ortaokulunda yatılı olarak bir süre öğrenim gördükten sonra, 1932’de Balıkesir Öğretmen Okuluna girdi ve 1935’de, öğretmen okulundan mezun olduktan sonra, Atatürk’ün tarih tezini bilimsel temellere dayandırmak için kurduğu Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ne başladı. Burada, fizik dalında Nusret Kürkçüoğlu, edebiyat dalında ise edebiyat tarihçisi Abdülbaki Gölpınarlı ile Mehmet Fuat Köprülü, Şemsettin Günaltay, Muzaffer Göker, Yusuf Hikmet Bayur gibi ünlü hocalardan ders aldı. Ortaçağ tarihi derslerini aldığı Köprülü, İnalcık üzerinde büyük bir etki bıraktı ve meslek yaşamı boyunca kendisine örnek oldu.

1940 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümünü bitirdi. Aynı yıl Yakınçağ Tarihi Bölümünde asistan olarak bu fakültenin öğretim kadrosunda yer alarak, Yakınçağ Tarihi Bölümünde çalışmaya başladı. Bu arada Şevkiye Hanımla evlendi ve 1948 yılında Günhan adlı çocukları dünyaya geldi.

 “Tanzimat ve Bulgar Meselesi” konulu teziyle doktora çalışmasını tamamladı. 1943’te doçent, 1952’de profesör oldu ve Osmanlı müesseseleri tarihi dersini okuttu. Bir buçuk yıl İngiltere’de British Museum ve Londra Üniversitesi Doğu Dilleri Okulu’nda araştırmalar yaptı. 1949-50 yılları arasında Prof. Paul Wittek’in derslerine devam etti. 1957 yılından itibaren AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki idari teşkilat derslerinin yanı sıra, ABD’nin çeşitli üniversitelerinde konuk profesör olarak dersler verdi. 1953-54 yıllarında Columbia Üniversitesi, 1967-68 yıllarında Princeton Üniversitesi ve 1968’de Pennsylvania Üniversitesinde Osmanlı tarihi dersi okuttu.

Halil İnalcık, 1936’da Cumhuriyetin ilk üniversitesinin nüvesini oluşturacak olan Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin kurulmasından sonra, beş yüz başvurudan seçilen kırk öğrenci arasında sınavı birincilikle kazanmıştı. Fakülteye ilk girdiğinde Sinoloji (Çin dili ve edebiyatını konu alan filoloji)’ye yönelmeyi düşünmüş, ancak el değmemiş Osmanlı Arşivleri’ndeki belgeler, uygarlık tarihi, kurumlar tarihi daha fazla ilgisini çekmiştir. 1940 yılında fakülteyi bitirdikten sonra asistan olarak bitirdiği fakültenin öğretim kadrosuna katıldı. “Tanzimat ve Bulgar Meselesi” konulu doktora tezi yurt dışında da yankı uyandırdı.

İnalcık’ın tarihçiliği üzerinde, üniversitede Ortaçağ tarihi derslerini aldığı Fuat Köprülü ile Ömer Lütfi Barkan hocaların ekonomi tarihi üzerindeki çalışmaları etkili olmuştur. 1930’larda Fransız Annales okulu ile toplumsal tarihin ön plana çıkması, Braudel’in Akdeniz dünyasına ilişkin yorumları İnalcık’ın eserlerinde yankı buldu ve tarihçiliğine yeni boyutlar kazandırdı.  

Farsça, Arapça gibi kaynak dillerinden başka Fransızca, İngilizce, Almanca gibi modern dilleri de bilmesi Osmanlı Arşiv belgelerinin dışında Batı tarihçiliğini de yakından izlemesini sağlamıştır. Bütün bu birikimleri ve olayları dönemlerinin değer yargılarıyla ele alarak, eleştirel yaklaşımı ve kuvvetli bir mantık süzgecinden geçirmesi onu uluslararası düzleme taşıyarak Osmanlı tarihçiliğinin önde gelen tarihçilerinden en önemlisi yapmıştır.

1971-74 yılları arasında Uluslararası Güney Doğu Avrupa Araştırmaları Kurumunun başkanlığına, 1978’de Royal Asiatic Society’nin şeref üyeliğine seçilen İnalcık, Archivum Ottomanicum’un yayımcısı ve Encyclopedia of Islam, Turcica ile Harvard Ukranian Studies başta olmak üzere çeşitli yayınların yayın kurulu üyeliklerini yaptı. 1972 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinden emekli olunca Chicago Üniversitesi Tarih Bölümü’ne davet edildi. Burada uzun süre tarih profesörlüğü görevini sürdürdü ve 1982’de ikinci kez emekli oldu. 1993 yılından sonra Bilkent Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev aldı.

İnalcık’ın, kitaplarının yanı sıra yerli ve yabancı birçok yayın organında yüz elliden fazla makalesi yer aldı. Cambridge History of Islam (1970)’da Osmanlı tarihi bölümü ile Encyclopedia of Islam ve Encyclopedia Britannica’ya pek çok madde yazdı. Osmanlı tarihini evrensel gelişmelerin içinde açıklamaya çalışan İnalcık, bu tarihi sürecin hemen her dönemiyle ilgili yazılar yazdı. Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, 1983’ten itibaren Amerikan Sanat ve Bilim Akademisi üyesi, İngiltere Kraliyet Tarih Cemiyeti muhabir üyesiydi. Avrupa ve ABD’de Osmanlı tarihi çalışmalarının tanınmasını, yaygınlık kazanmasını ve birçok yanlış görüşün düzeltilmesini sağladı; bu çalışmalar Cambridge International Biographical Center’ın hazırladığı ansiklopedide yer aldı. Kendisine; Boğaziçi, Uludağ, Selçuk, Atina, Kudüs İbrani ve Bükreş üniversitelerinden doktora payeleri verildi. Yerli yabancı daha pek çok kurum ve kuruluştan şeref üyelikleri, ödüller ve fahri doktora unvanı aldı.

Dünya çapında ünlü tarihçimiz Prof. Dr. Halil İnalcık, Ankara'da tedavi gördüğü Güven Hastanesinde 25 Temmuz 2016 Pazartesi günü saat 19.10'da hayatını kaybetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ının talimatı ve Bakanlar Kurulu kararı ile cenazesinin Fatih Camii Haziresinde toprağa verilmesi kararlaştırıldı. Geride 72 eser bıraktı. Hayattayken, "yaşayan en büyük tarihçimiz" olarak kabul edilen dünyaca ünlü tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık, daha önce yerli ve yabancı dergilerde yayımlanmış olan Atatürk, Cumhuriyet, Atatürk Devrimleri, Modernleşme ve Türkler, Modern Türkiye gibi konularla ilgili makalelerini son yayını olan “Atatürk ve Demokratik Türkiye” (2007) adlı kitapta topladı. İnalcık’ın güncel sorunlara da değindiği bu kitabındaki yazılarda küreselleşme, Türkiye’de siyaset, Kıbrıs sorunu gibi konular ayrıca dikkat çekmektedir.

ESERLERİ:

Tanzimat ve Bulgar Meselesi (1943), Fatih Devri Üzerine Tetkikler ve Vesikalar (1954), Kanunname-i Sultanî Ber Muceb-i Örfi Osmanî 2. Mehmed ve 2. Beyazid Devirlerine Ait Yasakname ve Kanunnameler (1956), The Ottoman Empire. The Classical Age 1300-1600 (Londra 1973) / Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ 1300-1600 (Çev. Ruşen Sezer, 2003), Gazavat-ı Sultan Murad b. Mehemmed Han, İzladi ve Varan Savaşları (1443-1444) Üzerinde Anonim Gazâvatnâme (1978), The Ottoman Empire: Conquest Organization, and Economy (Londra 1979), Studies in Ottoman Social and Economic History (Londra, 1985) / Osmanlı İmparatorluğunun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, 1300-1600 (Çev. Halil Berktay, 2001), The Middle East and the Balkans under the Ottoman Empire: Essays on Economy and Society (Bloomington, 1993), From Empire to Republic: Essays on Ottoman and Turkish Social History (1995), Osmanlı İmparatorluğu Toplum ve Ekonomi (1996), Sources and Studies on the Ottoman Black Sea: The Customs Register of Caffa, 1487-1490 (Cambridge, 1996), Essays in Ottoman History (1998), Osmanlı’da Devlet - Hukuk - Adalet (2000), Şair ve Patron: Patrimonyal Devlet ve Sanat Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme (2003), Doğu Batı (Makaleler 1, 2005), Atatürk ve Demokratik Türkiye (2007).

KAYNAKÇA: Ayşe Karabat / Dünya Tarihi Türk’e Emanet (söyleşi, Radikal, 10.8.1995), Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık (Bilim ve Teknik, Ağustos 1997), Özer Ergenç / Halil İnalcık Neden Büyük? (Doğu Batı, 3 /12, s. 121-142), Halil İnalcık: “İstanbul İşgal Edilmedi” (29.6.2000), İhsan Işık / Yazarlar Sözlüğü (1990, 1998) - Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi (2001, 2004) – Encyclopedia of Turkish Authors (2005) - Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2007) – Ünlü Bilim Adamları (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi, C. 2, 2013) - Encyclopedia of Turkey’s Famous People (2013), Emre Kongar / Halil İnalcık İslâm Şeriatçılığı ve Türkler İçin Ne Diyor? (Cumhuriyet, 26.11.2001), Taha Akyol / Türkiye’de Modern Tarihçiler (Milliyet, 6.1.2003), Can Siirt / İnalcık’tan “Patron”cuk (Lika, sayı: 41, Ağustos 2003), Remzi Demir - Doğan Atılgan, Elli Portre (Ankara, 2008), 100 yaşındaki bilge Halil İnalcık: Bu sıkıntılı devir Geçecek (Röportaj: Güliz Arslan - Fotoğraflar: Selahattin Sönmez, Hurriyet.Com.Tr, 12 Eylül 2015),  Ünlü tarihçi Halil İnalcık hayatını kaybetti (hurriyet.com.tr, 25.07.2016), Prof. Dr. Halil İnalcık son yolculuğuna uğurlanıyor (hurriyet.com.tr, 27.07.2016). 

 

2015'TEKİ BİR RÖPORTAJINDAN

2015'TEKİ BİR RÖPORTAJINDAN

 

100 YAŞINDAKİ BİLGE HALİL İNALCIK:

 

"BU SIKINTILI DEVİR GEÇECEK"

 

‘Tarihçilerin şeyhi’ olarak anılan Halil İnalcık 100 yaşında. Hocanın evine konuk olduk, doğum gününü kutladık. İnalcık “Sıkıntılı bir devir yaşıyoruz ama geçecektir” diyor.

 

 “Bu ev taştan, tuğladan değil, kitaptan inşa edilmiş olmalı.” ‘Şeyhül Müverrihin’ (tarihçilerin şeyhi) ya da ‘tarihçilerin kutbu’ olarak anılan Halil İnalcık’ın 100’üncü yaşını kutlamak üzere Bilkent Lojmanları’ndaki evinin kapısını çalıyorum ve içeri girdiğimde aklımdan ilk bu geçiyor. Kitaplar, kitaplar, notlar, ödüller, dergiler, dosyalar, sonra yine kitaplar, kitaplar...

Ailesi, öğrencileri, meslektaşları geçen hafta onun için bir doğum günü kutlaması düzenledi. Biz de şimdi bir pastayla dahil oluyoruz kutlamalara. İnalcık mumları üflerken tuttuğu dileği paylaşmakta sakınca görmüyor. Röportaj sırasında sık sık karşılaşacağım o muzip gülümsemesiyle, “Bir 100 yıl daha” diyor.

 

100 yaşında bir tarihçi olarak Türkiye’nin bugününe bakınca ne hissediyorsunuz?

Sıkıntılı bir devir yaşıyoruz. Ama geçecektir. Tarihimizde bu dalgalanmalar olmuştur. Günlük siyasetle ilgili bir şey söylemek istemiyorum çünkü ben siyasetin üzerindeyim, bilim adamıyım. Kehanette bulunmaya girişmem. Yanlış yerlere çekilebilir. Ama bir sosyal tarihçi olarak durumu görüyorum. Reaksiyon halindeki gençliğin görüşlerini tespit ediyorum.

 

“Tarih bilmek bugünü ve geleceği doğru yorumlamakta bize yardım eder” derler. Ama sanki biz geçmişten hiç ders almıyoruz, hep aynı şeyi yaşıyoruz...

Türkiye şimdi bir dönüm noktasında. Sadece Türkiye de değil, bence insaniyet son asırda istikametini kaybetti. Kendi rahatı için düşmanını nükleer silahlarla ezmek gibi yollara sapıyorlar. Ama bunlara bakıp yılmamalı. Bu memlekete ve geleceğine güvenerek çok çalışmalı. Esas mesele fikir zenginliğidir. O yüzden ne olursa olsun fikir hürriyetini muhafaza etmek gerekiyor.

 

Yaşananlara bakıp “Bu ülkede yaşanmaz artık” diyen çokça genç var. Siz uzun yıllar yurtdışında yaşadınız. Ama sonra döndünüz. Onlara ne demek istersiniz?

 

Karamsarlık korkaklıktır. Türkiye büyüktür. 1500 yıllık bir tarihimiz var. Canımızla, başımızla bu büyüklüğü devam ettirmeliyiz. Bırakıp kaçmak ihanettir bence. Eğer noksanlar varsa gidermeye uğraşmalıyız. Bu devletin tarihine yakışır şekilde yaşamalı ve çok çalışmalıyız.

 

Her şeye rağmen?

 

Her şeye rağmen!

 

BİR KEŞİŞ GİBİ ÇALIŞTIM

 

 

Peki, insanın çok çalışabilmesi için ne çalışması gerektiğini iyi bilmesi lazım herhalde. Siz ne çalışacağınıza çok küçük yaşta karar vermişsiniz. Nasıl emin oldunuz ömrünüzü adayacağınız alanın sizin için en doğrusu olduğundan?

 

1935’ti sanıyorum, Balıkesir Muallim Mektebi’nde okurken kütüphaneden bir kitap aldım; Hasan Âli Yücel’in ‘Goethe’si. O bana çok tesir etti. Ben de bir misyon benimsedim. Arkadaşlarım Hititoloji, Sümeroloji gibi ilimlere önem veriyordu. Ben eskiçağa girmedim. “Bizim asıl tarihimiz Osmanlı’dır, kendimi Osmanlı tarihine vereceğim” dedim.

 

Ve çok çalıştınız değil mi?

 

Bir keşiş gibi... İdealimi gerçekleştirmek için en iyi şekilde hazırlandım. Birinci sınıf âlimlerden ders aldım. Eşim de benimle işbirliği yaptı. Biz Şevkiye’yle, benim hanım, nerede tanıştık biliyor musunuz? Arapça dersinde. Yan yana oturmuşuz. O da Arap edebiyatının mütehassısı oldu. Arap kaynaklarında çözemediğim şeylere yardım ederdi. Kendisiyle günlerce ilgilenemediğim olurdu, davetlere gidemezdik. Hiç şikâyet etmezdi.

 

Ne mutlu ki çalışmalarınızın karşılığını aldınız...

 

Evet, eserlerimi Çinceye, Rusçaya, Lehçeye, Arapçaya, Yunancaya, Bulgarcaya, Romenceye, Sırpçaya, Hırvatçaya, Farsçaya çevirdiler. 1432 tarihli, Arnavutluk nüfusunu anlatan bir defter bulmuştum arşivlerde. 1950’lerde onu neşrettim. Bu Balkanlar’da büyük akis yaptı. Osmanlı’nın kılıçla değil, uzlaşmayla geldiğini orada gördüler. Sırp Akademisi beni üye seçti; akademiye giderseniz görürsünüz, büyük âlimlerin fotoğrafının yanında bir de bir Türk âliminin fotoğrafı vardır. Sonra, UNESCO’nun dünya tarihi kitabında 18’inci asra ayrılan beşinci cildin editörlerinden biri de bendim. Uluslararası tarih ilminde bir otorite olarak tanındığımı bu kitap ispat eder. ‘Klasik Çağ’ kitabım ders kitabım olarak pek çok üniversitede okutulur. Bunlar büyük mutluluklar benim için.

 

72 KİTABIM VAR, ÇOĞUNU 80 YAŞINDAN SONRA YAZDIM

 

Türkiye’de kıymetiniz biliniyor mu?

 

Maalesef. Ben Osmanlı Beyliği’nin kuruluşu “1302, Bafeus Zaferi’dir” diyorum. Bizans kayıtlarında ilk defa o zaman geçiyor Osmanlı. İlk defa o zaman Bizans ordusu denize dökülüyor. Ama hâlâ bütün tarihçiler 1299’da, Bilecik’in alınmasını kabul ediyor. Çünkü ilk mektepte öyle öğrenmişler! Efendim, ondan önce onun gibi daha kaç kale fethedildi. Defalarca yazdım ama okumuyorlar. Tembellik tembellik... …)

 

Hayatınızda bir gün olsun tembellik ettiniz mi? “Bugün yataktan çıkmayacağım” dediniz mi mesela hasta olmadığınız halde?

Hayır. 72 kitabım var, çoğunu 80 yaşından sonra yazdım. Hâlâ hoca olarak faalim; yedi doktora öğrencim var. Geçen sene bazı yeni makalelerim çıktı. Bir şeye âşık oldunuz mu her şeyi unutursunuz işte. Uykunuzu, sıhhatinizi... Ama hedefe varmak için ömür, onun için de iyi sıhhat lazım. Doktorlarımıza çok şey borçluyum. 100’e vardımsa modern tababette yapılan keşifler sayesinde vardım.

 

 

 

 

 

(…)

 

Günlük hayatta tarihle ilgili en sık yapılan hata nedir?

 

‘Osmanlı İmparatorluğu’ uydurma bir laftır. Osmanlı kendine imparatorluk demedi, ‘Devlet-i Aliye-yi Osmaniye’ dedi. Yani; Yüce Osmanlı Devleti. Aliye’nin a’sını da uzatmadan söyleyeceksiniz.

 

HALİL İNALCIK'TAN HAYAT DERSLERİ 

 

Çalışma: Manalı bir hayat için kendinize uzak, büyük bir gaye koyun. Sonra da onu gerçekleştirmek için çok çalışın.

Para: Yetecek kadar olsun. Kendinizi servet yığma hırsına kaptırmayın. Ama bir eviniz olmalı.

Aşk: Çalışma uğruna yalnızlığı seçmeyin, hayatınız noksan kalır. Tanrı bizi çift yaratmış. Kadınsız hayat yarım hayattır.

Aile: Ben öyle çok çocuklu bir hayat kuramadım, bir kızım oldu. Ama çocuk sahibi olmak ilim yapmaya engel değildir.

KAYNAK: 100 yaşındaki bilge Halil İnalcık: Bu sıkıntılı devir Geçecek (Röportaj: Güliz Arslan - Fotoğraflar: Selahattin Sönmez, Hurriyet.Com.Tr, 12 Eylül 2015).

 

İLGİLİ BİYOGRAFİLER

Devamını Gör