Biyografya
Halil Halid Bey

Halil Halid Bey

Doğum
1869
Ankara, Türkiye
Eğitim
Mekteb-i Hukuk (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi)

Gazeteci - yazar (D. 1869, Ankara - Ö. ?). Babası Çerkeş Şeyhizâde Ahmet Refi Efendi, annesi Hacı Refika Sıdıka Hanım’dır. Çok hareketli ve maceraperest bir yapıya sahip olan Halil Halid babasını erken yaşta yitirmişti. Okul yaşına geldiğinde ise, disiplin altına girmeyi gerektiren mahalle mektebine başlamamak için annesiyle mücadeleye girmişti. Bu nedenle annesi bir yakınlarını devreye soktu ve bu yaşlı adamın zorlamasıyla mahalle mektebine başladı. Bir yıl sonra da rüştiyeye (ortaokula) başlayan Halil Halid, buradaki eğitimine on dört yaşına kadar devam etti. Rüştiyeyi bitirdikten sonra, annesi onu, Meclis’in Sultan tarafından feshedilmesinden dolayı bir süredir Ankara’da bulunan amcası Mehmet Tevfik Efendi ile birlikte İstanbul’a gönderdi. Kendisi askerî bir okula gitmek istese de, amcasının isteği üzerine Küçük Ayasofya Medresesi’ne başladı. İki yılı amcasının yanında, üç yılı da yatılı olmak üzere, medresede toplam beş yıl eğitim gördü.

Bir gün annesini görmeye giden Halil Halid, kendi kasabalarına çok yakın bir yerde oturan İngiliz konsolosu ile tanışmış, İngiltere ve İngilizler hakkındaki ilk bilgilerini ondan almıştı. Tatil sonunda tekrar İstanbul’a dönerek iki yıl boyunca fıkıh (İslam hukuku) dersleri almış ve bu alanda ilerleme göstermişti. Tatil için Beyrut’taki bir akrabasının yanına gittiğinde ise, burada okullarda eğitim görenlerin çeşitli görevlere atandığını gördü. Bu geziden döndükten sonra da Mekteb-i Hukuk (Hukuk Fakültesi)’ta okumaya karar verdi ve öğrenimini burada tamamladı. Doğu ve İslâm kültürü ile yetişmişti. Ama Paris ve Cenevre ile birlikte o dönemin kimi Türk aydınlarının sığınağı olan Londra’ya kaçtı. Orada Salim Faris’in yayımladığı Hürriyet gazetesine takma adlarla yazılar yazmaya başladı. Abdülhak Hamid’in önerisi ve Saray’ın daveti üzerine bir süre sonra İstanbul’a dönenerek adliyede bir memuriyete atandı. Fakat on sekiz gün sonra fikrini değiştirerek yeniden Londra’ya gitti.

Halil Halid Bey, 1897 yılında Londra’daki Osmanlı elçiliğine konsolos yardımcısı olarak atandı. Londra konsolos vekili sıfatıyla II. AbdülHamid’e, Basra Körfezi hakkında 7 Mart 1898 tarihinde bir rapor sundu. Bu rapor Halil Halid Beyin siyasî meselelere olan yakınlığını göstermesi ve İngiltere’nin bölge hakkındaki emellerini çok iyi saptaması bakımından önemliydi. Raporu hazırladıktan bir süre sonra Londra’daki Osmanlı sefir ve konsolosu aleyhine Türkçe bir risale yayımlaması üzerine de görevinden alındı.

O yıllarda Cambridge Üniversitesi’nde E.J. Gibb, Türk Edebiyatı tarihini öğretiyordu. Abdülhak Hamid’in Gibb’e tanıttığı Halil Halid, Cambridge Üniversitesi’nde Türkçe öğretmen yardımlığı ile görevlendirildi. Daha sonra Bombay Başkonsolosluğuna atandı. Ancak Halil Halid imzası İngiliz basınında az çok tanındığı için İngiltere hükümeti onun Hindistan’da bulunmasını istemedi. O nedenle, onu Bombay’a gönderen Sait Halim Paşa tarafından geri çağrıldı. Mütareke yıllarında İsviçre’ye geçti. Mütareke döneminin ortasına doğru Türkiye’ye döndü. Harbiye Mektebi (Harp Okulu)’nde İngilizce öğretmeni ve İlâhiyat Fakültesi’nde İslâm ulusları tarihi öğretmenliği yaptı.

Yazılarının bir bölümü II. Abdülhamid yönetimi aleyhine ve Jön Türklerin edebiyatına ilişkin, bir bölümü de Türk hukukunu Batıya karşı savunma niteliğindedir. Servet-i Fünûn dergisinde yazdı. “Hilâl ve Salip Münâzaası kitabı Arapçaya ile Hintçeye çevrildi. Türklüğün varlığını ve hukukunu savunmak için yazılmış olan eserlerinin hepsi Arapça, Hintçe ve Urduca dillerine çevrilmişti. Türkçe ve yabancı dildeki gazetelere birçok yazı yazdığı gibi, kitap ve risaleleri (küçük kitapçıkları) yabancı dillere en çok çevrilen ya da doğrudan doğruya o dillerde yazmış olan yazarlardan biridir. İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya’ya giderek yazmaya devam etti. 1918’de Berlin’de “Bazı Berlin Makalâtı” adlı bir makale dergisi çıkardı.

Halil Halid Bey, Türkiye’de pek tanınmayan bir aydın olmasına karşın, Kuzey Afrika ve İngiltere’de tanınan bir kişidir. Çünkü Kuzey Afrika ve İngiltere’de Osmanlı Devleti adına önemli işlere imza atmıştı. Bir zaman Abdülhamid’e muhalefet etmiş, ama Jöntürkler’in ihanetini görünce de Sultan’ın yanında yer almıştı. Siyasi kimliğinin yanı sıra İslam dünyasındaki ilmi yönü ile de tanınır.  İngiltere’de öğretmenlik yaptığı dönemlerde, İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ne karşı yürüttüğü politikaları şiddetle eleştirmekle birlikte Müslümanları da emperyalist emellere karşı uyarmıştı. İngiltere’nin Mısır’ı işgal etmesine, Avusturya’nın Bosna Hersek’i almasına en sert tepkiyi yazılarıyla gösterenlerden birisidir. Duyarlıklı olduğu konulardan biri de İslam toplumlarının Batılılaşmaya kendilerini kaptırmaları, İslam uygarlığından hızla uzaklaşmaya başlamalarıydı. Milliyetçiliğin Müslümanlar için tehlikeli bir akım olduğunu söyleyen Halil Halid Bey, Batı ile mücadele de Müslümanların birlik içinde hareket etmeleri gerektiğini vurgulamaktaydı. Ne pahasına olursa olsun, Osmanlı Devleti’nin yaşaması gerektiğine inanırdı. Sömürgecilikle mücadele etmenin tek yolu Türk, Kürt, Arap, Çerkes, Boşnak, Arnavut Müslümanlarının bu şemsiye altında birleşmelerinin gerekli olduğunu, yoksa Müslüman toplum diye bir topluluğun kalmayacağını, Mekke, Medine, Kudüs, İstanbul, Kosova, Meşhed ve Musul’un birer sömürge toprağı haline geleceğini söylüyordu… Halil Halid, Avrupa’ya giden Müslüman öğrencilerle de yakından ilgilenerek, onların yabancılaşmamı için dönemin hükümetine bir proje sunmuş, fakat bu proje İttihatçı hükümet tarafından gericiliği teşvik ettiği gerekçesiyle kabul edilmemişti.

“Halil Hâlid bilhassa hürriyete muhib ve otoriteye taraftar, mübâriz ve çekingen halûk ve titiz, ilim ve fazilete meftûn, fakat sanatkâr ve şair değil, yazıcı ve hoca yani okuyup öğrenmek ihtiyacı ile doğmuş bir misyoner tabiat, fakat sözünde talâkat ve kaleminde cazibeden mahrûm, vatan hissi ile meşbû, milliyetçi, azimkâr, sebatkâr, hâlis bir ‘efendi’, selâbet ile muttasıf bir şahsiyetti. İşte bütün hüviyeti bu sıfatlarla hülâsa edilebildiği gibi, bütün hayatı da bu hasletlerin mahsûlüdür. Ve onun asıl eseri silintiler, tashihlerle dolu olan bu atılgan ve perişan hayatıdır. (…)

“Halil Hâlid’in, yazıldığı zaman canlı olan eseri, vatanın mütehavvil hayatının yevmî meselelerine bağlı kaldığı ve hülâsa aktüaliteye tâbi olduğu cihetle geçmiş hissini veriyor. Onda noksan olan, çoğumuzda olduğu gibi edebiyattı. Eğer edebiyat için daha hassas olsa ve müdafaa ettiği fikirleri daha klasik ve derin bir kültür ve daha cazip bir kalemle yazsa, bugün irfan hayatımızda daha pâyidâr bir isim ve daha müessir bir eser bırakmış olurdu.” (Abdülhak Şinasi Hisar)

ESERLERİ:

The Diary of a Turk (Bir Türk’ün Jurnali, 1903), A Study in English Turcophobia (İngiltere’de Türk Düş­manlığı Üzerine Bir Araştırma, 1904), Cezayir Hâtırâtı (1906), Hilâle Karşı Salip (1907, aynı eser The Crescent Versus the Cross adı ile Londra’da 1907’de İngilizce olarak yayımlandı), Hilâl ve Salip Münâzaası (1907, Hilal ve Haç Çekişmesi adıyla), İslâmile Nasrâniyetin Münâsebat-ı Asliyyesi (1326/ 1908), Arap ve Türk, Fusûl-i Mütenevvia (4 küçük risale, 1326/1908), Şehzade Cem Vak’asında Mesele-i Hamiyyet (1327/1909), Panislâmizm Tehlikesi (1918, Almanca), La Turcophobie des İmpérialistes Anglais (1919, Fransızca-İngilizce), İngiliz Mesâi Fırkası ve Şark (1919, İngilizce), Türk Hâkimiyeti ve İngiliz Cihangirliği (1341/1922), İslâm Tarihi (İngilizceden çeviri, 1343/1924), Her Günkü Hayatın İktisadiyatı (H. Penson’dan, 1926), Tacirliğin Mübadisi (M. Clark’tan, 1926), Bir Türkün Ruznamesi (2008), İngilizlerin Osmanlıyı Yok Etme Siyaseti (2011).

KAYNAKÇA: Abdülhak Şinasi Hisar / Haftalık Edebî Muhasebe-Halil Hâlid’in Hayatı ve Eseri (Milliyet, 7.4.1931), Türk Ansiklopedisi (c. 18, 1943-1986), TDE Ansiklopedisi (c. 4, 1976), TDV İslâm Ansiklopedisi (c. 15, 1996), TDOE - TDE Ansiklopedisi 4 (2004), İhsan Işık / Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2006) - Ünlü Fikir ve Kültür Adamları (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi, C. 3, 2013) - Encyclopedia of Turkey’s Famous People (2013), Halil Halid kime cevap verdi (dunyabizim.com, 29.07.2010), Tarık Yalçın / Sıradışı bir Osmanlı aydını; Halil Halid Bey (Dünya Bülteni / Tarih Servisi, dünyabizim.com, erişim 22.12.2010).